← Sure 17

17:107

قُلْ ءَامِنُوا۟ بِهِۦٓ أَوْ لَا تُؤْمِنُوٓا۟ ۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ مِن قَبْلِهِۦٓ إِذَا يُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ يَخِرُّونَ لِلْأَذْقَانِ سُجَّدًا

Kelime kelime

قُلْ
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilemir، 2. tekil eril
ءَامِنُوا۟
siz inanın
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامِنُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِهِۦٓ
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦٓİsimzamir، 3. tekil eril
أَوْ
veya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
لَا
inanmayın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تُؤْمِنُوٓا۟
inanan(lar)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
تُؤْمِنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱلَّذِينَ
kimselere
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
أُوتُوا۟
verilen(ler)
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
أُوتُFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْعِلْمَ
bilgi
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عِلْمَİsimeril، mansûb (akuzatif)
مِن
daha önce
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلِهِۦٓ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلِİsimmecrûr (genitif)
هِۦٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
يُتْلَىٰ
okunduğu
Fiil
Kök: تلو
Dilbilgisi (i'rab)
يُتْلَىٰFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
عَلَيْهِمْ
kendilerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَخِرُّونَ
onlar derhal kapanırlar
Fiil
Kök: خرر
Dilbilgisi (i'rab)
يَخِرُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لِلْأَذْقَانِ
çeneleri üstüne
İsim
Kök: ذقن
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَذْقَانِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
سُجَّدًا
secdeye
İsim
Kök: سجد
Dilbilgisi (i'rab)
سُجَّدًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

De ki: "Kuran'a ister inanın, isten inanmayın, O'ndan önceki bilginlere o okunduğu zaman, yüzleri üzerine secdeye varırlar" ve "Rabbimiz münezzehtir. Rabbimiz'in sözü şüphesiz yerine gelecektir" derler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ey Muhammed! De ki: İster ona (Kur'ân'a) inanın, ister inanmayın; o daha önce kendilerine ilim verilenlere okunduğunda onlar, yüzleri üstü secdeye kapanırlar.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

De ki: “Siz ona ister inanın, ister inanmayın! Şüphesiz ki daha önce kendilerine ilim verilenlere (Kur’an) okununca çeneleri üzere (yüz üstü) secdeye kapanırlar.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Say: "Whether ye believe in it or not, it is true that those who were given knowledge beforehand, when it is recited to them, fall down on their faces in humble prostration,

A. Yusuf Alipublic-domain

Say, ‘Whether you believe it or not, those who were given knowledge earlier fall down on their faces when it is recited to them,

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Say: Believe therein or believe not, lo! those who were given knowledge before it, when it is read unto them, fall down prostrate on their faces, adoring,

M. Pickthallpublic-domain

Say, "Believe in it or do not believe." Indeed, those who were given knowledge before it - when it is recited to them, they fall upon their faces in prostration,

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قل -أيها الرسول- لهؤلاء المكذبين: آمِنوا بالقرآن أو لا تؤمنوا؛ فإن إيمانكم لا يزيده كمالا وتكذيبكم لا يُلْحِق به نقصًا. إن العلماء الذين أوتوا الكتب السابقة مِن قبل القرآن، وعرفوا حقيقة الوحي، إذا قرئ عليهم القرآن يخشعون، فيسجدون على وجوههم لله سبحانه وتعالى.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?