← Sure 8

8:4

أُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُؤْمِنُونَ حَقًّا ۚ لَّهُمْ دَرَجَـٰتٌ عِندَ رَبِّهِمْ وَمَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

Kelime kelime

أُو۟لَٰٓئِكَ
işte
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
هُمُ
onlardır
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمُİsimzamir، 3. çoğul eril
ٱلْمُؤْمِنُونَ
mü'minler
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُؤْمِنُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
حَقًّا
gerçek
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
حَقًّاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
لَّهُمْ
onlara vardır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
دَرَجَٰتٌ
dereceler
İsim
Kök: درج
Dilbilgisi (i'rab)
دَرَجَٰتٌİsimdişil çoğul، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
عِندَ
katında
İsim
Kök: عند
Dilbilgisi (i'rab)
عِندَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
رَبِّهِمْ
Rablerinin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَمَغْفِرَةٌ
ve bağışlanma
İsim
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَغْفِرَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَرِزْقٌ
ve rızık
İsim
Kök: رزق
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رِزْقٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
كَرِيمٌ
tükenmez
İsim
Kök: كرم
Dilbilgisi (i'rab)
كَرِيمٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

İşte gerçekten inanmış olanlar bunlardır. Onlara Rablerinin katında mertebeler, mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İşte gerçekten mümin olanlar onlardır. Onlara Rablerinin katında dereceler vardır, bağışlanma ve değerli rızık vardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İşte onlar, gerçek müminlerdir. Onlar için Rableri katında dereceler, bağışlanma ve değerli bir rızık vardır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Such in truth are the believers: they have grades of dignity with their Lord, and forgiveness, and generous sustenance:

A. Yusuf Alipublic-domain

Those are the ones who truly believe. They have high standing with their Lord, forgiveness, and generous provision.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Those are they who are in truth believers. For them are grades (of honour) with their Lord, and pardon, and a bountiful provision.

M. Pickthallpublic-domain

Those are the believers, truly. For them are degrees [of high position] with their Lord and forgiveness and noble provision.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

هؤلاء الذين يفعلون هذه الأفعال هم المؤمنون حقًا ظاهرًا وباطنًا بما أنزل الله عليهم، لهم منازل عالية عند الله، وعفو عن ذنوبهم، ورزق كريم، وهو الجنة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?