← Kök sözlüğü
عكف

tapan

9 geçiş

QAC kelime glossʼlarından türetilmiş temsili anlam

9
Geçiş
3
Lemma
7
Biçim
7
Sure

Klasik sözlük

عكف

العكوف: الإقبال على الشيء وملازمته على سبيل التعظيم له، والاعتكاف في الشرع: هو الاحتباس في المسجد على سبيل القربة ويقال: عكفته على كذا، أي: حبسته عليه، لذلك قال: سواء العاكف فيه والباد [الحج/ 25]، والعاكفين [البقرة/ 125]، فنظل لها عاكفين [الشعراء/ 71]، يعكفون على أصنام لهم [الأعراف/ 138]، ظلت عليه عاكفا [طه/ 97]، وأنتم عاكفون في المساجد [البقرة/ 187]، والهدي معكوفا [الفتح/ 25]، أي: محبوسا ممنوعا.

Exdore çevirisi — kaynağın parçası değildir

el-Ukûf: Bir şeye yönelmek ve onu yüceltmek amacıyla ona bağlanıp yanından ayrılmamaktır. Şeriatte i'tikâf ise: Allah'a yakınlık (kurbet) niyetiyle mescitte kendini alıkoymaktır. "Akeftuhû alâ kezâ" denir, yani: Onu şu işe hapsettim/onun üzerinde tuttum. Bundan dolayı şöyle buyurdu: "Orada yerleşik olan (âkif) ile dışarıdan gelen eşittir" [22:25], "i'tikâfa çekilenler (el-âkifîn)" [2:125], "Böylece onların (putların) başında bekleyip dururuz (âkifîn)" [26:71], "Kendilerine ait putlara tapınıp önlerinde bekliyorlardı (ya'kufûne)" [7:138], "Onun başında durup taparak beklediğin (âkifen)" [20:97], "Siz mescitlerde i'tikâfta iken (âkifûn)" [2:187], "ve alıkonmuş (ma'kûfen) kurbanlık" [48:25], yani: hapsedilmiş, engellenmiş.

Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)

Râgıb el-İsfahânî (ö. 502/1108), Müfredâtu Elfâzi'l-Kur'ân. Eser kamu malıdır; metin Safvân Adnân ed-Dâvûdî tahkiki üzerinden OpenITI korpusundan alınmıştır. Bu bir tefsir değil, kelime/kök çalışmasıdır.

Kök ailesi · 3

Bu kökten türeyen sözlük biçimleri (lemma), sıklığa göre

عاكِفİsimyerli olan7
مَعْكُوفİsimbekletilen1
يَعْكُفُFiiltapan1

Türevler · 7

عَٰكِفِينَ
tapmaktan
2
عَٰكِفُونَ
taptığınız
2
مَعْكُوفًا
bekletilen
1
ٱلْعَٰكِفُ
yerli olan
1
عَاكِفًا
taptığın
1
يَعْكُفُونَ
tapan
1
وَٱلْعَٰكِفِينَ
ibadete kapananlar
1

Geçişler