← İddia ve Kanıt

Cariye ve “sağ ellerin sahip oldukları”: nikâhsız ilişki kavramı var mı, Kuran istismarı mı onaylıyor?

İddia/Soru: "Kuran, köle/esir kadınlarla ('sağ ellerin sahip oldukları') nikâhsız ilişkiye izin verir (4:3; 23:6). Böyle bir kavram gerçekten var mı; varsa bu, kölelik üstüne bir cinsel istismar değil mi?"

Önce kavramı adlandıralım

  • Klasik fıkıhta bu ilişkinin adı teserrî; hukuki dayanağına mülk-i yemîn ("sağ elin sahipliği") denir — Kuran ifadesiyle mâ meleket eymânukum ("sağ ellerinizin sahip olduğu"). İlişkide olunan kadına câriye (Ar. surriyye) denir.
  • (yorum) "Nikâhsız evlilik" tam oturan bir terim değil: klasik tasavvurda kastedilen, ayrı bir nikâh akdi olmadan, sahiplik (mülk) yoluyla meşru sayılan bir birliktelik. Tartışmanın düğümü tam burada: bu ilişki gerçekten nikâhsız mı, yoksa Kuran onu da bir nikâh kaydına mı bağlıyor?

Bağlam ve Kuran'ın yönü

  • Bu düzenleme, dönemin kölelik kurumu içinde verilir — ki Kuran bu kurumu kısıtlar ve özgürlüğe doğru iter (Kuran köleliği neden açıkça yasaklamadı?).
  • Kuran bu kadınları evliliğe yönlendirir: onlarla "sahiplerinin izniyle, mehirlerini vererek, iffetli biçimde" evlenin (4:25); "cariyelerinizden (evliliğe) uygun olanları evlendirin" (24:32).
  • Zorla fuhşu yasaklar ve özgürleştirme sözleşmesini (mükâtebe) emreder (24:33).
  • İtirazın dayandığı ayet — "eşleri yahut sağ ellerinin sahip oldukları dışında" (23:6; benzeri 70:30) — bu ilişkiyi iffet çerçevesinde konumlandırır (23:5).

İki okuma: bu ilişki nikâhsız mı?

Asıl tartışma "nikâh şart mı" sorusunda düğümlenir; tek görüşü dayatmadan ikisini de adıyla verelim:

  • Klasik fıkıh çoğunluğu (teserrîyi caiz görür): Mülk-i yemîn, ayrı bir nikâh akdi olmadan ilişkiyi meşru kılar; üstelik dört eş sınırı gibi bir sayı sınırı da konmaz. Şevkânî bunu açıkça, cariyeyle birlikteliğin "nikâh akdiyle değil, mülk-i yemîn yoluyla" olduğu biçiminde ifade eder. Dayanak, 23:6'daki "eşler ya da sağ ellerin sahip oldukları" ifadesinin iki ayrı meşru kategori sayılmasıdır.
  • Kuran-merkezli / sınırlayıcı okuma (nikâhı şart görür): 4:25 cariyeyle birlikteliği açıkça nikâh (fe-nkihûhunne = "onları nikâhlayın"), sahibinin izni ve mehir (âtûhunne ucûrahunne) ile kayıtlar. Bu okumaya göre 23:6'daki "ya da" da 4:25 ışığında "nikâh yoluyla" anlamına gelir; yani Kuran kayıtsız-nikâhsız bir ilişki kategorisi açmaz. Klasik gelenek içinden bile Fahreddin er-Râzî bazı noktalarda yalnız nikâhlı ilişkiyi Kurânî sayar; Karmatîler ve birçok Mu'tezilî teserrîyi reddeder. Modern: Muhammed Esed mâ meleket eymânukum'u "nikâh yoluyla meşru biçimde sahip olunan eş" diye okur; Jonathan Brown ve Kecia Ali ise modern rıza ölçütüyle teserrînin sürdürülemezliğini tartışır.
  • (tarihsel not) Majied Robinson, geniş ölçekli cariyeliğin ne İslâm-öncesi Kureyş geleneği, ne Kuran, ne de peygamber pratiğinden değil; büyük ölçüde Emevî dönemi olgusundan kaynaklandığını savunur.

Dürüst sınır

Bunu yumuşatmıyoruz: esarete bağlı bir cinsel ilişki, bugünün ahlak ölçütleriyle ağır biçimde sorunludur ve itirazın haklı bir yanıdır. Ama "nikâhsız" nitelemesi de tek başına metnin kesin sonucu değildir: 4:25 cariye birlikteliğini en azından izin + mehir + iffet kayıtlarına bağlar; teserrîyi ayrı bir nikâhsız kategori sayan da, onu nikâha bağlayan da fıkhî/tefsirî bir okumadır, ve âlimler arasında ihtilaflıdır. Metinde kesin olan: Kuran cariyeyi evliliğe ve azada kanalize eder, zorla fuhşu yasaklar. Kölelik kalkınca bu düzenlemenin zemini de kalkar. "Kuran cinsel istismarı över" demek metnin zorunlu sonucu değildir; ama tarihsel zorluğu da olduğu gibi kaydediyoruz.

İlgili makaleler

Kaynak: Kur'an ayetleri (M. Okuyan meali). Metin/yorum ayrımıyla, abartısız ve saygılı sunulur.

İlgili ayetler