← Sure 28

28:79

فَخَرَجَ عَلَىٰ قَوْمِهِۦ فِى زِينَتِهِۦ ۖ قَالَ ٱلَّذِينَ يُرِيدُونَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا يَـٰلَيْتَ لَنَا مِثْلَ مَآ أُوتِىَ قَـٰرُونُ إِنَّهُۥ لَذُو حَظٍّ عَظِيمٍ

Kelime kelime

فَخَرَجَ
(Karun) çıktı
Fiil
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
خَرَجَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَىٰ
karşısına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
قَوْمِهِۦ
kavminin
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فِى
içinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
زِينَتِهِۦ
süsü (debdebesi)
İsim
Kök: زين
Dilbilgisi (i'rab)
زِينَتِİsimdişil، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
قَالَ
dedi(ler)
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يُرِيدُونَ
isteyen(ler)
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
يُرِيدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْحَيَوٰةَ
hayatını
İsim
Kök: حيي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَيَوٰةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
ٱلدُّنْيَا
dünya
İsim
Kök: دنو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
دُّنْيَاİsimdişil tekil، mansûb (akuzatif)، sıfat
يَٰلَيْتَ
ey keşke
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰEdatnidâ، ön ek
لَيْتَEdatmansûb (akuzatif)
لَنَا
bize verilseydi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَاİsimzamir، 1. çoğul
مِثْلَ
bir benzeri
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
مِثْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
مَآ
şeyin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَآİsimism-i mevsûl
أُوتِىَ
verilen
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
أُوتِىَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
قَٰرُونُ
Karun'a
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
قَٰرُونُİsimözel isim، merfû (nominatif)
إِنَّهُۥ
gerçekten onun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
لَذُو
vardır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
ذُوİsimeril tekil، merfû (nominatif)
حَظٍّ
şansı
İsim
Kök: حظظ
Dilbilgisi (i'rab)
حَظٍّİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
عَظِيمٍ
büyük
İsim
Kök: عظم
Dilbilgisi (i'rab)
عَظِيمٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat

Meal

TR

Karun, ihtişam içinde milletinin karşısına çıktı. Dünya hayatını isteyenler: "Karun'a verildiği gibi bizim de olsa; doğrusu o büyük bir varlık sahibidir" demişlerdi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Derken Karun, ihtişam içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzulayanlar, "Keşke Karun'a verilenin benzeri bizim de olsaydı. Hakikat şu ki o, çok büyük devlet sahibidir" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Karun), süslü bir şekilde kavminin karşısına çıkmıştı. Dünya hayatını arzulayanlar, “Ah, keşke Karun’a verilenin benzeri bize de verilseydi! Şüphesiz ki o, çok büyük bir payın (servetin) sahibidir!” demişlerdi.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

So he went forth among his people in the (pride of his wordly) glitter. Said those whose aim is the Life of this World: "Oh! that we had the like of what Qarun has got! for he is truly a lord of mighty good fortune!"

A. Yusuf Alipublic-domain

He went out among his people in all his pomp, and those whose aim was the life of this world said, ‘If only we had been given something like what Qarun has been given: he really is a very fortunate man,’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Then went he forth before his people in his pomp. Those who were desirous of the life of the world said: Ah, would that we had the like of what hath been given unto Korah! Lo! he is lord of rare good fortune.

M. Pickthallpublic-domain

So he came out before his people in his adornment. Those who desired the worldly life said, "Oh, would that we had like what was given to Qārūn. Indeed, he is one of great fortune."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فخرج قارون على قومه في زينته، مريدًا بذلك إظهار عظمته وكثرة أمواله، وحين رآه الذين يريدون زينة الحياة الدنيا قالوا: يا ليت لنا مثل ما أُعطي قارون من المال والزينة والجاه، إن قارون لذو نصيب عظيم من الدنيا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution