← Sure 18

18:55

وَمَا مَنَعَ ٱلنَّاسَ أَن يُؤْمِنُوٓا۟ إِذْ جَآءَهُمُ ٱلْهُدَىٰ وَيَسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّهُمْ إِلَّآ أَن تَأْتِيَهُمْ سُنَّةُ ٱلْأَوَّلِينَ أَوْ يَأْتِيَهُمُ ٱلْعَذَابُ قُبُلًا

Kelime kelime

وَمَا
şey
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
مَنَعَ
alıkoyan
Fiil
Kök: منع
Dilbilgisi (i'rab)
مَنَعَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلنَّاسَ
insanları
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّاسَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
أَن
inanmaktan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يُؤْمِنُوٓا۟
inanan(lar)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْمِنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِذْ
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذْİsimzaman zarfı
جَآءَهُمُ
kendilerine geldiği
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْهُدَىٰ
hidayet
İsim
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
هُدَىٰİsimeril، mecrûr (genitif)
وَيَسْتَغْفِرُوا۟
ve istiğfar etmekten
Fiil
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَسْتَغْفِرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
رَبَّهُمْ
Rablerine
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَّآ
ancak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّآEdathasr (sınırlama)
أَن
kendilerine de gelmesidir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَأْتِيَهُمْ
gelmesini
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
تَأْتِيَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
سُنَّةُ
yasasının
İsim
Kök: سنن
Dilbilgisi (i'rab)
سُنَّةُİsimdişil tekil، merfû (nominatif)
ٱلْأَوَّلِينَ
evvelkilerin
İsim
Kök: أول
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَوَّلِينَİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
أَوْ
yahut
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
يَأْتِيَهُمُ
karşılarına gelmesidir
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْتِيَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْعَذَابُ
azabın
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَذَابُİsimeril، merfû (nominatif)
قُبُلًا
açıkça
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قُبُلًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

İnsanlara doğruluk rehberi gelmişken, onları inanmaktan, Rablerinden mağfiret dilemekten alıkoyan öncekilere uygulananın kendilerine de uygulanmasını veya gözleri göre göre azaba uğramayı beklemeleridir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Kendilerine doğru yolu gösteren peygamber geldiğinde insanları, iman etmekten ve Rabblerinden günahlarının mağfiretini istemekten alıkoyan şey sadece geçmiş milletlerin başlarına gelen felaketlerin kendilerine de gelmesini veya ahiret azabının ansızın göz göre göre gelip çatmasını beklemek olmuştur.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kendilerine rehber geldiğinde insanları iman etmekten ve Rablerinden bağışlanma dilemekten alıkoyan şey, öncekilere (uygulanan) kanunun kendilerine de gelmesini veya azabın önlerine gelmesini (bir an önce getirilmesini) beklemekten başka bir şey değildir!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And what is there to keep back men from believing, now that Guidance has come to them, nor from praying for forgiveness from their Lord, but that (they ask that) the ways of the ancients be repeated with them, or the Wrath be brought to them face to face?

A. Yusuf Alipublic-domain

Now that guidance has come to them, what stops these people believing and asking forgiveness from their Lord before the fate of earlier peoples annihilates them or their torment confronts them?

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And naught hindereth mankind from believing when the guidance cometh unto them, and from asking forgiveness of their Lord unless (it be that they wish) that the judgment of the men of old should come upon them or (that) they should be confronted with the Doom.

M. Pickthallpublic-domain

And nothing has prevented the people from believing when guidance came to them and from asking forgiveness of their Lord except that there [must] befall them the [accustomed] precedent of the former peoples or that the punishment should come [directly] before them.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وما منع الناس من الإيمان -حين جاءهم الرسول محمد صلى الله عليه وسلم ومعه القرآن-، واستغفار ربهم طالبين عفوه عنهم، إلا تحدِّيهم للرسول، وطلبهم أن تصيبهم سنة الله في إهلاك السابقين عليهم، أو يصيبهم عذاب الله عِيانًا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?