← Sure 7

7:169

فَخَلَفَ مِنۢ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ وَرِثُوا۟ ٱلْكِتَـٰبَ يَأْخُذُونَ عَرَضَ هَـٰذَا ٱلْأَدْنَىٰ وَيَقُولُونَ سَيُغْفَرُ لَنَا وَإِن يَأْتِهِمْ عَرَضٌ مِّثْلُهُۥ يَأْخُذُوهُ ۚ أَلَمْ يُؤْخَذْ عَلَيْهِم مِّيثَـٰقُ ٱلْكِتَـٰبِ أَن لَّا يَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلْحَقَّ وَدَرَسُوا۟ مَا فِيهِ ۗ وَٱلدَّارُ ٱلْـَٔاخِرَةُ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَ ۗ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

Kelime kelime

فَخَلَفَ
ardından
Fiil
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
خَلَفَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِنۢ
sonra onların
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنۢEdatharf-i cer (edat)
بَعْدِهِمْ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدِİsimmecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
خَلْفٌ
yerlerine geçip
İsim
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
خَلْفٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَرِثُوا۟
varis olanlar
Fiil
Kök: ورث
Dilbilgisi (i'rab)
وَرِثُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْكِتَٰبَ
Kitaba
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كِتَٰبَİsimeril، mansûb (akuzatif)
يَأْخُذُونَ
alıyorlar
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْخُذُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَرَضَ
menfaatini
İsim
Kök: عرض
Dilbilgisi (i'rab)
عَرَضَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هَٰذَا
şu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
ٱلْأَدْنَىٰ
alçak(dünyan)ın
İsim
Kök: دنو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَدْنَىٰİsimeril tekil، mecrûr (genitif)
وَيَقُولُونَ
ve diyorlar ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
سَيُغْفَرُ
(nasıl olsa) bağışlanacağız
Fiil
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
سَEdatgelecek (se/sevfe)، ön ek
يُغْفَرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
لَنَا
biz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَاİsimzamir، 1. çoğul
وَإِن
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
إِنEdatşart
يَأْتِهِمْ
kendilerine gelse
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْتِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَرَضٌ
bir menfaat daha
İsim
Kök: عرض
Dilbilgisi (i'rab)
عَرَضٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّثْلُهُۥ
ona benzer
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
مِّثْلُİsimeril، merfû (nominatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
يَأْخُذُوهُ
onu da alırlar
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْخُذُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
أَلَمْ
peki alınmamış mıydı?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
لَمْEdatolumsuzluk
يُؤْخَذْ
biz almıştık
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْخَذْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
عَلَيْهِم
kendilerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِّيثَٰقُ
misak (söz)
İsim
Kök: وثق
Dilbilgisi (i'rab)
مِّيثَٰقُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلْكِتَٰبِ
Kitap'ta
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كِتَٰبِİsimeril، mecrûr (genitif)
أَن
diye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
لَّا
söylemeyecekler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّاEdatolumsuzluk
يَقُولُوا۟
derler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَى
hakkında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
إِلَّا
başkasını
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
ٱلْحَقَّ
gerçekten
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
وَدَرَسُوا۟
ve öğrenmediler mi?
Fiil
Kök: درس
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
دَرَسُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَا
onun içindekini
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
فِيهِ
onda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَٱلدَّارُ
ve yurdu
İsim
Kök: دور
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
دَّارُİsimdişil tekil، merfû (nominatif)
ٱلْءَاخِرَةُ
Âhiret
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
ءَاخِرَةُİsimdişil tekil، merfû (nominatif)، sıfat
خَيْرٌ
daha hayırlıdır
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
لِّلَّذِينَ
korunanlar için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يَتَّقُونَ
korunanlar
Fiil
Kök: وقي
Dilbilgisi (i'rab)
يَتَّقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَفَلَا
düşünmüyor musunuz?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
فَEdatek bağlaç، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
تَعْقِلُونَ
aklınızı kullanırsınız
Fiil
Kök: عقل
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْقِلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Ardlarından yerlerine gelen bir takım kötüler, Kitap'a mirasçı oldular. "Biz nasıl olsa affedileceğiz" diyerek Kitap'ın hükümlerini değiştirme karşılığı bu değersiz dünyanın mallarını alırlar; yine ona benzer geçici bir şey kendilerine gelince onu da kabul ederlerdi. Onlardan, Allah'a karşı ancak gerçeği söyleyeceklerine dair Kitap üzerine söz alınmamış mıydı? Kitap'da olanları okumamışlar mıydı? Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için, ahiret yurdu vardır, düşünmüyor musunuz? Biz, iyiliğe çalışanların ecrini elbette zayi etmeyiz.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Derken kitabı (Tevrat'ı) miras alan bozuk bir nesil bunların yerini aldı. Bize nasıl olsa mağfiret edilecek diyerek, şu alçak dünya malını alıyorlar, yine onun gibi bir mal ve rüşvet gelse onu da alırlar. Allah'a karşı haktan başka bir şey söylemeyeceklerine dair kendilerinden o kitabın hükmü üzere misak alınmamış mıydı? Ve onun içindekileri okuyup öğrenmemişler miydi? Oysa ahiret yurdu Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlardan sonra da şu değersiz (dünya) malını alıp, “(Nasıl olsa) bağışlanacağız!” diyerek Kitab'a (Tevrat’a) mirasçı olan birtakım (kötü) kişiler gelmişti. Onlara, benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlardı. (Peki), Allah hakkında gerçek(ler)den başka bir şey söylemeyeceklerine dair kendilerinden Kitap'ta (Tevrat’ta) söz alınmamış mıydı ve onlar (bunu Kitap'ta) okumamışlar mıydı? Ahiret yurdu takvâlı (duyarlı) olanlar için hayırlı olandır. Akıl etmiyor musunuz?

