← Sure 32

32:12

وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلْمُجْرِمُونَ نَاكِسُوا۟ رُءُوسِهِمْ عِندَ رَبِّهِمْ رَبَّنَآ أَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَٱرْجِعْنَا نَعْمَلْ صَـٰلِحًا إِنَّا مُوقِنُونَ

Kelime kelime

وَلَوْ
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَوْEdatşart
تَرَىٰٓ
bir görsen
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
تَرَىٰٓFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
إِذِ
(demekte) iken
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذِİsimzaman zarfı
ٱلْمُجْرِمُونَ
suçluları
İsim
Kök: جرم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُجْرِمُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
نَاكِسُوا۟
öne eğmiş
İsim
Kök: نكس
Dilbilgisi (i'rab)
نَاكِسُوا۟İsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
رُءُوسِهِمْ
başlarını
İsim
Kök: رأس
Dilbilgisi (i'rab)
رُءُوسِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عِندَ
huzurunda
İsim
Kök: عند
Dilbilgisi (i'rab)
عِندَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
رَبِّهِمْ
Rablerinin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
رَبَّنَآ
Rabbimiz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
أَبْصَرْنَا
gördük
Fiil
Kök: بصر
Dilbilgisi (i'rab)
أَبْصَرْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَسَمِعْنَا
ve işittik
Fiil
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
سَمِعْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فَٱرْجِعْنَا
bizi geri döndür
Fiil
Kök: رجع
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱرْجِعْFiilemir، 2. tekil eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
نَعْمَلْ
yapalım
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
نَعْمَلْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
صَٰلِحًا
iyi iş
İsim
Kök: صلح
Dilbilgisi (i'rab)
صَٰلِحًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
إِنَّا
artık biz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
اİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مُوقِنُونَ
kesin olarak inandık
İsim
Kök: يقن
Dilbilgisi (i'rab)
مُوقِنُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Suçluları Rablerinin huzurunda, başları öne eğilmiş olarak: "Rabbimiz! Gördük, dinledik, artık bizi dünyaya geri çevir de iyi iş işleyelim; doğrusu kesin olarak inandık" derlerken bir görsen!

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ey Muhammed! Günahkârların, Rablerinin huzurunda başları öne eğilmiş olarak: "Ey Rabbimiz! Gördük ve dinledik, şimdi bizi geri çevir de salih bir amel işleyelim, çünkü biz artık kesin bir şekilde inanıyoruz." derlerken bir görsen!

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

O suçluların Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri ve “Rabbimiz! Gördük, duyduk; bizi (dünyaya) geri gönder de iyi işler yapalım; artık kesin olarak inananlarız!” diyecekleri zamanı bir görsen!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

If only thou couldst see when the guilty ones will bend low their heads before their Lord, (saying:) "Our Lord! We have seen and we have heard: Now then send us back (to the world): we will work righteousness: for we do indeed (now) believe."

A. Yusuf Alipublic-domain

[Prophet], if only you could see the wrongdoers hang their heads before their Lord: ‘Our Lord, now that we have seen and heard, send us back and we shall do good. [Now] we are convinced.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Couldst thou but see when the guilty hang their heads before their Lord, (and say): Our Lord! We have now seen and heard, so send us back; we will do right, now we are sure.

M. Pickthallpublic-domain

If you could but see when the criminals are hanging their heads before their Lord, [saying], "Our Lord, we have seen and heard, so return us [to the world]; we will work righteousness. Indeed, we are [now] certain."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولو ترى -أيها المخاطب- إذ المجرمون الذين أنكروا البعث قد خفضوا رؤوسهم عند ربهم من الخزي والعار قائلين: ربنا أبصرنا قبائحنا، وسمعنا منك تصديق ما كانت رسلك تأمرنا به في الدنيا، وقد تُبْنا إليك، فارجعنا إلى الدنيا لنعمل فيها بطاعتك، إنا قد أيقنَّا الآن ما كنا به في الدنيا مكذبين من وحدانيتك، وأنك تبعث من في القبور. ولو رأيت -أيها الخاطب- ذلك كله، لرأيت أمرًا عظيمًا، وخطبًا جسيمًا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular