← Sure 11

11:40

حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَمْرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ قُلْنَا ٱحْمِلْ فِيهَا مِن كُلٍّ زَوْجَيْنِ ٱثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيْهِ ٱلْقَوْلُ وَمَنْ ءَامَنَ ۚ وَمَآ ءَامَنَ مَعَهُۥٓ إِلَّا قَلِيلٌ

Kelime kelime

حَتَّىٰٓ
sonunda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰٓEdatibtidâ
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
جَآءَ
geldiği
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَمْرُنَا
emrimiz
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرُİsimeril، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَفَارَ
ve kaynadığında
Fiil
Kök: فور
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
فَارَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلتَّنُّورُ
tandır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
تَّنُّورُİsimeril، merfû (nominatif)
قُلْنَا
dedik ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱحْمِلْ
bindir
Fiil
Kök: حمل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱحْمِلْFiilemir، 2. tekil eril
فِيهَا
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
مِن
her şeyden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
كُلٍّ
hepsinden
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلٍّİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
زَوْجَيْنِ
çifti
İsim
Kök: زوج
Dilbilgisi (i'rab)
زَوْجَيْنِİsimeril ikil، merfû (nominatif)
ٱثْنَيْنِ
ikişer
İsim
Kök: ثني
Dilbilgisi (i'rab)
ٱثْنَيْنِİsimeril ikil، merfû (nominatif)
وَأَهْلَكَ
ve aileni
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَهْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
إِلَّا
dışındaki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
مَن
olanlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنİsimism-i mevsûl
سَبَقَ
önceden
Fiil
Kök: سبق
Dilbilgisi (i'rab)
سَبَقَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَيْهِ
aleyhlerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلْقَوْلُ
hüküm verilmiş
İsim
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَوْلُİsimmasdar (isim-fiil)، eril، merfû (nominatif)
وَمَنْ
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنْİsimism-i mevsûl
ءَامَنَ
iman edenleri
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
وَمَآ
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَآEdatolumsuzluk
ءَامَنَ
zaten iman etmemişti
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مَعَهُۥٓ
onunla beraber
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُۥٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِلَّا
dışında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
قَلِيلٌ
çok az kimse
İsim
Kök: قلل
Dilbilgisi (i'rab)
قَلِيلٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)

Meal

TR

Buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynamağa başlayınca, "Her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu ve inananları gemiye bindir" dedik. Pek az kimse onunla beraber inanmıştı.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Nihayet emrimiz geldiği ve tennur (tandır veya geminin kazanı) tutuşup parladığı zaman dedik ki; "Erkeği ve dişisi olan her canlıdan ikişer tane, aleyhlerinde hüküm verilmiş olanların dışında, aileni ve iman etmiş olanları geminin içine yükle". Zaten beraberinde iman edenler çok az idi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sonunda emrimiz gelip de tandır kaynayınca (Nuh’a) şöyle demiştik: “Her türden (her canlıdan) iki çift ile –içlerinden (boğulacağına dair) aleyhinde söz geçen(ler) dışında- aileni ve iman etmiş olan(lar)ı ona (gemiye) bindir!” (Nitekim) onunla birlikte çok az (kişi)den başkası iman etmemişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

At length, behold! there came Our command, and the fountains of the earth gushed forth! We said: "Embark therein, of each kind two, male and female, and your family - except those against whom the word has already gone forth,- and the Believers." but only a few believed with him.

A. Yusuf Alipublic-domain

When Our command came, and water gushed up out of the earth, We said, ‘Place on board this Ark a pair of each species, and your own family- except those against whom the sentence has already been passed- and those who have believed,’ though only a few believed with him.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

(Thus it was) till, when Our commandment came to pass and the oven gushed forth water, We said: Load therein two of every kind, a pair (the male and female), and thy household, save him against whom the word hath gone forth already, and those who believe. And but a few were they who believed with him.

M. Pickthallpublic-domain

[So it was], until when Our command came and the oven overflowed, We said, "Load upon it [i.e., the ship] of each [creature] two mates and your family, except those about whom the word [i.e., decree] has preceded, and [include] whoever has believed." But none had believed with him, except a few.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

حتى إذا جاء أمرنا بإهلاكهم كما وَعدْنا نوحًا بذلك، ونبع الماء بقوة من التنور -وهو المكان الذي يخبز فيه- علامة على مجيء العذاب، قلنا لنوح: احمل في السفينة من كل نوع من أنواع الحيوانات ذكرًا وأنثى، واحمل فيها أهل بيتك، إلا مَن سبق عليهم القول ممن لم يؤمن بالله كابنه وامرأته، واحمل فيها من آمن معك من قومك، وما آمن معه إلا قليل مع طول المدة والمقام فيهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?