← Sure 34

34:16

فَأَعْرَضُوا۟ فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ سَيْلَ ٱلْعَرِمِ وَبَدَّلْنَـٰهُم بِجَنَّتَيْهِمْ جَنَّتَيْنِ ذَوَاتَىْ أُكُلٍ خَمْطٍ وَأَثْلٍ وَشَىْءٍ مِّن سِدْرٍ قَلِيلٍ

Kelime kelime

فَأَعْرَضُوا۟
ama yüz çevirdiler
Fiil
Kök: عرض
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَعْرَضُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَأَرْسَلْنَا
bu yüzden gönderdik
Fiil
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَرْسَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَلَيْهِمْ
üzerlerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
سَيْلَ
selini
İsim
Kök: سيل
Dilbilgisi (i'rab)
سَيْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلْعَرِمِ
Arim
İsim
Kök: عرم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَرِمِİsimmecrûr (genitif)
وَبَدَّلْنَٰهُم
ve çevirdik
Fiil
Kök: بدل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
بَدَّلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِجَنَّتَيْهِمْ
onların iki bahçesini
İsim
Kök: جنن
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
جَنَّتَيْİsimdişil ikil، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
جَنَّتَيْنِ
iki bahçeye
İsim
Kök: جنن
Dilbilgisi (i'rab)
جَنَّتَيْنِİsimdişil ikil، merfû (nominatif)
ذَوَاتَىْ
bulunan
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَوَاتَىْİsimdişil ikil، merfû (nominatif)
أُكُلٍ
yemişli
İsim
Kök: أكل
Dilbilgisi (i'rab)
أُكُلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
خَمْطٍ
buruk
İsim
Kök: خمط
Dilbilgisi (i'rab)
خَمْطٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
وَأَثْلٍ
ve acı meyvalı
İsim
Kök: أثل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَثْلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَشَىْءٍ
ve içinde
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
شَىْءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّن
sedir ağacı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
سِدْرٍ
sedir ağaçları
İsim
Kök: سدر
Dilbilgisi (i'rab)
سِدْرٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
قَلِيلٍ
biraz
İsim
Kök: قلل
Dilbilgisi (i'rab)
قَلِيلٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat

Meal

TR

Fakat onlar yüz çevirdiler; bunun için Biz de üzerlerine Arim selini gönderdik, onların bahçelerini, buruk yemişli, ılgınlık ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Fakat onlar (şükürden yüz çevirdiler) bakmadılar. Biz de üzerlerine Arim selini salıverdik ve o güzelim iki bahçelerini buruk yemişli, ılgınlık ve içinde biraz da sidir ağacı bulunan iki harap bahçeye çevirdik.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Ancak) onlar yüz çevirmişlerdi. Bu yüzden üzerlerine Arim Seli’ni göndermiştik. Onların iki bahçesini, acı meyveli, ılgınlı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki (harap) bahçeye çevirmiştik. Sebe'

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

But they turned away (from Allah), and We sent against them the Flood (released) from the dams, and We converted their two garden (rows) into "gardens" producing bitter fruit, and tamarisks, and some few (stunted) Lote-trees.

A. Yusuf Alipublic-domain

But they paid no heed, so We let loose on them a flood from the dam and replaced their two gardens with others that yielded bitter fruit, tamarisk bushes, and a few lote trees.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

But they were froward, so We sent on them the flood of 'Iram, and in exchange for their two gardens gave them two gardens bearing bitter fruit, the tamarisk and here and there a lote-tree.

M. Pickthallpublic-domain

But they turned away [refusing], so We sent upon them the flood of the dam, and We replaced their two [fields of] gardens with gardens of bitter fruit, tamarisks and something of sparse lote trees.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فأعرضوا عن أمر الله وشكره وكذبوا الرسل، فأرسلنا عليهم السيل الجارف الشديد الذي خرَّب السد وأغرق البساتين، وبدَّلناهم بجنتيهم المثمرتين جنتين ذواتَيْ أكل خمط، وهو الثمر المر الكريه الطعم، وأثْل وهو شجر شبيه بالطَّرْفاء لا ثمر له، وقليل من شجر النَّبْق كثير الشوك. ذلك التبديل من خير إلى شر بسبب كفرهم، وعدم شكرهم نِعَمَ الله، وما نعاقب بهذا العقاب الشديد إلا الجَحود المبالغ في الكفر، يجازى بفعله مثلا بمثل.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?