← Sure 18

18:30

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجْرَ مَنْ أَحْسَنَ عَمَلًا

Kelime kelime

إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱلَّذِينَ
onlar ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
inandılar
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَعَمِلُوا۟
ve yaptılar
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
عَمِلُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلصَّٰلِحَٰتِ
iyi işler
İsim
Kök: صلح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّٰلِحَٰتِİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil çoğul، mecrûr (genitif)
إِنَّا
elbette biz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
اİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَا
asla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
نُضِيعُ
zayi etmeyiz
Fiil
Kök: ضيع
Dilbilgisi (i'rab)
نُضِيعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
أَجْرَ
ecrini
İsim
Kök: أجر
Dilbilgisi (i'rab)
أَجْرَİsimeril، mansûb (akuzatif)
مَنْ
kimsenin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنْİsimism-i mevsûl
أَحْسَنَ
güzel yapan
Fiil
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
أَحْسَنَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَمَلًا
işi
İsim
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
عَمَلًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

İyi hareket edenin ecrini zayi etmeyiz. Doğrusu, inanıp yararlı iş yapanlara, işte onlara, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takınırlar, ince ve kalın ipekliden yeşil elbiseler giyerek tahtları üzerinde otururlar. Ne güzel bir mükafat ve ne güzel yaslanacak yer!

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İman edip de güzel davranışlarda bulunanlar var ya, şüphe yok ki biz öyle güzel işler yapanların mükafatını zayi etmeyiz.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İman edip iyi işler yapanlar (bilmelidir ki), biz güzel iş yapanların ödülünü boşa çıkarmayacağız.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

As to those who believe and work righteousness, verily We shall not suffer to perish the reward of any who do a (single) righteous deed.

A. Yusuf Alipublic-domain

As for those who believe and do good deeds- We do not let the reward of anyone who does a good deed go to waste-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Lo! as for those who believe and do good works - Lo! We suffer not the reward of one whose work is goodly to be lost.

M. Pickthallpublic-domain

Indeed, those who have believed and done righteous deeds - indeed, We will not allow to be lost the reward of any who did well in deeds.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

إن الذين آمنوا بالله ورسوله وعملوا الأعمال الصالحات لهم أعظم المثوبة، إنا لا نضيع أجورهم، ولا ننقصها على ما أحسنوه من العمل.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?