← Sure 20

20:97

قَالَ فَٱذْهَبْ فَإِنَّ لَكَ فِى ٱلْحَيَوٰةِ أَن تَقُولَ لَا مِسَاسَ ۖ وَإِنَّ لَكَ مَوْعِدًا لَّن تُخْلَفَهُۥ ۖ وَٱنظُرْ إِلَىٰٓ إِلَـٰهِكَ ٱلَّذِى ظَلْتَ عَلَيْهِ عَاكِفًا ۖ لَّنُحَرِّقَنَّهُۥ ثُمَّ لَنَنسِفَنَّهُۥ فِى ٱلْيَمِّ نَسْفًا

Kelime kelime

قَالَ
(Musa) dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
فَٱذْهَبْ
git (defol)
Fiil
Kök: ذهب
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱذْهَبْFiilemir، 2. tekil eril
فَإِنَّ
artık
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
لَكَ
sen
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كَİsimzamir، 2. tekil eril
فِى
hayat boyunca
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْحَيَوٰةِ
hayatının
İsim
Kök: حيي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَيَوٰةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
أَن
diyeceksin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَقُولَ
demesinden
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
تَقُولَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
لَا
bana dokunmayın!
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatnehiy (yasaklama)
مِسَاسَ
dokunmak
İsim
Kök: مسس
Dilbilgisi (i'rab)
مِسَاسَİsimmansûb (akuzatif)
وَإِنَّ
ve şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
لَكَ
sana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كَİsimzamir، 2. tekil eril
مَوْعِدًا
va'dedilenden (cezadan)
İsim
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
مَوْعِدًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لَّن
asla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّنEdatolumsuzluk
تُخْلَفَهُۥ
kurtulamayacaksın
Fiil
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
تُخْلَفَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 2. tekil eril
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَٱنظُرْ
şimdi bak
Fiil
Kök: نظر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱنظُرْFiilemir، 2. tekil eril
إِلَىٰٓ
tanrına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
إِلَٰهِكَ
tanrı
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَٰهِİsimeril tekil، mecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
ٱلَّذِى
durup ısrarla
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
ظَلْتَ
kesilir
Fiil
Kök: ظلل
Dilbilgisi (i'rab)
ظَلْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
عَلَيْهِ
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
عَاكِفًا
taptığın
İsim
Kök: عكف
Dilbilgisi (i'rab)
عَاكِفًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لَّنُحَرِّقَنَّهُۥ
biz onu yakacağız
Fiil
Kök: حرق
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdattekit، ön ek
نُحَرِّقَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
نَّEdattekit، son ek
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
لَنَنسِفَنَّهُۥ
onu savuracağız
Fiil
Kök: نسف
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
نَنسِفَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
نَّEdattekit، son ek
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فِى
denize
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْيَمِّ
su
İsim
Kök: يمم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
يَمِّİsimeril، mecrûr (genitif)
نَسْفًا
ufalayıp
İsim
Kök: نسف
Dilbilgisi (i'rab)
نَسْفًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Musa: "Defol! Doğrusu artık hayatta, "Bana dokunmayın!" demenden başka yapacağın yoktur. Senin için asla kaçamayacağın bir ceza daha vardır. Durup üzerinde titrediğin tanrına bak, onu yakacağız, sonra denize dökeceğiz" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

(Musa ona şöyle) dedi: "Haydi çekil git. Artık senin için hayat boyunca, 'benimle temas yok' diye söylemen var (bir vahşi gibi yapayalnız yaşamağa mahkum olacaksın). Hem senin için asla kaçamayacağın bir ceza daha vardır. Bir de ibadet edip durduğun ilâhına bak; elbette biz onu yakacağız, sonra da kül edip muhakkak onu denize savuracağız."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Musa) şöyle demişti: “Çık (git)! Artık hayatın boyunca sen sadece ‘Bana dokunmayın!’ diyeceksin. Ayrıca senin için, kurtulamayacağın bir sözleşme (ceza) günü daha var. Tapmakta olduğun ilahına bir bak! Elbette onu (heykelini) yakacağız; sonra da elbette onu parçalayıp denize savuracağız!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

(Moses) said: "Get thee gone! but thy (punishment) in this life will be that thou wilt say, 'touch me not'; and moreover (for a future penalty) thou hast a promise that will not fail: Now look at thy god, of whom thou hast become a devoted worshipper: We will certainly (melt) it in a blazing fire and scatter it broadcast in the sea!"

A. Yusuf Alipublic-domain

Moses said, ‘Get away from here! Your lot in this life is to say, “Do not touch me,” but you have an appointment from which there is no escape. Look at your god which you have kept on worshipping- we shall grind it down and scatter it into the sea.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

(Moses) said: Then go! and lo! in this life it is for thee to say: Touch me not! and lo! there is for thee a tryst thou canst not break. Now look upon thy god of which thou hast remained a votary. Verily we will burn it and will scatter its dust over the sea.

M. Pickthallpublic-domain

[Moses] said, "Then go. And indeed, it is [decreed] for you in [this] life to say, 'No contact.' And indeed, you have an appointment [in the Hereafter] you will not fail to keep. And look at your 'god' to which you remained devoted. We will surely burn it and blow it [i.e., its ashes] into the sea with a blast.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قال موسى للسامري: فاذهب فإن لك في حياتك أن تعيش منبوذًا تقول لكل أحد: لا أَمَسُّ ولا أُمَسُّ، وإن لك موعدا لعذابك وعقابك، لن يُخْلفك الله إياه، وسوف تلقاه، وانظر إلى معبودك الذي أقمت على عبادته لنُحرقنَّه بالنار، ثم لنُذرينَّه في اليمِّ تذرية.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular