← Sure 3

3:140

إِن يَمْسَسْكُمْ قَرْحٌ فَقَدْ مَسَّ ٱلْقَوْمَ قَرْحٌ مِّثْلُهُۥ ۚ وَتِلْكَ ٱلْأَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ ٱلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَيَتَّخِذَ مِنكُمْ شُهَدَآءَ ۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلظَّـٰلِمِينَ

Kelime kelime

إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatşart
يَمْسَسْكُمْ
size dokunduysa
Fiil
Kök: مسس
Dilbilgisi (i'rab)
يَمْسَسْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
قَرْحٌ
bir yara
İsim
Kök: قرح
Dilbilgisi (i'rab)
قَرْحٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فَقَدْ
muhakkak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
مَسَّ
dokunmuştu
Fiil
Kök: مسس
Dilbilgisi (i'rab)
مَسَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلْقَوْمَ
o topluluğa da
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَوْمَİsimeril، mansûb (akuzatif)
قَرْحٌ
bir yara
İsim
Kök: قرح
Dilbilgisi (i'rab)
قَرْحٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّثْلُهُۥ
benzeri
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
مِّثْلُİsimeril، merfû (nominatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَتِلْكَ
işte o
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
تِİsimism-i işaret، dişil tekil
لْEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
ٱلْأَيَّامُ
günler
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَيَّامُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
نُدَاوِلُهَا
biz onları çeviririz
Fiil
Kök: دول
Dilbilgisi (i'rab)
نُدَاوِلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
بَيْنَ
arasında
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
ٱلنَّاسِ
insanlar
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّاسِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
وَلِيَعْلَمَ
(bu) bilmesi içindir
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatek bağlaç، ön ek
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
يَعْلَمَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
ٱلَّذِينَ
kimseleri
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
inanan(ları)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَيَتَّخِذَ
ve edinmesi içindir
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَتَّخِذَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مِنكُمْ
sizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
شُهَدَآءَ
şehidler (şahidler)
İsim
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
شُهَدَآءَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
وَٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
لَا
sevmez
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يُحِبُّ
sever
Fiil
Kök: حبب
Dilbilgisi (i'rab)
يُحِبُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلظَّٰلِمِينَ
zalimleri
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ظَّٰلِمِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Eğer siz (Uhud'da) bir yara almışsanız, (size düşman olan) o topluluk da (Bedir'de) benzeri bir yara almıştı. Böylece biz, Allah'ın gerçek müminleri ortaya çıkarması ve içinizden şahitler edinmesi için, bu günleri bazen lehe, bazen de aleyhe döndürüp duruyoruz. Allah, zulmedenleri sevmez.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Eğer size (Uhud savaşında) bir yara değmişse, (Bedir harbinde) o topluma da benzeri bir yara dokunmuştu. O günler ki, biz onları insanlar arasında döndürür dururuz. (Bu da) Allah'ın sizden iman edenleri ayırt etmesi ve sizden şahitler edinmesi içindir. Allah zalimleri sevmez.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Size (Uhud’da) bir acı dokunduysa, (Bedir’de de) o kavme benzer bir acı dokunmuştu. O (sıkıntılı) günleri, insanlar arasında döndürür (durur)uz. Sonunda Allah iman edenleri bil(dir)ir (ortaya çıkarır) ve aranızdan şahitler edinir. Allah zalimleri sevmez.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

If a wound hath touched you, be sure a similar wound hath touched the others. Such days (of varying fortunes) We give to men and men by turns: that Allah may know those that believe, and that He may take to Himself from your ranks Martyr-witnesses (to Truth). And Allah loveth not those that do wrong.

A. Yusuf Alipublic-domain

if you have suffered a blow, they too have suffered one like it. We deal out such days among people in turn, for God to find out who truly believes, for Him to choose martyrs from among you- God does not love evildoers-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

If ye have received a blow, the (disbelieving) people have received a blow the like thereof. These are (only) the vicissitudes which We cause to follow one another for mankind, to the end that Allah may know those who believe and may choose witnesses from among you; and Allah loveth not wrong-doers.

M. Pickthallpublic-domain

If a wound should touch you - there has already touched the [opposing] people a wound similar to it. And these days [of varying conditions] We alternate among the people so that Allāh may make evident those who believe and [may] take to Himself from among you martyrs - and Allāh does not like the wrongdoers -

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

إن أصابتكم -أيها المؤمنون- جراح أو قتل في غزوة "أُحد" فحزنتم لذلك، فقد أصاب المشركين جراح وقتل مثل ذلك في غزوة "بدر". وتلك الأيام يُصَرِّفها الله بين الناس، نصر مرة وهزيمة أخرى، لما في ذلك من الحكمة، حتى يظهر ما علمه الله في الأزل ليميز الله المؤمن الصادق مِن غيره، ويُكْرِمَ أقوامًا منكم بالشهادة. والله لا يحب الذين ظلموا أنفسهم، وقعدوا عن القتال في سبيله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?