← Sure 11

11:81

قَالُوا۟ يَـٰلُوطُ إِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَن يَصِلُوٓا۟ إِلَيْكَ ۖ فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ ٱلَّيْلِ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ إِلَّا ٱمْرَأَتَكَ ۖ إِنَّهُۥ مُصِيبُهَا مَآ أَصَابَهُمْ ۚ إِنَّ مَوْعِدَهُمُ ٱلصُّبْحُ ۚ أَلَيْسَ ٱلصُّبْحُ بِقَرِيبٍ

Kelime kelime

قَالُوا۟
dediler ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَٰلُوطُ
ey Lut
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰEdatnidâ، ön ek
لُوطُİsimözel isim، merfû (nominatif)
إِنَّا
şüphesiz biz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
اİsimzamir، son ek، 1. çoğul
رُسُلُ
elçileriyiz
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رُسُلُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
رَبِّكَ
Rabbinin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
لَن
ilişemeyecekler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَنEdatolumsuzluk
يَصِلُوٓا۟
ulaşır
Fiil
Kök: وصل
Dilbilgisi (i'rab)
يَصِلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَيْكَ
sana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
فَأَسْرِ
yürü
Fiil
Kök: سري
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَسْرِFiilemir، 2. tekil eril
بِأَهْلِكَ
ailenle birlikte
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَهْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
بِقِطْعٍ
bir vaktinde
İsim
Kök: قطع
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
قِطْعٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنَ
gecenin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلَّيْلِ
gecenin
İsim
Kök: ليل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّEdatmarife (belirli)، ön ek
يْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يَلْتَفِتْ
geriye dönüp bakmasın
Fiil
Kök: لفت
Dilbilgisi (i'rab)
يَلْتَفِتْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مِنكُمْ
sizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَحَدٌ
hiç kimse
İsim
Kök: أحد
Dilbilgisi (i'rab)
أَحَدٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
إِلَّا
ancak hariç
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
ٱمْرَأَتَكَ
hanımın
İsim
Kök: مرأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱمْرَأَتَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
إِنَّهُۥ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مُصِيبُهَا
onun başına gelecektir
İsim
Kök: صوب
Dilbilgisi (i'rab)
مُصِيبُİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، merfû (nominatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
مَآ
şeyler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَآİsimism-i mevsûl
أَصَابَهُمْ
onların başına gelen
Fiil
Kök: صوب
Dilbilgisi (i'rab)
أَصَابَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَوْعِدَهُمُ
onlara vaadedilen vakit
İsim
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
مَوْعِدَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلصُّبْحُ
sabahtır
İsim
Kök: صبح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صُّبْحُİsimeril، merfû (nominatif)
أَلَيْسَ
değil mi?
Fiil
Kök: ليس
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
لَيْسَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلصُّبْحُ
sabah
İsim
Kök: صبح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صُّبْحُİsimeril، merfû (nominatif)
بِقَرِيبٍ
yakın
İsim
Kök: قرب
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
قَرِيبٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)

Meal

TR

"Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz, onlar sana ilişemiyecekler; geceleyin bir ara, ailenle beraber yola çık; karının dışında kimse geri kalmasın. Doğrusu onların başına gelen onun başına da gelecektir. Vadeleri gün doğana kadardır. Gün doğması yakın değil mi?" dediler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Melekler dediler: "Ey Lut! Şundan emin ol ki, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla zarar veremezler. Sen, gecenin bir kısmı olunca ailenle birlikte hemen buradan çık git. İçinizden hiç kimse geri kalmasın, eşin başka. Çünkü ona da onlara gelecek olan musibet gelecektir. Haberin olsun, helâk zamanları sabah vaktidir. Zaten sabah yakın değil mi?"

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Bunun üzerine melekler) şöyle demişti: “Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla dokunamazlar. Sen gecenin bir kısmında ailenle (yola çıkıp) yürü! Hanımından başka sizden hiçbiri geride kalmasın! Çünkü onlara gelecek olan (azap), şüphesiz ki ona da isabet edecektir. Onlara vadolunan (helak) zamanı sabah vaktidir. Sabah yakın değil mi?”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

(The Messengers) said: "O Lut! We are Messengers from thy Lord! By no means shall they reach thee! now travel with thy family while yet a part of the night remains, and let not any of you look back: but thy wife (will remain behind): To her will happen what happens to the people. Morning is their time appointed: Is not the morning nigh?"

A. Yusuf Alipublic-domain

They [the messengers] said, ‘Lot, we are your Lord’s messengers. They will not reach you. Leave with your household in the dead of night, and let none of you turn back. Only your wife will suffer the fate that befalls the others. Their appointed time is the morning: is the morning not near?’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

(The messengers) said: O Lot! Lo! we are messengers of thy Lord; they shall not reach thee. So travel with thy people in a part of the night, and let not one of you turn round - (all) save thy wife. Lo! that which smiteth them will smite her (also). Lo! their tryst is (for) the morning. Is not the morning nigh?

M. Pickthallpublic-domain

They [the angels] said, "O Lot, indeed we are messengers of your Lord; [therefore], they will never reach you. So set out with your family during a portion of the night and let not any among you look back - except your wife; indeed, she will be struck by that which strikes them. Indeed, their appointment is [for] the morning. Is not the morning near?"

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قالت الملائكة: يا لوط إنَّا رسل ربك أَرْسَلَنا لإهلاك قومك، وإنهم لن يصلوا إليك، فاخرج من هذه القرية أنت وأهلك ببقية من الليل، ولا يلتفت منكم أحد وراءه؛ لئلا يرى العذاب فيصيبه، لكنَّ امرأتك التي خانتك بالكفر والنفاق سيصيبها ما أصاب قومك من الهلاك، إن موعد هلاكهم الصبح، وهو موعد قريب الحلول.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?