← Sure 11

11:82

فَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا جَعَلْنَا عَـٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهَا حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ مَّنضُودٍ

Kelime kelime

فَلَمَّا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
جَآءَ
gelince
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَمْرُنَا
emrimiz
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرُİsimeril، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
جَعَلْنَا
çevirdik
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَٰلِيَهَا
üstünü
İsim
Kök: علو
Dilbilgisi (i'rab)
عَٰلِيَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، mansûb (akuzatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
سَافِلَهَا
altına
İsim
Kök: سفل
Dilbilgisi (i'rab)
سَافِلَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، mansûb (akuzatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَأَمْطَرْنَا
ve yağdırdık
Fiil
Kök: مطر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَمْطَرْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَلَيْهَا
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
حِجَارَةً
taşlar
İsim
Kök: حجر
Dilbilgisi (i'rab)
حِجَارَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّن
balçıktan pişirilmiş
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
سِجِّيلٍ
pişmiş çamur
İsim
Kök: سجل
Dilbilgisi (i'rab)
سِجِّيلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مَّنضُودٍ
birbirini izleyen
İsim
Kök: نضد
Dilbilgisi (i'rab)
مَّنضُودٍİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Buyruğumuz gelince oraların altını üstüne getirdik; üzerine Rabbinin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar zalimlerden hiçbir zaman uzak olmayacaktır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ne zaman ki, emrimiz geldi, o ülkenin altını üstüne getirdik ve üzerlerine istif edilip pişirilmiş çamurdan taşlar yağdırdık.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Azap) emrimiz gelince, oranın üstünü altına getirmiş ve üzerlerine Rabbin katında işaretlenerek (balçıktan) pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırmıştık. Onlar (işaretli taşlar), zalimlerden uzak değildir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

When Our Decree issued, We turned (the cities) upside down, and rained down on them brimstones hard as baked clay, spread, layer on layer,-

A. Yusuf Alipublic-domain

And so when what We had ordained came about, We turned their town upside down and rained down stones of baked clay on it, layer upon layer,

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

So when Our commandment came to pass We overthrew (that township) and rained upon it stones of clay, one after another,

M. Pickthallpublic-domain

So when Our command came, We made the highest part [of the city] its lowest and rained upon them stones of layered hard clay, [which were]

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فلما جاء أمرنا بنزول العذاب بهم جعلنا عالي قريتهم التي كانوا يعيشون فيها سافلها فقلبناها، وأمطرنا عليهم حجارة من طين متصلِّب متين، قد صُفَّ بعضها إلى بعض متتابعة، معلَّمة عند الله بعلامة معروفة لا تشاكِل حجارة الأرض، وما هذه الحجارة التي أمطرها الله على قوم لوط من كفار قريش ببعيد أن يُمْطَروا بمثلها. وفي هذا تهديد لكل عاص متمرِّد على الله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?