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

After them succeeded an (evil) generation: They inherited the Book, but they chose (for themselves) the vanities of this world, saying (for excuse): "(Everything) will be forgiven us." (Even so), if similar vanities came their way, they would (again) seize them. Was not the covenant of the Book taken from them, that they would not ascribe to Allah anything but the truth? and they study what is in the Book. But best for the righteous is the home in the Hereafter. Will ye not understand?

A. Yusuf Alipublic-domain

and they were succeeded by generations who, although they inherited the Scripture, took the fleeting gains of this lower world, saying, ‘We shall be forgiven,’ and indeed taking them again if other such gains came their way. Was a pledge not taken from them, writ-ten in the Scripture, to say nothing but the truth about God? And they have studied its contents well. For those who are mindful of God, the Hereafter is better. ‘Why do you not use your reason?’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And a generation hath succeeded them who inherited the scriptures. They grasp the goods of this low life (as the price of evil-doing) and say: It will be forgiven us. And if there came to them (again) the offer of the like, they would accept it (and would sin again). Hath not the covenant of the Scripture been taken on their behalf that they should not speak aught concerning Allah save the truth? And they have studied that which is therein. And the abode of the Hereafter is better, for those who ward off (evil). Have ye then no sense?

M. Pickthallpublic-domain

And there followed them successors who inherited the Scripture [while] taking the commodities of this lower life and saying, "It will be forgiven for us." And if an offer like it comes to them, they will [again] take it. Was not the covenant of the Scripture [i.e., the Torah] taken from them that they would not say about Allāh except the truth, and they studied what was in it? And the home of the Hereafter is better for those who fear Allāh, so will you not use reason?

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فجاء من بعد هؤلاء الذين وصفناهم بَدَلُ سوء أخذوا الكتاب من أسلافهم، فقرءوه وعلموه، وخالفوا حكمه، يأخذون ما يعرض لهم من متاع الدنيا من دنيء المكاسب كالرشوة وغيرها؛ وذلك لشدة حرصهم ونَهَمهم، ويقولون مع ذلك: إن الله سيغفر لنا ذنوبنا تمنيًا على الله الأباطيل، وإن يأت هؤلاء اليهودَ متاعٌ زائلٌ من أنواع الحرام يأخذوه ويستحلوه، مصرِّين على ذنوبهم وتناولهم الحرام، ألَمْ يؤخذ على هؤلاء العهود بإقامة التوراة والعمل بما فيها، وألا يقولوا على الله إلا الحق وألا يكذبوا عليه، وعلموا ما في الكتاب فضيعوه، وتركوا العمل به، وخالفوا عهد الله إليهم في ذلك؟ والدار الآخرة خير للذين يتقون الله، فيمتثلون أوامره، ويجتنبون نواهيه، أفلا يعقل هؤلاء الذين يأخذون دنيء المكاسب أن ما عند الله خير وأبقى للمتقين؟

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?