← Sure 11

11:10

وَلَئِنْ أَذَقْنَـٰهُ نَعْمَآءَ بَعْدَ ضَرَّآءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ ذَهَبَ ٱلسَّيِّـَٔاتُ عَنِّىٓ ۚ إِنَّهُۥ لَفَرِحٌ فَخُورٌ

Kelime kelime

وَلَئِنْ
ve şayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdattekit، ön ek
ئِنْEdatşart
أَذَقْنَٰهُ
ona tattırırsak
Fiil
Kök: ذوق
Dilbilgisi (i'rab)
أَذَقْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
نَعْمَآءَ
bir nimet
İsim
Kök: نعم
Dilbilgisi (i'rab)
نَعْمَآءَİsimeril، mansûb (akuzatif)
بَعْدَ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدَİsimzaman zarfı، mansûb (akuzatif)
ضَرَّآءَ
bir darlıktan
İsim
Kök: ضرر
Dilbilgisi (i'rab)
ضَرَّآءَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
مَسَّتْهُ
kendisine dokunan
Fiil
Kök: مسس
Dilbilgisi (i'rab)
مَسَّتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
لَيَقُولَنَّ
mutlaka der
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
يَقُولَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
نَّEdattekit، son ek
ذَهَبَ
gitti
Fiil
Kök: ذهب
Dilbilgisi (i'rab)
ذَهَبَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلسَّيِّـَٔاتُ
kötülükler
İsim
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّيِّـَٔاتُİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
عَنِّىٓ
benden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنِّEdatharf-i cer (edat)
ىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
إِنَّهُۥ
şüphesiz o
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
لَفَرِحٌ
şımarık
İsim
Kök: فرح
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
فَرِحٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فَخُورٌ
ve böbürlenendir
İsim
Kök: فخر
Dilbilgisi (i'rab)
فَخُورٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Başına gelen sıkıntıdan sonra, ona bir nimet tattırırsak, "Musibetler başımdan gitti" der; doğrusu o, şımarıp böbürlenen biridir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ve şayet ona dokunan bir sıkıntıdan sonra bir nimet tattırırsak, "Artık benden bütün kötülükler silinip gitti." der, mutlaka böbürlenir ve şımarır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kendisine dokunan bir zarardan sonra ona bir nimet tattırırsak, elbette “Kötülükler benden gitti.” der. Şüphesiz ki o, çok şımarıktır, çok kibirlidir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

But if We give him a taste of (Our) favours after adversity hath touched him, he is sure to say, "All evil has departed from me:" Behold! he falls into exultation and pride.

A. Yusuf Alipublic-domain

And if We let him taste mercy after some harm has touched him, he is sure to say, ‘Misfortune has gone away from me.’ He becomes exultant and boastful.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And if We cause him to taste grace after some misfortune that had befallen him, he saith: The ills have gone from me. Lo! he is exultant, boastful;

M. Pickthallpublic-domain

But if We give him a taste of favor after hardship has touched him, he will surely say, "Bad times have left me." Indeed, he is exultant and boastful -

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولئن بسطنا للإنسان في دنياه ووسَّعنا عليه في رزقه بعد ضيق من العيش، ليقولَنَّ عند ذلك: ذهب الضيق عني وزالت الشدائد، إنه لبَطِر بالنعم، مبالغ في الفخر والتعالي على الناس.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution