← Sure 18

18:29

وَقُلِ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ ۖ فَمَن شَآءَ فَلْيُؤْمِن وَمَن شَآءَ فَلْيَكْفُرْ ۚ إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلظَّـٰلِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا ۚ وَإِن يَسْتَغِيثُوا۟ يُغَاثُوا۟ بِمَآءٍ كَٱلْمُهْلِ يَشْوِى ٱلْوُجُوهَ ۚ بِئْسَ ٱلشَّرَابُ وَسَآءَتْ مُرْتَفَقًا

Kelime kelime

وَقُلِ
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قُلِFiilemir، 2. tekil eril
ٱلْحَقُّ
bu gerçek
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقُّİsimeril، merfû (nominatif)
مِن
Rabbinizdendir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
رَّبِّكُمْ
Rabbiniz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَّبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَمَن
artık kimse
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
شَآءَ
dileyen
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
فَلْيُؤْمِن
inansın
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لْEdatemir، ön ek
يُؤْمِنFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
وَمَن
ve kimse
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
شَآءَ
dileyen
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
فَلْيَكْفُرْ
inkar etsin
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لْEdatemir، ön ek
يَكْفُرْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
إِنَّآ
çünkü biz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
آİsimzamir، son ek، 1. çoğul
أَعْتَدْنَا
hazırladık
Fiil
Kök: عتد
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْتَدْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لِلظَّٰلِمِينَ
zalimlere
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لEdatmarife (belirli)، ön ek
ظَّٰلِمِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)
نَارًا
bir ateş
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
نَارًاİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَحَاطَ
kuşatmıştır
Fiil
Kök: حوط
Dilbilgisi (i'rab)
أَحَاطَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِهِمْ
onları
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِمْİsimzamir، 3. çoğul eril
سُرَادِقُهَا
çadırı
İsim
Kök: سردق
Dilbilgisi (i'rab)
سُرَادِقُİsimeril، merfû (nominatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَإِن
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنEdatşart
يَسْتَغِيثُوا۟
feryad edip yardım isteseler
Fiil
Kök: غوث
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْتَغِيثُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يُغَاثُوا۟
kendilerine yardım edilir
Fiil
Kök: غوث
Dilbilgisi (i'rab)
يُغَاثُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِمَآءٍ
bir su ile
İsim
Kök: موه
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَآءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
كَٱلْمُهْلِ
erimiş maden gibi
İsim
Kök: مهل
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُهْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
يَشْوِى
haşlayan
Fiil
Kök: شوي
Dilbilgisi (i'rab)
يَشْوِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلْوُجُوهَ
yüzleri
İsim
Kök: وجه
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
وُجُوهَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
بِئْسَ
o ne kötü
Fiil
Kök: بأس
Dilbilgisi (i'rab)
بِئْسَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلشَّرَابُ
bir içecektir
İsim
Kök: شرب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
شَّرَابُİsimeril، merfû (nominatif)
وَسَآءَتْ
ve ne kötü
Fiil
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
سَآءَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
مُرْتَفَقًا
ağırlanmadır
İsim
Kök: رفق
Dilbilgisi (i'rab)
مُرْتَفَقًاİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

De ki: "Gerçek Rabbinizdendir." Dileyen inansın, dileyen inkar etsin. Şüphesiz zalimler için, duvarları çepeçevre onları içine alacak bir ateş hazırlamışızdır. Onlar yardım istediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su kendilerine sunulur. Bu ne kötü bir içecek ve cehennem ne kötü bir duraktır!

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ve de ki: O hak Rabbimizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Çünkü biz zalimler için öyle bir ateş hazırlamışız ki, duvarları, çepeçevre onları içine alacaktır. Eğer feryad edip yardım isteseler, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. O ne kötü bir içecek ve ne kötü bir dayanma yeri!

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

De ki: “Hak (gerçek), Rabbinizdendir.” Öyle ise dileyen iman etsin; dileyen inkâr etsin! Biz, zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki (ateşten) duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Yardım dileyecek olsalar, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile kendilerine yardım edilir. Ne fena bir içecektir o ve ne kötü bir kalma yeridir orası!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Say, "The truth is from your Lord": Let him who will believe, and let him who will, reject (it): for the wrong-doers We have prepared a Fire whose (smoke and flames), like the walls and roof of a tent, will hem them in: if they implore relief they will be granted water like melted brass, that will scald their faces, how dreadful the drink! How uncomfortable a couch to recline on!

A. Yusuf Alipublic-domain

Say, ‘Now the truth has come from your Lord: let those who wish to believe in it do so, and let those who wish to reject it do so.’ We have prepared a Fire for the wrongdoers that will envelop them from all sides. If they call for relief, they will be relieved with water like molten metal, scalding their faces. What a terrible drink! What a painful resting place!

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Say: (It is) the truth from the Lord of you (all). Then whosoever will, let him believe, and whosoever will, let him disbelieve. Lo! We have prepared for disbelievers Fire. Its tent encloseth them. If they ask for showers, they will be showered with water like to molten lead which burneth the faces. Calamitous the drink and ill the resting-place!

M. Pickthallpublic-domain

And say, "The truth is from your Lord, so whoever wills - let him believe; and whoever wills - let him disbelieve." Indeed, We have prepared for the wrongdoers a fire whose walls will surround them. And if they call for relief, they will be relieved with water like murky oil, which scalds [their] faces. Wretched is the drink, and evil is the resting place.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وقل لهؤلاء الغافلين: ما جئتكم به هو الحق من ربكم، فمن أراد منكم أن يصدق ويعمل به، فليفعل فهو خير له، ومن أراد أن يجحد فليفعل، فما ظَلَم إلا نفسه. إنا أعتدنا للكافرين نارًا شديدة أحاط بهم سورها، وإن يستغث هؤلاء الكفار في النار بطلب الماء مِن شدة العطش، يُؤتَ لهم بماء كالزيت العَكِر شديد الحرارة يشوي وجوههم. قَبُح هذا الشراب الذي لا يروي ظمأهم بل يزيده، وقَبُحَتْ النار منزلا لهم ومقامًا. وفي هذا وعيد وتهديد شديد لمن أعرض عن الحق، فلم يؤمن برسالة محمد صلى الله عليه وسلم، ولم يعمل بمقتضاها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?