← Sure 7

7:168

وَقَطَّعْنَـٰهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ أُمَمًا ۖ مِّنْهُمُ ٱلصَّـٰلِحُونَ وَمِنْهُمْ دُونَ ذَٰلِكَ ۖ وَبَلَوْنَـٰهُم بِٱلْحَسَنَـٰتِ وَٱلسَّيِّـَٔاتِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

Kelime kelime

وَقَطَّعْنَٰهُمْ
ve onları ayırdık
Fiil
Kök: قطع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
قَطَّعْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِى
yeryüzünde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
أُمَمًا
topluluklara
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
أُمَمًاİsimdişil çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنْهُمُ
onlardan kimi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلصَّٰلِحُونَ
iyi kişilerdir
İsim
Kök: صلح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّٰلِحُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
وَمِنْهُمْ
ve kimi de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
دُونَ
alçaktır
İsim
Kök: دون
Dilbilgisi (i'rab)
دُونَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
ذَٰلِكَ
bundan
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
وَبَلَوْنَٰهُم
ve onları sınadık
Fiil
Kök: بلو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
بَلَوْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱلْحَسَنَٰتِ
iyiliklerle
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَسَنَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
وَٱلسَّيِّـَٔاتِ
ve kötülüklerle
İsim
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّيِّـَٔاتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
لَعَلَّهُمْ
belki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَعَلَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَرْجِعُونَ
dönerler (diye)
Fiil
Kök: رجع
Dilbilgisi (i'rab)
يَرْجِعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Biz onları yeryüzünde iyiler ve aşağılıklar olarak bölük bölük ayırdık; iyiliğe dönerler diye onları güzellikler ve kötülüklerle sınadık.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ve onları yeryüzünde birçok ümmetlere ayırdık. İçlerinde iyi olanları da vardı, olmayanları da. Onları biz, bazan nimetlerle, bazan da musibetlerle imtihana çektik. Sonunda belki hakka dönerler diye.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onları (yahudileri), çeşitli ümmetler hâlinde yeryüzüne dağıtmıştık. (İçlerinde) iyi olanları da bunun dışındakileri de (iyi olmayanları da) vardı. Gerçeğe dönerler diye onları iyiliklerle ve kötülüklerle denemiştik.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

We broke them up into sections on this earth. There are among them some that are the righteous, and some that are the opposite. We have tried them with both prosperity and adversity: In order that they might turn (to us).

A. Yusuf Alipublic-domain

We dispersed them over the earth in separate communities- some are righteous and some less so: We tested them with blessings and misfortunes, so that they might all return [to righteousness]-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And We have sundered them in the earth as (separate) nations. Some of them are righteous, and some far from that. And We have tried them with good things and evil things that haply they might return.

M. Pickthallpublic-domain

And We divided them throughout the earth into nations. Of them some were righteous, and of them some were otherwise. And We tested them with good [times] and bad that perhaps they would return [to obedience].

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وفرَّقنا بني إسرائيل في الأرض جماعات، منهم القائمون بحقوق الله وحقوق عباده، ومنهم المقصِّرون الظالمون لأنفسهم، واختبرنا هؤلاء بالرخاء في العيش والسَّعَة في الرزق، واختبرناهم أيضًا بالشدة في العيش والمصائب والرزايا؛ رجاء أن يرجعوا إلى طاعة ربهم ويتوبوا من معاصيه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?