← Sure 22

22:45

فَكَأَيِّن مِّن قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَـٰهَا وَهِىَ ظَالِمَةٌ فَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَبِئْرٍ مُّعَطَّلَةٍ وَقَصْرٍ مَّشِيدٍ

Kelime kelime

فَكَأَيِّن
niceleri vardır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
كَأَيِّنİsimmerfû (nominatif)
مِّن
kentlerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
قَرْيَةٍ
kenti
İsim
Kök: قري
Dilbilgisi (i'rab)
قَرْيَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أَهْلَكْنَٰهَا
helak ettiğimiz
Fiil
Kök: هلك
Dilbilgisi (i'rab)
أَهْلَكْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَهِىَ
o
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
هِىَİsimzamir، 3. tekil dişil
ظَالِمَةٌ
zulmederken
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ظَالِمَةٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فَهِىَ
ve o
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
هِىَİsimzamir، 3. tekil dişil
خَاوِيَةٌ
çökmüştür
İsim
Kök: خوي
Dilbilgisi (i'rab)
خَاوِيَةٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
عَلَىٰ
üstüne
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
عُرُوشِهَا
tavanları
İsim
Kök: عرش
Dilbilgisi (i'rab)
عُرُوشِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَبِئْرٍ
ve kuyu
İsim
Kök: بأر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
بِئْرٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مُّعَطَّلَةٍ
kullanılmaz olmuştur
İsim
Kök: عطل
Dilbilgisi (i'rab)
مُّعَطَّلَةٍİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَقَصْرٍ
ve saraylar
İsim
Kök: قصر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَصْرٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مَّشِيدٍ
sağlam
İsim
Kök: شيد
Dilbilgisi (i'rab)
مَّشِيدٍİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Nice kasabaların halkını haksızlık yaparken yok ettik. Artık çatıları çökmüş, kuyuları metruk, sarayları bomboş kalmıştır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Nice memleketler vardı ki, zulüm yaparlarken biz onları yok ettik. Artık damları çökmüş, duvarları üzerine yıkılmıştır. (Geride) Nice terkedilmiş kuyularla bomboş kalmış yüksek saraylar (bırakılmıştır.)

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Nitekim), nice şehirler vardı ki o şehir(lerin halkı) haksızlık etmekteyken biz onları helak etmiştik. O (şehrin duvarları, çökmüş) tavanların üzerine yıkılmıştır. Kullanılmaz hâle gelmiş bir kuyu ve (geride ıssız kalmış) heybetli bir köşk vardır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

How many populations have We destroyed, which were given to wrong-doing? They tumbled down on their roofs. And how many wells are lying idle and neglected, and castles lofty and well-built?

A. Yusuf Alipublic-domain

How many towns steeped in wrongdoing We have destroyed and left in total ruin; how many deserted wells; how many lofty palaces!

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

How many a township have We destroyed while it was sinful, so that it lieth (to this day) in ruins, and (how many) a deserted well and lofty tower!

M. Pickthallpublic-domain

And how many a city did We destroy while it was committing wrong - so it is [now] fallen into ruin - and [how many] an abandoned well and [how many] a lofty palace.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فكثيرًا من القرى الظالمة بكفرها أهلكنا أهلها، فديارهم مهدَّمة خَلَتْ مِن سكانها، وآبارها لا يُستقى منها، وقصورها العالية المزخرفة لم تدفع عن أهلها سوء العذاب.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution