← Sure 25

25:8

أَوْ يُلْقَىٰٓ إِلَيْهِ كَنزٌ أَوْ تَكُونُ لَهُۥ جَنَّةٌ يَأْكُلُ مِنْهَا ۚ وَقَالَ ٱلظَّـٰلِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلًا مَّسْحُورًا

Kelime kelime

أَوْ
yahut değil mi?
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
يُلْقَىٰٓ
atılmalı
Fiil
Kök: لقي
Dilbilgisi (i'rab)
يُلْقَىٰٓFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
إِلَيْهِ
üstüne
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
كَنزٌ
bir hazine
İsim
Kök: كنز
Dilbilgisi (i'rab)
كَنزٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
أَوْ
yahut
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
تَكُونُ
olmalı değil mi?
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
تَكُونُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
لَهُۥ
kendisinin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
جَنَّةٌ
bir bahçesi
İsim
Kök: جنن
Dilbilgisi (i'rab)
جَنَّةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
يَأْكُلُ
yiyeceği
Fiil
Kök: أكل
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْكُلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مِنْهَا
ondan (ürününden)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَقَالَ
ve dediler ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلظَّٰلِمُونَ
zalimler
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ظَّٰلِمُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
إِن
siz uymuyorsunuz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatolumsuzluk
تَتَّبِعُونَ
uyan
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
تَتَّبِعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِلَّا
başkasına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
رَجُلًا
bir adam(dan)
İsim
Kök: رجل
Dilbilgisi (i'rab)
رَجُلًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مَّسْحُورًا
büyülenmiş
İsim
Kök: سحر
Dilbilgisi (i'rab)
مَّسْحُورًاİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Şöyle dediler: "Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, beraberinde bulunup uyaran bir melek indirilseydi ya! Yahut, kendisine bir hazine verilseydi, veya besleneceği bir bahçe olsaydı ya!" Bu zalimler, inananlara: "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

"Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya besleneceği bir bahçe olsaydı ya!" Bu zalimler, inananlara "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Veya kendisine bir hazine verilmeli ya da beslenebileceği bir bahçesi olmalı (değil miydi)?” (Ayrıca) o zalimler “Siz sadece büyülenmiş bir adama uymaktasınız!” dediler.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

"Or (Why) has not a treasure been bestowed on him, or why has he (not) a garden for enjoyment?" The wicked say: "Ye follow none other than a man bewitched."

A. Yusuf Alipublic-domain

Why has he not been given treasure or a garden to supply his food?’ and the evildoers say, ‘The man you follow is simply under a spell.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Or (why is not) treasure thrown down unto him, or why hath he not a paradise from whence to eat? And the evil-doers say: Ye are but following a man bewitched.

M. Pickthallpublic-domain

Or [why is not] a treasure presented to him [from heaven], or does he [not] have a garden from which he eats?" And the wrongdoers say, "You follow not but a man affected by magic."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وقال المشركون: ما لهذا الذي يزعم أنه رسول الله (يعنون محمدًا صلى الله عليه وسلم) يأكل الطعام مثلنا، ويمشي في الأسواق لطلب الرزق؟ فهلا أرسل الله معه مَلَكًا يشهد على صدقه، أو يهبط عليه من السماء كنز من مال، أو تكون له حديقة عظيمة يأكل من ثمرها، وقال هؤلاء الظالمون المكذبون: ما تتبعون أيها المؤمنون إلا رجلا به سحر غلب على عقله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular