← Sure 3

3:73

وَلَا تُؤْمِنُوٓا۟ إِلَّا لِمَن تَبِعَ دِينَكُمْ قُلْ إِنَّ ٱلْهُدَىٰ هُدَى ٱللَّهِ أَن يُؤْتَىٰٓ أَحَدٌ مِّثْلَ مَآ أُوتِيتُمْ أَوْ يُحَآجُّوكُمْ عِندَ رَبِّكُمْ ۗ قُلْ إِنَّ ٱلْفَضْلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ ۗ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ

Kelime kelime

وَلَا
ve güvenmeyin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تُؤْمِنُوٓا۟
inanan(lar)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
تُؤْمِنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِلَّا
başkasına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdatistisnâ (illâ)
لِمَن
kimseden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
تَبِعَ
uyan
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
تَبِعَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
دِينَكُمْ
sizin dininize
İsim
Kök: دين
Dilbilgisi (i'rab)
دِينَİsimeril، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
قُلْ
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilemir، 2. tekil eril
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱلْهُدَىٰ
Hidayet
İsim
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
هُدَىٰİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُدَى
hidayetidir
İsim
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
هُدَىİsimeril، merfû (nominatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
أَن
verilmesinden (mi?)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يُؤْتَىٰٓ
verilen
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْتَىٰٓFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
أَحَدٌ
birine
İsim
Kök: أحد
Dilbilgisi (i'rab)
أَحَدٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّثْلَ
benzerinin
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
مِّثْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
مَآ
şeyin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَآİsimism-i mevsûl
أُوتِيتُمْ
size verilen
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
أُوتِيFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَوْ
veya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
يُحَآجُّوكُمْ
(aleyhinize) deliller getireceklerinden (mi?)
Fiil
Kök: حجج
Dilbilgisi (i'rab)
يُحَآجُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
عِندَ
huzurunda
İsim
Kök: عند
Dilbilgisi (i'rab)
عِندَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
رَبِّكُمْ
Rabbinizin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
قُلْ
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilemir، 2. tekil eril
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱلْفَضْلَ
Lutuf
İsim
Kök: فضل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
فَضْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
بِيَدِ
elindedir
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
يَدِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
يُؤْتِيهِ
onu verir
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْتِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مَن
kimseye
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنİsimism-i mevsûl
يَشَآءُ
dilediği
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
يَشَآءُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
وَٱللَّهُ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
وَٰسِعٌ
(lutfu) geniştir
İsim
Kök: وسع
Dilbilgisi (i'rab)
وَٰسِعٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
عَلِيمٌ
(O her şeyi) bilendir
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عَلِيمٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Kitap ehlinden bir takımı şöyle dedi: "İnananlara indirilene günün başında inanın, sonunda inkar edin ki, belki dönerler ve dininize uyanlardan başkasına inanmayın". De ki: "Doğru yol Allah'ın yoludur". Ve yine başkasına da verildiğine veya Rabbinizin katında Müslümanların karşı delil getirip sizi alt edeceğine inanmayın, derler. De ki: "Doğrusu bol nimet Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah'ın fazlı her şeyi kaplar, O her şeyi bilir".

Diyanet İşleriall-rights-reserved

"Ve kendi dininize uyanlardan başkasına inanmayın" (dediler). De ki: "Şüphesiz doğru yol, Allah'ın yoludur". (Onlar kendi aralarında): "Size verilenin benzerinin hiçbir kimseye verilmiş olduğuna, yahut Rabbinizin huzurunda sizin aleyhinize deliller getireceklerine" (de inanmayın dediler). De ki: "Lütuf Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah, rahmeti bol olan, her şeyi hakkıyla bilendir".

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sizin dininize uyanlardan başka kimseye de inanmayın!” (Onlara) de ki: “Şüphesiz ki (gerçek) rehberlik, Allah’ın rehberliğidir. Birine size verilenin benzerinin verilmesinden dolayı veya Rabbinizin huzurunda (aleyhinize) deliller getirecekleri için mi (böyle söylüyorsunuz)?” De ki: “Şüphesiz ki lütuf, Allah’ın elindedir. Onu dilediğine (layık olana) verir. Allah (imkânları) geniş olandır, bilendir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

"And believe no one unless he follows your religion." Say: "True guidance is the Guidance of Allah: (Fear ye) Lest a revelation be sent to someone (else) Like unto that which was sent unto you? or that those (Receiving such revelation) should engage you in argument before your Lord?" Say: "All bounties are in the hand of Allah: He granteth them to whom He pleaseth: And Allah careth for all, and He knoweth all things."

A. Yusuf Alipublic-domain

but do not sincerely believe in anyone unless he follows your own religion’- [Prophet], tell them, ‘True guidance is the guidance of God’- [they say], ‘Do not believe that anyone else could be given a revelation similar to what you were given, or that they could use it to argue against you in your Lord’s presence.’ [Prophet], tell them, ‘All grace is in God’s hands: He grants it to whoever He will- He is all embracing, all knowing-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And believe not save in one who followeth your religion - Say (O Muhammad): Lo! the guidance is Allah's Guidance - that anyone is given the like of that which was given unto you or that they may argue with you in the presence of their Lord. Say (O Muhammad): Lo! the bounty is in Allah's hand. He bestoweth it on whom He will. Allah is All-Embracing, All-Knowing.

M. Pickthallpublic-domain

And do not trust except those who follow your religion." Say, "Indeed, the [true] guidance is the guidance of Allāh. [Do you fear] lest someone be given [knowledge] like you were given or that they would [thereby] argue with you before your Lord?" Say, "Indeed, [all] bounty is in the hand of Allāh - He grants it to whom He wills. And Allāh is all-Encompassing and Wise."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولا تصدِّقوا تصديقًا صحيحًا إلا لمَن تبع دينكم فكان يهودياً، قل لهم -أيها الرسول-: إن الهدى والتوفيق هدى الله وتوفيقه للإيمان الصحيح. وقالوا: لا تظهروا ما عندكم من العلم للمسلمين فيتعلمون منكم فيساووكم في العلم به، وتكون لهم الأفضلية عليكم، أو أن يتخذوه حجة عند ربكم يغلبونكم بها. قل لهم -أيها الرسول-: إن الفضل والعطاء والأمور كلها بيد الله وتحت تصرفه، يؤتيها من يشاء ممن آمن به وبرسوله. والله واسع عليم، يَسَعُ بعلمه وعطائه جميع مخلوقاته، ممن يستحق فضله ونعمه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?