← Sure 10

10:54

وَلَوْ أَنَّ لِكُلِّ نَفْسٍ ظَلَمَتْ مَا فِى ٱلْأَرْضِ لَٱفْتَدَتْ بِهِۦ ۗ وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّدَامَةَ لَمَّا رَأَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ۖ وَقُضِىَ بَيْنَهُم بِٱلْقِسْطِ ۚ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

Kelime kelime

وَلَوْ
ve şayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَوْEdatşart
أَنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
لِكُلِّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
نَفْسٍ
nefis
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَفْسٍİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
ظَلَمَتْ
zulmeden
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ظَلَمَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
مَا
ne varsa
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
فِى
yeryüzünde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
لَٱفْتَدَتْ
fidye olarak verirdi
Fiil
Kök: فدي
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
ٱفْتَدَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
بِهِۦ
onu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
وَأَسَرُّوا۟
ve açığa vururlar
Fiil
Kök: سرر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَسَرُّFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلنَّدَامَةَ
pişmanlıklarını
İsim
Kök: ندم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّدَامَةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
لَمَّا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
لَمَّاİsimzaman zarfı
رَأَوُا۟
gördükleri
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
رَأَFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وُا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْعَذَابَ
azabı
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَذَابَİsimeril، mansûb (akuzatif)
وَقُضِىَ
ve hüküm verilir
Fiil
Kök: قضي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قُضِىَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
بَيْنَهُم
aralarında
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱلْقِسْطِ
adaletle
İsim
Kök: قسط
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قِسْطِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَهُمْ
ve onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
لَا
haksızlığa uğratılmazlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يُظْلَمُونَ
haksızlık edilmez
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
يُظْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Haksızlık etmiş olan her kişi, yeryüzünde olan her şeye sahip olsa, onu azabın fidyesi olarak verirdi. Azabı görünce pişmanlık gösterdiler. Haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmolunmuştur.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Zulüm yapmış olan herkes, azabı görünce yeryüzündeki her şeyin sahibi olsa da, (o azaptan kurtulmak için) hepsini feda ederdi. Ve içten içe pişmanlık duyardı. Fakat aralarında adaletle hüküm verilir ve hiçbirine zulüm yapılmaz.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Haksızlık eden kişi yeryüzündeki (her şeye) sahip olsaydı (azaptan kurtulmak için) elbette onu fidye olarak verirdi. Azabı gördüklerinde, pişmanlıklarını gizlemiş (veya açıklamış) olacaklardır. Aralarında adaletle hükmedilecektir ve kendilerine haksızlık edilmeyecektir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Every soul that hath sinned, if it possessed all that is on earth, would fain give it in ransom: They would declare (their) repentance when they see the penalty: but the judgment between them will be with justice, and no wrong will be done unto them.

A. Yusuf Alipublic-domain

Every soul that has done evil, if it possessed all that is on the earth, would gladly offer it as ransom. When they see the punishment, they will repent in secret, but they will be judged with justice and will not be wronged.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And if each soul that doeth wrong had all that is in the earth it would seek to ransom itself therewith; and they will feel remorse within them, when they see the doom. But it hath been judged between them fairly and they are not wronged.

M. Pickthallpublic-domain

And if each soul that wronged had everything on earth, it would offer it in ransom. And they will confide regret when they see the punishment; and they will be judged in justice, and they will not be wronged.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولو أن لكل نفس أشركت وكفرت بالله جميع ما في الأرض، وأمكنها أن تجعله فداء لها من ذلك العذاب لافتدت به، وأخفى الذين ظلموا حسرتهم حين أبصروا عذاب الله واقعا بهم جميعًا، وقضى الله عز وجل بينهم بالعدل، وهم لا يُظلَمون؛ لأن الله تعالى لا يعاقب أحدا إلا بذنبه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?