← Sure 20

20:132

وَأْمُرْ أَهْلَكَ بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱصْطَبِرْ عَلَيْهَا ۖ لَا نَسْـَٔلُكَ رِزْقًا ۖ نَّحْنُ نَرْزُقُكَ ۗ وَٱلْعَـٰقِبَةُ لِلتَّقْوَىٰ

Kelime kelime

وَأْمُرْ
ve emret
Fiil
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أْمُرْFiilemir، 2. tekil eril
أَهْلَكَ
ailene
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
أَهْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
بِٱلصَّلَوٰةِ
namazı
İsim
Kök: صلو
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّلَوٰةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَٱصْطَبِرْ
ve dayan
Fiil
Kök: صبر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱصْطَبِرْFiilemir، 2. tekil eril
عَلَيْهَا
ona (namaz kılmaya)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
لَا
biz senden istemiyoruz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
نَسْـَٔلُكَ
ben sizden istemiyorum
Fiil
Kök: سأل
Dilbilgisi (i'rab)
نَسْـَٔلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
رِزْقًا
rızık
İsim
Kök: رزق
Dilbilgisi (i'rab)
رِزْقًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
نَّحْنُ
biz
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
نَّحْنُİsimzamir، 1. çoğul
نَرْزُقُكَ
seni besliyoruz
Fiil
Kök: رزق
Dilbilgisi (i'rab)
نَرْزُقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
وَٱلْعَٰقِبَةُ
ve akıbet
İsim
Kök: عقب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَٰقِبَةُİsimdişil، merfû (nominatif)
لِلتَّقْوَىٰ
takva(sahipleri)nindir
İsim
Kök: وقي
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لEdatmarife (belirli)، ön ek
تَّقْوَىٰİsimeril، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de onda devamlı ol. Biz senden rızık istemiyoruz, sana rızık veren Biziz. Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanındır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

(Ey Muhammed!) Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de ona sabırla devam et. Biz senden bir rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız. Güzel akibet takva sahiplerinindir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ailene (destekçilerine) ibadeti (namazı) emret! Kendin de ona sabırla devam et! Senden rızık istemiyoruz; seni de biz rızıklandırıyoruz. (Mutlu) son, takvâlı (duyarlı) olanlar içindir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Enjoin prayer on thy people, and be constant therein. We ask thee not to provide sustenance: We provide it for thee. But the (fruit of) the Hereafter is for righteousness.

A. Yusuf Alipublic-domain

Order your people to pray, and pray steadfastly yourself. We are not asking you to give Us provision;We provide for you, and the rewards of the Hereafter belong to the devout.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And enjoin upon thy people worship, and be constant therein. We ask not of thee a provision: We provided for thee. And the sequel is for righteousness.

M. Pickthallpublic-domain

And enjoin prayer upon your family [and people] and be steadfast therein. We ask you not for provision; We provide for you, and the [best] outcome is for [those of] righteousness.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وَأْمُرْ - أيها النبي - أهلك بالصلاة، واصطبر على أدائها، لا نسألك مالا، نحن نرزقك ونعطيك. والعاقبة الصالحة في الدنيا والآخرة لأهل التقوى.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?