← Sure 18

18:22

سَيَقُولُونَ ثَلَـٰثَةٌ رَّابِعُهُمْ كَلْبُهُمْ وَيَقُولُونَ خَمْسَةٌ سَادِسُهُمْ كَلْبُهُمْ رَجْمًۢا بِٱلْغَيْبِ ۖ وَيَقُولُونَ سَبْعَةٌ وَثَامِنُهُمْ كَلْبُهُمْ ۚ قُل رَّبِّىٓ أَعْلَمُ بِعِدَّتِهِم مَّا يَعْلَمُهُمْ إِلَّا قَلِيلٌ ۗ فَلَا تُمَارِ فِيهِمْ إِلَّا مِرَآءً ظَـٰهِرًا وَلَا تَسْتَفْتِ فِيهِم مِّنْهُمْ أَحَدًا

Kelime kelime

سَيَقُولُونَ
diyecekler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
سَEdatgelecek (se/sevfe)، ön ek
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ثَلَٰثَةٌ
onlar üçtür
İsim
Kök: ثلث
Dilbilgisi (i'rab)
ثَلَٰثَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
رَّابِعُهُمْ
dördüncüleri
İsim
Kök: ربع
Dilbilgisi (i'rab)
رَّابِعُİsimeril، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَلْبُهُمْ
köpekleridir
İsim
Kök: كلب
Dilbilgisi (i'rab)
كَلْبُİsimeril، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَيَقُولُونَ
ve diyecekler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
خَمْسَةٌ
beştir
İsim
Kök: خمس
Dilbilgisi (i'rab)
خَمْسَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
سَادِسُهُمْ
altıncıları
İsim
Kök: سدس
Dilbilgisi (i'rab)
سَادِسُİsimeril، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَلْبُهُمْ
köpekleridir
İsim
Kök: كلب
Dilbilgisi (i'rab)
كَلْبُİsimeril، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
رَجْمًۢا
taş atar gibi
İsim
Kök: رجم
Dilbilgisi (i'rab)
رَجْمًۢاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
بِٱلْغَيْبِ
görülmeyene
İsim
Kök: غيب
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
غَيْبِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَيَقُولُونَ
ve diyecekler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
سَبْعَةٌ
yedidir
İsim
Kök: سبع
Dilbilgisi (i'rab)
سَبْعَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَثَامِنُهُمْ
sekizincileri
İsim
Kök: ثمن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ثَامِنُİsimeril، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَلْبُهُمْ
köpekleridir
İsim
Kök: كلب
Dilbilgisi (i'rab)
كَلْبُİsimeril، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قُل
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلFiilemir، 2. tekil eril
رَّبِّىٓ
Rabbim
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَّبِّİsimeril، merfû (nominatif)
ىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
أَعْلَمُ
daha iyi bilir
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْلَمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)، sıfat
بِعِدَّتِهِم
onların sayısını
İsim
Kök: عدد
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
عِدَّتِİsimdişil، mecrûr (genitif)
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَّا
yoktur
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاİsimism-i mevsûl
يَعْلَمُهُمْ
onları bilen
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَّا
dışında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
قَلِيلٌ
azı
İsim
Kök: قلل
Dilbilgisi (i'rab)
قَلِيلٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فَلَا
münakaşaya girme
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تُمَارِ
tartışmak
Fiil
Kök: مري
Dilbilgisi (i'rab)
تُمَارِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
فِيهِمْ
onlar hakkında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَّا
dışında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
مِرَآءً
tartışma
İsim
Kök: مري
Dilbilgisi (i'rab)
مِرَآءًİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
ظَٰهِرًا
sathi
İsim
Kök: ظهر
Dilbilgisi (i'rab)
ظَٰهِرًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَسْتَفْتِ
bir şey sorma
Fiil
Kök: فتي
Dilbilgisi (i'rab)
تَسْتَفْتِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
فِيهِم
onlar hakkında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِّنْهُمْ
bunlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَحَدًا
hiçbirine
İsim
Kök: أحد
Dilbilgisi (i'rab)
أَحَدًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Karanlığa taş atar gibi, "Mağara ehli üçtür, dördüncüleri köpekleridir" derler, yahut, "Beştir, altıncıları köpekleridir" derler, yahut "Yedidir, sekizincileri köpekleridir" derler. De ki: "Onların sayısını en iyi bilen Rabbim'dir. Onları pek az kimseden başkası bilmez." Bunun için, onlar hakkında, bu kısaca anlatılanın dışında, kimseyle tartışma ve onlar hakkında kimseden bir şey sorma.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ashabı Kehf'in sayılarında ihtilaf edenlerden bazıları: Onlar, üç kişidir, dördüncüleri köpekleridir" diyecekler. Diğer bazıları da "Onlar, beş kişidir, altıncıları köpekleridir " diyecekler. Her ikisi de bilinmeyen hakkında tahmin yürütmektir. (kimileri de:) "Onlar, yedi kişidir; sekizincisi köpekleridir" derler. De ki: "Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir." Onları ancak pek azı bilir, Bu sebeple onlar hakkında bu bildirilenler dışında bir münakaşaya girişme ve bunlar hakkında hiç kimseye de bir şey sorma!

