43:34
وَلِبُيُوتِهِمْ أَبْوَٰبًا وَسُرُرًا عَلَيْهَا يَتَّكِـُٔونَ
Word by word
Grammar (i'rab)
Grammar (i'rab)
Grammar (i'rab)
Grammar (i'rab)
Translation
And (silver) doors to their houses, and thrones (of silver) on which they could recline,
A. Yusuf Alipublic-domain
massive gates, couches to sit on,
M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved
And for their houses doors (of silver) and couches of silver whereon to recline,
M. Pickthallpublic-domain
And for their houses - doors and couches [of silver] upon which to recline
Saheeh Internationalall-rights-reserved
Eğer bütün insanlar tek ümmet olma durumuna gelmeyecek olsaydı, Rahman olan Allah'ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını, üzerinde yükseldikleri merdivenleri, evlerinin kapılarını, üzerine yaslanacakları kerevetleri gümüşten yapar ve altın bezeklerle işlerdik. Bunların hepsi ancak dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret, Rabbinin katında O'na karşı gelmekten sakınanlaradır.
Diyanet İşleriall-rights-reserved
Onların evleri için gümüşten kapılar, üzerine yaslanacakları koltuklar yapardık.
Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain
Evlerinin kapılarını ve üzerine yaslanacakları koltukları da (gümüşten yapardık).
Mehmet Okuyanall-rights-reserved
وجعلنا لبيوتهم أبوابًا من فضة، وجعلنا لهم سررًا عليها يتكئون، وجعلنا لهم ذهبًا، وما كل ذلك إلا متاع الحياة الدنيا، وهو متاع قليل زائل، ونعيم الآخرة مدَّخر عند ربك للمتقين ليس لغيرهم.
Tafsir al-Muyassarfree-distribution