← Sure 2

2:74

ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ فَهِىَ كَٱلْحِجَارَةِ أَوْ أَشَدُّ قَسْوَةً ۚ وَإِنَّ مِنَ ٱلْحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنْهُ ٱلْأَنْهَـٰرُ ۚ وَإِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ ٱلْمَآءُ ۚ وَإِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ ٱللَّهِ ۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَـٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

Kelime kelime

ثُمَّ
sonra yine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
قَسَتْ
katılaştı
Fiil
Kök: قسو
Dilbilgisi (i'rab)
قَسَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
قُلُوبُكُم
kalbleriniz
İsim
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
قُلُوبُİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِّنۢ
ardından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنۢEdatharf-i cer (edat)
بَعْدِ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدِİsimmecrûr (genitif)
ذَٰلِكَ
bunun
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
فَهِىَ
şimdi onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
هِىَİsimzamir، 3. tekil dişil
كَٱلْحِجَارَةِ
taş gibi
İsim
Kök: حجر
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حِجَارَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
أَوْ
hatta
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
أَشَدُّ
daha da
İsim
Kök: شدد
Dilbilgisi (i'rab)
أَشَدُّİsimeril tekil، merfû (nominatif)
قَسْوَةً
katıdır
İsim
Kök: قسو
Dilbilgisi (i'rab)
قَسْوَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَإِنَّ
çünkü
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مِنَ
öyle taş
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْحِجَارَةِ
taş
İsim
Kök: حجر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حِجَارَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
لَمَا
var ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
يَتَفَجَّرُ
fışkırır
Fiil
Kök: فجر
Dilbilgisi (i'rab)
يَتَفَجَّرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مِنْهُ
içinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلْأَنْهَٰرُ
ırmaklar
İsim
Kök: نهر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَنْهَٰرُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
وَإِنَّ
ve şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مِنْهَا
öylesi de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
لَمَا
var ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
يَشَّقَّقُ
çatlayıverir de
Fiil
Kök: شقق
Dilbilgisi (i'rab)
يَشَّقَّقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
فَيَخْرُجُ
çıkar
Fiil
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَخْرُجُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مِنْهُ
ondan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلْمَآءُ
su
İsim
Kök: موه
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَآءُİsimeril، merfû (nominatif)
وَإِنَّ
ve şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مِنْهَا
ondan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
لَمَا
öylesi de var ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
يَهْبِطُ
aşağı yuvarlanır
Fiil
Kök: هبط
Dilbilgisi (i'rab)
يَهْبِطُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مِنْ
korkusundan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
خَشْيَةِ
korkarak
İsim
Kök: خشي
Dilbilgisi (i'rab)
خَشْيَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَمَا
ve değildir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
بِغَٰفِلٍ
gafil
İsim
Kök: غفل
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
غَٰفِلٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
عَمَّا
yaptıklarınızdan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَEdatharf-i cer (edat)
مَّاİsimism-i mevsûl
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْمَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Sonra kalbleriniz yine katılaştı, taş gibi, hatta daha da katı oldu. Nitekim taşlar arasında kendisinden ırmaklar fışkıran vardır; yarılıp su çıkan vardır; Allah korkusundan yuvarlananlar vardır. Allah yaptıklarınızı bilmez değildir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Sonra bunun arkasından yine kalbleriniz katılaştı, şimdi de taş gibi, ya da taştan da beter hale geldi. Çünkü taşlardan öylesi var ki; içinden nehirler kaynıyor, yine öylesi var ki, çatlıyor da bağrından sular fışkırıyor, öylesi de var ki, Allah korkusundan yerlerde yuvarlanıyor... Ve sizin neler yaptığınızdan Allah gafil değildir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Bunlardan sonra kalpleriniz (yine) katılaşmıştı. Artık onlar (kalpleriniz) taş gibi hatta daha da katıdır. Şüphesiz ki taşlardan öylesi var ki içinden ırmaklar fışkırır. Öylesi de var ki yarılır da ondan su çıkar. Bir kısmı da Allah’a saygı nedeniyle (yukarıdan aşağı) iner. Allah yapmakta olduklarınızdan asla habersiz değildir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Thenceforth were your hearts hardened: They became like a rock and even worse in hardness. For among rocks there are some from which rivers gush forth; others there are which when split asunder send forth water; and others which sink for fear of Allah. And Allah is not unmindful of what ye do.

A. Yusuf Alipublic-domain

Even after that, your hearts became as hard as rocks, or even harder, for there are rocks from which streams spring out, and some from which water comes when they split open, and others which fall down in awe of God: He is not unaware of what you do.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Then, even after that, your hearts were hardened and became as rocks, or worse than rocks, for hardness. For indeed there are rocks from out which rivers gush, and indeed there are rocks which split asunder so that water floweth from them. And indeed there are rocks which fall down for the fear of Allah. Allah is not unaware of what ye do.

M. Pickthallpublic-domain

Then your hearts became hardened after that, being like stones or even harder. For indeed, there are stones from which rivers burst forth, and there are some of them that split open and water comes out, and there are some of them that fall down for fear of Allāh. And Allāh is not unaware of what you do.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولكنكم لم تنتفعوا بذلك؛ إذ بعد كل هذه المعجزات الخارقة اشتدت قلوبكم وغلظت، فلم يَنْفُذ إليها خير، ولم تَلِنْ أمام الآيات الباهرة التي أريتكموها، حتى صارت قلوبكم مثل الحجارة الصمَّاء، بل هي أشد منها غلظة؛ لأن من الحجارة ما يتسع وينفرج حتى تنصبَّ منه المياه صبًا، فتصير أنهارًا جاريةً، ومن الحجارة ما يتصدع فينشق، فتخرج منه العيون والينابيع، ومن الحجارة ما يسقط من أعالي الجبال مِن خشية الله تعالى وتعظيمه. وما الله بغافل عما تعملون.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?