← Sure 16

16:62

وَيَجْعَلُونَ لِلَّهِ مَا يَكْرَهُونَ وَتَصِفُ أَلْسِنَتُهُمُ ٱلْكَذِبَ أَنَّ لَهُمُ ٱلْحُسْنَىٰ ۖ لَا جَرَمَ أَنَّ لَهُمُ ٱلنَّارَ وَأَنَّهُم مُّفْرَطُونَ

Kelime kelime

وَيَجْعَلُونَ
ve isnad ediyorlar
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَجْعَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لِلَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
مَا
şeyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
يَكْرَهُونَ
hoşlanmadıkları
Fiil
Kök: كره
Dilbilgisi (i'rab)
يَكْرَهُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَتَصِفُ
ve uyduruyorlar
Fiil
Kök: وصف
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
تَصِفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
أَلْسِنَتُهُمُ
onların dilleri
İsim
Kök: لسن
Dilbilgisi (i'rab)
أَلْسِنَتُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْكَذِبَ
yalan
İsim
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كَذِبَİsimeril، mansûb (akuzatif)
أَنَّ
hakkında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
لَهُمُ
kendilerinin olacağı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمُİsimzamir، 3. çoğul eril
ٱلْحُسْنَىٰ
en güzel sonucun
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حُسْنَىٰİsimdişil tekil، merfû (nominatif)
لَا
hiç yok ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
جَرَمَ
şüphe
İsim
Kök: جرم
Dilbilgisi (i'rab)
جَرَمَİsimeril، mansûb (akuzatif)
أَنَّ
mutlaka
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
لَهُمُ
onlara vardır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمُİsimzamir، 3. çoğul eril
ٱلنَّارَ
ateş
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّارَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
وَأَنَّهُم
ve onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مُّفْرَطُونَ
ona sürüleceklerdir
İsim
Kök: فرط
Dilbilgisi (i'rab)
مُّفْرَطُونَİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Beğenmediklerini Allah'a malederler. Dilleri, güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu yalan yere söyler durur. Cehennemin onların olduğunda ve önceden oraya gideceklerinde şüphe yoktur.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Müşrikler, kendilerinin hoşlanmadıkları şeyleri, Allah'a isnad ediyorlar. Dilleri, en güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu yalan yere durmadan söyler. Hiç şüphesiz onlar için, sadece ateş vardır. Oraya en önde gidip kalacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kendilerinin hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a yakıştırıyorlar; dilleri de (mahşerde) en güzel (ödülün) kendilerinin olduğu yalanını yakıştırıyor. Şüphesiz ki onlar için sadece ateş vardır ve onlar şüphesiz ki (ateşe) terk edileceklerdir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

They attribute to Allah what they hate (for themselves), and their tongues assert the falsehood that all good things are for themselves: without doubt for them is the Fire, and they will be the first to be hastened on into it!

A. Yusuf Alipublic-domain

They attribute to God what they themselves dislike while their own tongues utter the lie that the best belongs to them. Without doubt it is the Fire that belongs to them: they will be given priority there!

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And they assign unto Allah that which they (themselves) dislike, and their tongues expound the lie that the better portion will be theirs. Assuredly theirs will be the Fire, and they will be abandoned.

M. Pickthallpublic-domain

And they attribute to Allāh that which they dislike [i.e., daughters], and their tongues assert the lie that they will have the best [from Him]. Assuredly, they will have the Fire, and they will be [therein] neglected.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ومن قبائحهم: أنهم يجعلون لله ما يكرهونه لأنفسهم من البنات، وتقول ألسنتهم كذبًا: إن لهم حسن العاقبة، حقًا أن لهم النار، وأنهم فيها مَتْروكون مَنْسيون.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular