← Sure 28

28:77

وَٱبْتَغِ فِيمَآ ءَاتَىٰكَ ٱللَّهُ ٱلدَّارَ ٱلْـَٔاخِرَةَ ۖ وَلَا تَنسَ نَصِيبَكَ مِنَ ٱلدُّنْيَا ۖ وَأَحْسِن كَمَآ أَحْسَنَ ٱللَّهُ إِلَيْكَ ۖ وَلَا تَبْغِ ٱلْفَسَادَ فِى ٱلْأَرْضِ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْمُفْسِدِينَ

Kelime kelime

وَٱبْتَغِ
ve iste (ara)
Fiil
Kök: بغي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱبْتَغِFiilemir، 2. tekil eril
فِيمَآ
içinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
مَآİsimism-i mevsûl
ءَاتَىٰكَ
sana verdiği
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاتَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
ٱلدَّارَ
yurdunu
İsim
Kök: دور
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
دَّارَİsimdişil tekil، mansûb (akuzatif)
ٱلْءَاخِرَةَ
ahiret
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
ءَاخِرَةَİsimdişil tekil، mansûb (akuzatif)، sıfat
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَنسَ
unutma
Fiil
Kök: نسي
Dilbilgisi (i'rab)
تَنسَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
نَصِيبَكَ
nasibini
İsim
Kök: نصب
Dilbilgisi (i'rab)
نَصِيبَİsimeril، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
مِنَ
dünyadan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلدُّنْيَا
dünya
İsim
Kök: دنو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
دُّنْيَاİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
وَأَحْسِن
ve iyilik et
Fiil
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَحْسِنFiilemir، 2. tekil eril
كَمَآ
gibi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَآEdatmasdar bağlacı
أَحْسَنَ
iyilik ettiği
Fiil
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
أَحْسَنَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
إِلَيْكَ
sana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَبْغِ
isteme
Fiil
Kök: بغي
Dilbilgisi (i'rab)
تَبْغِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
ٱلْفَسَادَ
bozgunculuk
İsim
Kök: فسد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
فَسَادَİsimeril، mansûb (akuzatif)
فِى
yeryüzünde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
إِنَّ
çünkü
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
لَا
sevmez
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يُحِبُّ
sever
Fiil
Kök: حبب
Dilbilgisi (i'rab)
يُحِبُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلْمُفْسِدِينَ
bozguncuları
İsim
Kök: فسد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُفْسِدِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Karun, Musa'nın milletindendi; ama onlara karşı azdı. Biz ona, anahtarlarını güçlü bir topluluğun zor taşıdığı hazineler vermiştik. Milleti ona: "Böbürlenme, Allah şüphesiz ki böbürlenenleri sevmez. Allah'ın sana verdiği şeylerde, ahiret yurdunu gözet, dünyadaki payını da unutma; Allah'ın sana yaptığı iyilik gibi, sen de iyilik yap; yeryüzünde bozgunculuk isteme; doğrusu Allah bozguncuları sevmez" demişlerdi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

"Allah'ın sana verdiğinden (O'nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu gözet, ama dünyadan da nasibini unutma! Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah’ın sana verdiği şeyler sayesinde ahiret yurdunu iste; dünyadan payını unutma! Allah sana iyilik yaptığı gibi, sen de (insanlara) iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuğu arzulama! Şüphesiz ki Allah bozguncuları sevmez.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

"But seek, with the (wealth) which Allah has bestowed on thee, the Home of the Hereafter, nor forget thy portion in this world: but do thou good, as Allah has been good to thee, and seek not (occasions for) mischief in the land: for Allah loves not those who do mischief."

A. Yusuf Alipublic-domain

Seek the life to come by means of what God has granted you, but do not neglect your rightful share in this world. Do good to others as God has done good to you. Do not seek to spread corruption in the land, for God does not love those who do this,’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

But seek the abode of the Hereafter in that which Allah hath given thee and neglect not thy portion of the world, and be thou kind even as Allah hath been kind to thee, and seek not corruption in the earth; lo! Allah loveth not corrupters,

M. Pickthallpublic-domain

But seek, through that which Allāh has given you, the home of the Hereafter; and [yet], do not forget your share of the world. And do good as Allāh has done good to you. And desire not corruption in the land. Indeed, Allāh does not like corrupters."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

والتمس فيما أتاك الله من الأموال ثواب الدار الآخرة، بالعمل فيها بطاعة الله في الدنيا، ولا تترك حظك من الدنيا، بأن تتمتع فيها بالحلال دون إسراف، وأحسن إلى الناس بالصدقة، كما أحسن الله إليك بهذه الأموال الكثيرة، ولا تلتمس ما حرَّم الله عليك من البغي على قومك، إن الله لا يحب المفسدين.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?