← Sure 2

2:57

وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْغَمَامَ وَأَنزَلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْمَنَّ وَٱلسَّلْوَىٰ ۖ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَـٰتِ مَا رَزَقْنَـٰكُمْ ۖ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَـٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

Kelime kelime

وَظَلَّلْنَا
ve gölgelendirdik
Fiil
Kök: ظلل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ظَلَّلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَلَيْكُمُ
üstünüze
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلْغَمَامَ
bulutu
İsim
Kök: غمم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
غَمَامَİsimeril، mansûb (akuzatif)
وَأَنزَلْنَا
ve indirdik
Fiil
Kök: نزل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَنزَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَلَيْكُمُ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلْمَنَّ
kudret helvası
İsim
Kök: منن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَنَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
وَٱلسَّلْوَىٰ
ve bıldırcın
İsim
Kök: سلو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّلْوَىٰİsimeril، mansûb (akuzatif)
كُلُوا۟
yeyin
Fiil
Kök: أكل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِن
güzelliklerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
طَيِّبَٰتِ
güzel ve temiz şeyleri
İsim
Kök: طيب
Dilbilgisi (i'rab)
طَيِّبَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
مَا
şeyleri
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
رَزَقْنَٰكُمْ
rızık olarak verdiğimiz
Fiil
Kök: رزق
Dilbilgisi (i'rab)
رَزَقْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَمَا
ve değildi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
ظَلَمُونَا
bize zulmediyor
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ظَلَمُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَلَٰكِن
ama
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَٰكِنEdatAMD
كَانُوٓا۟
idiler
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَنفُسَهُمْ
kendilerine
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَظْلِمُونَ
zulmetmekteler
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
يَظْلِمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Bulutla sizi gölgelendirdik, kudret helvası ve bıldırcın indirdik, "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" dedik. Onlar Bize değil, fakat kendilerine yazık ediyorlardı.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ve üstünüze o bulutu gölge yaptık, ve size ihsan ettiğimiz hoş rızıklardan yiyin, diye üzerinize kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Onlar, bize zulmetmediler, lakin kendi nefislerine zulmediyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sizi bulutla gölgelendirmiş, size kudret helvası ile bıldırcın eti indirmiş (vermiş), “Size rızık olarak verdiğimiz temiz şeylerden yiyin!” (demiştik). (Emirlerimizi dinlememekle) onlar bize zulmetmemişlerdi; ancak kendilerine yazık etmişlerdi.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And We gave you the shade of clouds and sent down to you Manna and quails, saying: "Eat of the good things We have provided for you:" (But they rebelled); to us they did no harm, but they harmed their own souls.

A. Yusuf Alipublic-domain

We made the clouds cover you with shade, and sent manna and quails down to you, saying, ‘Eat the good things We have provided for you.’ It was not Us they wronged; they wronged themselves.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And We caused the white cloud to overshadow you and sent down on you the manna and the quails, (saying): Eat of the good things wherewith We have provided you - they wronged Us not, but they did wrong themselves.

M. Pickthallpublic-domain

And We shaded you with clouds and sent down to you manna and quails, [saying], "Eat from the good things with which We have provided you." And they wronged Us not - but they were [only] wronging themselves.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

واذكروا نعمتنا عليكم حين كنتم تتيهون في الأرض؛ إذ جعلنا السحاب مظللا عليكم من حَرِّ الشمس، وأنزلنا عليكم المنَّ، وهو شيء يشبه الصَّمغ طعمه كالعسل، وأنزلنا عليكم السَّلوى وهو طير يشبه السُّمانَى، وقلنا لكم: كلوا من طيِّبات ما رزقناكم، ولا تخالفوا دينكم، فلم تمتثلوا. وما ظلمونا بكفران النعم، ولكن كانوا أنفسهم يظلمون؛ لأن عاقبة الظلم عائدة عليهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?