← Sure 9

9:50

إِن تُصِبْكَ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْ ۖ وَإِن تُصِبْكَ مُصِيبَةٌ يَقُولُوا۟ قَدْ أَخَذْنَآ أَمْرَنَا مِن قَبْلُ وَيَتَوَلَّوا۟ وَّهُمْ فَرِحُونَ

Kelime kelime

إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatşart
تُصِبْكَ
sana ulaşsa
Fiil
Kök: صوب
Dilbilgisi (i'rab)
تُصِبْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
حَسَنَةٌ
bir iyilik
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
حَسَنَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
تَسُؤْهُمْ
onların hoşuna gitmez
Fiil
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
تَسُؤْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَإِن
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنEdatşart
تُصِبْكَ
sana ulaşsa
Fiil
Kök: صوب
Dilbilgisi (i'rab)
تُصِبْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
مُصِيبَةٌ
bir kötülük
İsim
Kök: صوب
Dilbilgisi (i'rab)
مُصِيبَةٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
يَقُولُوا۟
derler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قَدْ
muhakkak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
قَدْEdattahkik (kad)
أَخَذْنَآ
biz almıştık
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
أَخَذْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
أَمْرَنَا
tedbirimizi
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرَİsimeril، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مِن
önceden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلُ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلُİsimmecrûr (genitif)
وَيَتَوَلَّوا۟
döner(gider)ler
Fiil
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَتَوَلَّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَّهُمْ
ve onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَّEdathâl (durum) vâvı، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
فَرِحُونَ
sevinirler
İsim
Kök: فرح
Dilbilgisi (i'rab)
فَرِحُونَİsimeril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Sana bir iyilik gelince onların fenasına gider; bir kötülük gelse, "Biz önceden ihtiyatlı davrandık" derler, sevinerek dönüp giderler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Eğer sana bir iyilik dokunursa fenalarına gider. Eğer sana bir musibet gelirse "Biz zaten tedbirimizi önceden almıştık." derler ve sevine sevine dönüp giderler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sana bir iyilik gelirse bu onları üzer. Başına bir musibet gelirse “(İyi ki) biz daha önce önlemimizi almışız.” derler ve kibirlenerek dönüp giderler.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

If good befalls thee, it grieves them; but if a misfortune befalls thee, they say, "We took indeed our precautions beforehand," and they turn away rejoicing.

A. Yusuf Alipublic-domain

If you [Prophet] have good fortune, it will grieve them, but if misfortune comes your way, they will say to themselves, ‘We took precautions for this,’ and go away rejoicing.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

If good befalleth thee (O Muhammad) it afflicteth them, and if calamity befalleth thee, they say: We took precaution, and they turn away well pleased.

M. Pickthallpublic-domain

If good befalls you, it distresses them; but if disaster strikes you, they say, "We took our matter [in hand] before," and turn away while they are rejoicing.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

إن يصبك -أيها النبي- سرور وغنيمة يحزن المنافقون، وإن يلحق بك مكروه من هزيمة أو شدة يقولوا: نحن أصحاب رأي وتدبير قد احتطنا لأنفسنا بتخلفنا عن محمد، وينصرفوا وهم مسرورون بما صنعوا وبما أصابك من السوء.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution