← Sure 17

17:60

وَإِذْ قُلْنَا لَكَ إِنَّ رَبَّكَ أَحَاطَ بِٱلنَّاسِ ۚ وَمَا جَعَلْنَا ٱلرُّءْيَا ٱلَّتِىٓ أَرَيْنَـٰكَ إِلَّا فِتْنَةً لِّلنَّاسِ وَٱلشَّجَرَةَ ٱلْمَلْعُونَةَ فِى ٱلْقُرْءَانِ ۚ وَنُخَوِّفُهُمْ فَمَا يَزِيدُهُمْ إِلَّا طُغْيَـٰنًا كَبِيرًا

Kelime kelime

وَإِذْ
bir zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِذْİsimzaman zarfı
قُلْنَا
demiştik
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَكَ
sana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كَİsimzamir، 2. tekil eril
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
رَبَّكَ
Rabbin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
أَحَاطَ
kuşatmıştır
Fiil
Kök: حوط
Dilbilgisi (i'rab)
أَحَاطَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِٱلنَّاسِ
insanları
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّاسِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
وَمَا
biz yapmadık
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
جَعَلْنَا
biz yaptık
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱلرُّءْيَا
rü'yayı
İsim
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رُّءْيَاİsimdişil، merfû (nominatif)
ٱلَّتِىٓ
sana gösterdiğimiz
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّتِىٓİsimism-i mevsûl، dişil tekil
أَرَيْنَٰكَ
bana gösterin
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
أَرَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
إِلَّا
başka bir şey
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
فِتْنَةً
sınama (aracı)
İsim
Kök: فتن
Dilbilgisi (i'rab)
فِتْنَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لِّلنَّاسِ
insanlar için
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّاسِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
وَٱلشَّجَرَةَ
ve ağacı
İsim
Kök: شجر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
شَّجَرَةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
ٱلْمَلْعُونَةَ
la'netlenmiş
İsim
Kök: لعن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَلْعُونَةَİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، dişil، mansûb (akuzatif)
فِى
Kur'an'da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْقُرْءَانِ
Kur'an'da
İsim
Kök: قرأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قُرْءَانِİsimözel isim، eril، mecrûr (genitif)
وَنُخَوِّفُهُمْ
biz onları korkutuyoruz
Fiil
Kök: خوف
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نُخَوِّفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَمَا
fakat
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
يَزِيدُهُمْ
artırmıyor
Fiil
Kök: زيد
Dilbilgisi (i'rab)
يَزِيدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَّا
başkasını
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
طُغْيَٰنًا
azgınlıklarından
İsim
Kök: طغي
Dilbilgisi (i'rab)
طُغْيَٰنًاİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
كَبِيرًا
daha da fazla
İsim
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
كَبِيرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Sana: "Rabbin şüphesiz insanları kuşatmıştır" demiştik; sana gösterdiğimiz rüya ile ve Kuran'da lanetlenmiş ağaçla, sadece insanları denedik. Biz onları korkutuyoruz, fakat bu onlara büyük taşkınlık vermekten başka birşeye yaramıyor.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Vaktiyle sana şöyle vahyettiğimizi hatırla: "Şüphesiz Rabbin insanları kuşatmıştır." (İsrâ gecesi) sana açıkça gösterdiğimiz o temâşâyı ve Kur'ân'da lanet edilen ağacı da, yalnız insanlara bir imtihan için yapmışızdır. Biz onları, korkutuyoruz, fakat bu onlara ancak büyük bir taşkınlıktan başka bir sonuç vermiyor.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Hani sana şöyle demiştik: “Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır. Sana (isra esnasında) gösterdiğimiz o rüyayı (görüntüleri) ve Kur’an’da lanetlenmiş (zakkum) ağacını,ancak insanları sınamak için meydana getirmiştik. Biz onları (insanları) korkutuyoruz; (bu durum) onların sadece büyük azgınlığını artırıyor.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Behold! We told thee that thy Lord doth encompass mankind round about: We granted the vision which We showed thee, but as a trial for men,- as also the Cursed Tree (mentioned) in the Qur'an: We put terror (and warning) into them, but it only increases their inordinate transgression!

A. Yusuf Alipublic-domain

[Prophet], We have told you that your Lord knows all about human beings. The vision We showed you was only a test for people, as was the cursed tree [mentioned] in the Quran. We warn them, but this only increases their insolence.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And (it was a warning) when we told thee: Lo! thy Lord encompasseth mankind, and We appointed the sight which We showed thee as an ordeal for mankind, and (likewise) the Accursed Tree in the Qur'an. We warn them, but it increaseth them in naught save gross impiety.

M. Pickthallpublic-domain

And [remember, O Muḥammad], when We told you, "Indeed, your Lord has encompassed the people." And We did not make the sight which We showed you except as a trial for the people, as was the accursed tree [mentioned] in the Qur’ān. And We threaten [i.e., warn] them, but it increases them not except in great transgression.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

واذكر -أيها الرسول- حين قلنا لك: إن ربك أحاط بالناس علمًا وقدرة. وما جعلنا الرؤيا التي أريناكها عِيانًا ليلة الإسراء والمعراج من عجائب المخلوقات إلا اختبارًا للناس؛ ليتميز كافرهم من مؤمنهم، وما جعلنا شجرة الزقوم الملعونة التي ذكرت في القرآن إلا ابتلاء للناس. ونخوِّف المشركين بأنواع العذاب والآيات، ولا يزيدهم التخويف إلا تماديًا في الكفر والضلال.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?