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Bazıları) gayba taş atarak (tahmin yürüterek) “(Onlar) üç kişidir; dördüncüleri köpekleridir.” derler. (Bazıları) “(Onlar) beş kişidir; altıncıları köpekleridir.” derler. (Kimileri de) “(Onlar) yedi kişidir; sekizincisi köpekleridir.” derler. De ki: “Onların sayılarını Rabbim gayet iyi bilendir.” Onları sadece az kişi bilir(di). Öyle ise onlar hakkında delillerin apaçık olması dışında bir tartışmaya girme ve onlar hakkında (konuşan) kişilerin hiçbirinden soru sorma!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

(Some) say they were three, the dog being the fourth among them; (others) say they were five, the dog being the sixth,- doubtfully guessing at the unknown; (yet others) say they were seven, the dog being the eighth. Say thou: "My Lord knoweth best their number; It is but few that know their (real case)." Enter not, therefore, into controversies concerning them, except on a matter that is clear, nor consult any of them about (the affair of) the Sleepers.

A. Yusuf Alipublic-domain

[Some] say, ‘The sleepers were three, and their dog made four,’ others say, ‘They were five, and the dog made six’- guessing in the dark- and some say, ‘They were seven, and their dog made eight.’ Say [Prophet], ‘My Lord knows best how many they were.’ Only a few have real knowledge about them, so do not argue, but stick to what is clear, and do not ask any of these people about them;

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

(Some) will say: They were three, their dog the fourth, and (some) say: Five, their dog the sixth, guessing at random; and (some) say: Seven, and their dog the eighth. Say (O Muhammad): My Lord is Best Aware of their number. None knoweth them save a few. So contend not concerning them except with an outward contending, and ask not any of them to pronounce concerning them.

M. Pickthallpublic-domain

They [i.e., people] will say there were three, the fourth of them being their dog; and they will say there were five, the sixth of them being their dog - guessing at the unseen; and they will say there were seven, and the eighth of them was their dog. Say, [O Muḥammad], "My Lord is most knowing of their number. None knows them except a few. So do not argue about them except with an obvious argument and do not inquire about them among [the speculators] from anyone."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

سيقول بعض الخائضين في شأنهم من أهل الكتاب: هم ثلاثةٌ، رابعهم كلبهم، ويقول فريق آخر: هم خمسة، سادسهم كلبهم، وكلام الفريقين قول بالظن من غير دليل، وتقول جماعة ثالثة: هم سبعة، وثامنهم كلبهم، قل -أيها الرسول-: ربي هو الأعلم بعددهم، ما يعلم عددهم إلا قليل من خلقه. فلا تجادل أهل الكتاب في عددهم إلا جدالا ظاهرًا لا عمق فيه، بأن تَقُصَّ عليهم ما أخبرك به الوحي فحسب، ولا تسألهم عن عددهم وأحوالهم؛ فإنهم لا يعلمون ذلك.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular