← Sure 10

10:88

وَقَالَ مُوسَىٰ رَبَّنَآ إِنَّكَ ءَاتَيْتَ فِرْعَوْنَ وَمَلَأَهُۥ زِينَةً وَأَمْوَٰلًا فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا رَبَّنَا لِيُضِلُّوا۟ عَن سَبِيلِكَ ۖ رَبَّنَا ٱطْمِسْ عَلَىٰٓ أَمْوَٰلِهِمْ وَٱشْدُدْ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُوا۟ حَتَّىٰ يَرَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ

Kelime kelime

وَقَالَ
ve dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مُوسَىٰ
Musa
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مُوسَىٰİsimözel isim، eril، merfû (nominatif)
رَبَّنَآ
Rabbimiz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِنَّكَ
şüphesiz sen
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
ءَاتَيْتَ
verdin
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاتَيْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
فِرْعَوْنَ
Firavun'a
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
فِرْعَوْنَİsimözel isim، eril، mansûb (akuzatif)
وَمَلَأَهُۥ
ve adamlarına
İsim
Kök: ملأ
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَلَأَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
زِينَةً
süs(ler)
İsim
Kök: زين
Dilbilgisi (i'rab)
زِينَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَأَمْوَٰلًا
ve mallar
İsim
Kök: مول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَمْوَٰلًاİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فِى
hayatında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْحَيَوٰةِ
hayatının
İsim
Kök: حيي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَيَوٰةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
ٱلدُّنْيَا
dünya
İsim
Kök: دنو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
دُّنْيَاİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)، sıfat
رَبَّنَا
Rabbimiz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لِيُضِلُّوا۟
saptırmaları için mi?
Fiil
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
يُضِلُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَن
senin yolundan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنEdatharf-i cer (edat)
سَبِيلِكَ
Allah
İsim
Kök: سبل
Dilbilgisi (i'rab)
سَبِيلِİsimeril، mecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
رَبَّنَا
Rabbimiz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱطْمِسْ
yok et
Fiil
Kök: طمس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱطْمِسْFiilemir، 2. tekil eril
عَلَىٰٓ
onların mallarını
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
أَمْوَٰلِهِمْ
mallarında
İsim
Kök: مول
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْوَٰلِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَٱشْدُدْ
ve bağla
Fiil
Kök: شدد
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱشْدُدْFiilemir، 2. tekil eril
عَلَىٰ
üzerini
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
قُلُوبِهِمْ
kalplerinin
İsim
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
قُلُوبِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَلَا
(ki) iman etmesinler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يُؤْمِنُوا۟
iman edinceye
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْمِنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
حَتَّىٰ
kadar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰEdatharf-i cer (edat)
يَرَوُا۟
görünceye
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
يَرَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وُا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْعَذَابَ
azabı
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَذَابَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلْأَلِيمَ
acıklı
İsim
Kök: ألم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَلِيمَİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Musa: "Rabbimiz! Doğrusu sen Firavun'a ve erkanına ziynetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan şaşırtmaları için mi? Rabbimiz! Mallarını yok et, kalblerini sık; çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe inanmazlar" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Musa dedi: "Ey Rabbimiz! Sen Firavun'a ve adamlarına şu dünya hayatında göz kamaştırıcı zenginlik ve bol bol servet verdin. Ey Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz! Onların mallarını sil süpür ve kalblerine sıkıntı düşür. Çünkü onlar o acıklı azabı görmedikçe iman etmeyecekler."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Musa şöyle demişti: “Rabbimiz! Şüphesiz ki sen Firavun ve yöneticilerine dünya hayatında ziynet ve mallar verdin. Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri) insanları senin yolundan saptırsınlar (diye mi verdin?) Rabbimiz! Onların mallarını sil, kalplerine sıkıntı ver! Onlar o elem verici azabı görünceye kadar iman etmeyecekler.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Moses prayed: "Our Lord! Thou hast indeed bestowed on Pharaoh and his chiefs splendour and wealth in the life of the present, and so, Our Lord, they mislead (men) from Thy Path. Deface, our Lord, the features of their wealth, and send hardness to their hearts, so they will not believe until they see the grievous penalty."

A. Yusuf Alipublic-domain

And Moses said, ‘Our Lord, You have given Pharaoh and his chiefs splendour and wealth in this present life and here they are, Lord, leading others astray from Your path. Our Lord, obliterate their wealth and harden their hearts so that they do not believe until they see the agonizing torment.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And Moses said: Our Lord! Lo! Thou hast given Pharaoh and his chiefs splendour and riches in the life of the world, Our Lord! that they may lead men astray from Thy way. Our Lord! Destroy their riches and harden their hearts so that they believe not till they see the painful doom.

M. Pickthallpublic-domain

And Moses said, "Our Lord, indeed You have given Pharaoh and his establishment splendor and wealth in the worldly life, our Lord, that they may lead [men] astray from Your way. Our Lord, obliterate their wealth and harden their hearts so that they will not believe until they see the painful punishment."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وقال موسى: ربنا إنك أعطيت فرعون وأشراف قومه زينة من متاع الدنيا؛ فلم يشكروا لك، وإنما استعانوا بها على الإضلال عن سبيلك، ربنا اطمس على أموالهم، فلا ينتفعوا بها، واختم على قلوبهم حتى لا تنشرح للإيمان، فلا يؤمنوا حتى يروا العذاب الشديد الموجع.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?