← Sure 12

12:18

وَجَآءُو عَلَىٰ قَمِيصِهِۦ بِدَمٍ كَذِبٍ ۚ قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنفُسُكُمْ أَمْرًا ۖ فَصَبْرٌ جَمِيلٌ ۖ وَٱللَّهُ ٱلْمُسْتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ

Kelime kelime

وَجَآءُو
ve getirdiler
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جَآءُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَىٰ
üzeri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
قَمِيصِهِۦ
gömleğinin
İsim
Kök: قمص
Dilbilgisi (i'rab)
قَمِيصِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
بِدَمٍ
kanlı
İsim
Kök: دمو
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
دَمٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
كَذِبٍ
yalandan
İsim
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
كَذِبٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
قَالَ
dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بَلْ
herhalde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بَلْEdatidrâb (bel)
سَوَّلَتْ
aldattıp sürüklemiş
Fiil
Kök: سول
Dilbilgisi (i'rab)
سَوَّلَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
لَكُمْ
sizi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
أَنفُسُكُمْ
nefisleriniz
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسُİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَمْرًا
bir işe
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَصَبْرٌ
artık (tek çarem) sabretmektir
İsim
Kök: صبر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
صَبْرٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
جَمِيلٌ
güzelce
İsim
Kök: جمل
Dilbilgisi (i'rab)
جَمِيلٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat
وَٱللَّهُ
ancak Allan'tan
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
ٱلْمُسْتَعَانُ
yardım istenir
İsim
Kök: عون
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُسْتَعَانُİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، merfû (nominatif)
عَلَىٰ
kaşı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
مَا
dediğinize
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
تَصِفُونَ
anlattığınızın
Fiil
Kök: وصف
Dilbilgisi (i'rab)
تَصِفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Üzerine başka bir kan bulaşmış olarak Yusuf'un gömleğini de getirmişlerdi. Babaları: "Sizi nefsiniz bir iş yapmaya sürükledi; artık bana güzelce sabır gerekir. Anlattıklarınıza ancak Allah'tan yardım istenir" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bir de gömleğinin üzerinde yalandan bir kan getirmişlerdi. Babaları dedi ki: "Hayır, nefisleriniz aldatmış da size bir iş yaptırtmış. Artık bana güzel bir sabır gerekiyor. Bu anlattıklarınıza karşılık yardımına sığınılacak olan ancak Allah'dır."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Gömleğinin üzerinde sahte bir kan ile (Yusuf’un kanlı gömleğiyle) gelmişlerdi. (Yakup onlara) şöyle demişti: “Hayır! Nefisleriniz sizi (kötü) bir işe sürüklemiş. Artık (bana düşen) güzelce sabretmektir. Anlattığınız şeyler karşısında yardımına sığınılacak olan Allah’tır.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

They stained his shirt with false blood. He said: "Nay, but your minds have made up a tale (that may pass) with you, (for me) patience is most fitting: Against that which ye assert, it is Allah (alone) Whose help can be sought"..

A. Yusuf Alipublic-domain

and they showed him his shirt, deceptively stained with blood. He cried, ‘No! Your souls have prompted you to do wrong! But it is best to be patient: from God alone I seek help to bear what you are saying.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And they came with false blood on his shirt. He said: Nay, but your minds have beguiled you into something. (My course is) comely patience. And Allah it is Whose help is to be sought in that (predicament) which ye describe.

M. Pickthallpublic-domain

And they brought upon his shirt false blood. [Jacob] said, "Rather, your souls have enticed you to something, so patience is most fitting. And Allāh is the one sought for help against that which you describe."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وجاؤوا بقميصه ملطخًا بدم غير دم يوسف؛ ليشهد على صدقهم، فكان دليلا على كذبهم؛ لأن القميص لم يُمَزَّقْ. فقال لهم أبوهم يعقوب عليه السلام: ما الأمر كما تقولون، بل زيَّنت لكم أنفسكم الأمَّارة بالسوء أمرًا قبيحًا في يوسف، فرأيتموه حسنًا وفعلتموه، فصبري صبر جميل لا شكوى معه لأحد من الخلق، وأستعين بالله على احتمال ما تصفون من الكذب، لا على حولي وقوتي.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?