← Sure 23

23:71

وَلَوِ ٱتَّبَعَ ٱلْحَقُّ أَهْوَآءَهُمْ لَفَسَدَتِ ٱلسَّمَـٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ وَمَن فِيهِنَّ ۚ بَلْ أَتَيْنَـٰهُم بِذِكْرِهِمْ فَهُمْ عَن ذِكْرِهِم مُّعْرِضُونَ

Kelime kelime

وَلَوِ
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَوِEdatşart
ٱتَّبَعَ
uysaydı
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱتَّبَعَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلْحَقُّ
hak
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقُّİsimeril، merfû (nominatif)
أَهْوَآءَهُمْ
onların keyiflerine
İsim
Kök: هوي
Dilbilgisi (i'rab)
أَهْوَآءَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَفَسَدَتِ
bozulur giderdi
Fiil
Kök: فسد
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
فَسَدَتِFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
ٱلسَّمَٰوَٰتُ
gökler
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمَٰوَٰتُİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
وَٱلْأَرْضُ
ve yer
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضُİsimdişil، merfû (nominatif)
وَمَن
ve kimseler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
فِيهِنَّ
bunların içinde bulunan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
بَلْ
bilakis
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بَلْEdatidrâb (bel)
أَتَيْنَٰهُم
biz onlara getirdik
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
أَتَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِذِكْرِهِمْ
Zikir'lerini
İsim
Kök: ذكر
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذِكْرِİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَهُمْ
fakat onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
عَن
Zikirlerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنEdatharf-i cer (edat)
ذِكْرِهِم
anmağa
İsim
Kök: ذكر
Dilbilgisi (i'rab)
ذِكْرِİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مُّعْرِضُونَ
yüz çeviriyorlar
İsim
Kök: عرض
Dilbilgisi (i'rab)
مُّعْرِضُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Eğer gerçek onların heveslerine uysaydı, gökler, yer ve onlarda bulananlar bozulup giderdi. Onlara, kendilerine öğüt veren bir şey getirdik; onlar ise öğütlerinden yüz çevirirler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Eğer hak, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer ile bunlarda bulunan kimseler bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şan ve şereflerini getirdik; fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirirler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Gerçek onların isteklerine uysaydı, gökler, yer ve bunlarda bulunanlar elbette bozulup giderdi. Hayır! Biz onlara zikirlerini (Kur’an’ı) getirdik; (fakat) onlar zikirlerinden (gerçeği hatırlamaktan) yüz çevirenlerdir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

If the Truth had been in accord with their desires, truly the heavens and the earth, and all beings therein would have been in confusion and corruption! Nay, We have sent them their admonition, but they turn away from their admonition.

A. Yusuf Alipublic-domain

but if the truth were in accordance with their desires, the heavens, the earth, and everyone in them would disintegrate. We have brought them their Reminder and they turn away from it.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And if the Truth had followed their desires, verily the heavens and the earth and whosoever is therein had been corrupted. Nay, We have brought them their Reminder, but from their Reminder they now turn away.

M. Pickthallpublic-domain

But if the Truth [i.e., Allāh] had followed their inclinations, the heavens and the earth and whoever is in them would have been ruined. Rather, We have brought them their message, but they, from their message, are turning away.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولو شرع الله لهم ما يوافق أهواءهم لفسدت السموات والأرض ومَن فيهن، بل أتيناهم بما فيه عزهم وشرفهم، وهو القرآن، فهم عنه معرضون.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?