الوكاء: رباط الشيء، وقد يجعل الوكاء اسما لما يجعل فيه الشيء فيشد به، ومنه أوكأت فلانا: جعلت له متكأ، وتوكأ على العصا: اعتمد بها وتشدد بها. قال تعالى: هي عصاي أتوكؤا عليها [طه/ 18]، و# في الحديث: «كان يوكي بين الصفا والمروة» قال معناه: يملأ ما بينهما سعيا كما يوكى السقاء بعد الملء، ويقال: أوكيت السقاء ولا يقال أوكأت.
Exdore translation — not part of the source
el-Vikâ': Bir şeyin bağı demektir. Vikâ' bazen, içine bir şey konulup sonra onunla bağlanan şeyin adı olarak da kullanılır. Bundan gelmek üzere "evke'tü fülânen" denir: Ona bir dayanak (müttekâ) hazırladım, demektir. "Tevekkee ale'l-asâ": Değneğe dayandı ve onunla desteklendi. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "O benim asâmdır; ona dayanırım" [20:18]. Hadiste de: "Safâ ile Merve arasını yûkî ederdi" geçer. (Râvî/müfessir) bunun anlamı hakkında şöyle demiştir: Tulum doldurulduktan sonra ağzı bağlandığı (yûkâ) gibi, o da ikisi arasını sa'y ile doldururdu. "Evkaytü's-sikâ'e" (tulumun ağzını bağladım) denir; "evke'tü" denmez.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)