← Sure 17

17:5

فَإِذَا جَآءَ وَعْدُ أُولَىٰهُمَا بَعَثْنَا عَلَيْكُمْ عِبَادًا لَّنَآ أُو۟لِى بَأْسٍ شَدِيدٍ فَجَاسُوا۟ خِلَـٰلَ ٱلدِّيَارِ ۚ وَكَانَ وَعْدًا مَّفْعُولًا

Kelime kelime

فَإِذَا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِذَاİsimzaman zarfı
جَآءَ
gelince
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
وَعْدُ
zamanı
İsim
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
وَعْدُİsimeril، merfû (nominatif)
أُولَىٰهُمَا
birincisinin
İsim
Kök: أول
Dilbilgisi (i'rab)
أُولَىٰİsimmecrûr (genitif)
هُمَاİsimzamir، son ek، 3. ikil
بَعَثْنَا
gönderdik
Fiil
Kök: بعث
Dilbilgisi (i'rab)
بَعَثْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَلَيْكُمْ
üzerinize
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
عِبَادًا
kullarımızı
İsim
Kök: عبد
Dilbilgisi (i'rab)
عِبَادًاİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لَّنَآ
bizim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَآİsimzamir، 1. çoğul
أُو۟لِى
çok güçlü
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أُو۟لِىİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
بَأْسٍ
çok güçlü
İsim
Kök: بأس
Dilbilgisi (i'rab)
بَأْسٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
شَدِيدٍ
çok güçlü
İsim
Kök: شدد
Dilbilgisi (i'rab)
شَدِيدٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
فَجَاسُوا۟
(sizi) araştırdılar
Fiil
Kök: جوس
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
جَاسُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
خِلَٰلَ
aralarına girip
İsim
Kök: خلل
Dilbilgisi (i'rab)
خِلَٰلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلدِّيَارِ
evlerin
İsim
Kök: دور
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
دِّيَارِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
وَكَانَ
idi
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
وَعْدًا
bir va'd
İsim
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
وَعْدًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مَّفْعُولًا
yapılması gereken
İsim
Kök: فعل
Dilbilgisi (i'rab)
مَّفْعُولًاİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

"Bu ikiden birincisinin vakti gelince, üzerinize pek güçlü olan kullarımızı salacağız. Onlar memleketlerinizde her köşeyi kontrollerine alacaklar. Bu, yerine gelecek bir vaaddir."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Birincisinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Onlar, evlerin aralarına girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir vaad idi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Bunlardan ilkinin (cezalandırma) zamanı gelince, üzerinize güçlü kullarımızı salmıştık da evlerin aralarını bile köşe bucak aramışlardı. Bu, yerine getirilmiş bir vaatti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

When the first of the warnings came to pass, We sent against you Our servants given to terrible warfare: They entered the very inmost parts of your homes; and it was a warning (completely) fulfilled.

A. Yusuf Alipublic-domain

When the first of these warnings was fulfilled, We sent against you servants of Ours with great force, and they ravaged your homes. That warning was fulfilled,

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

So when the time for the first of the two came, We roused against you slaves of Ours of great might who ravaged (your) country, and it was a threat performed.

M. Pickthallpublic-domain

So when the [time of] promise came for the first of them, We sent against you servants of Ours - those of great military might, and they probed [even] into the homes, and it was a promise fulfilled.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فإذا وقع منهم الإفساد الأول سَلَّطْنا عليهم عبادًا لنا ذوي شجاعة وقوة شديدة، يغلبونهم ويقتلونهم ويشردونهم، فطافوا بين ديارهم مفسدين، وكان ذلك وعدًا لا بدَّ مِن وقوعه؛ لوجود سببه منهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?