← Sure 39

39:69

وَأَشْرَقَتِ ٱلْأَرْضُ بِنُورِ رَبِّهَا وَوُضِعَ ٱلْكِتَـٰبُ وَجِا۟ىٓءَ بِٱلنَّبِيِّـۧنَ وَٱلشُّهَدَآءِ وَقُضِىَ بَيْنَهُم بِٱلْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

Kelime kelime

وَأَشْرَقَتِ
ve parlar
Fiil
Kök: شرق
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَشْرَقَتِFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
ٱلْأَرْضُ
yer
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضُİsimdişil، merfû (nominatif)
بِنُورِ
nuru ile
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نُورِİsimeril، mecrûr (genitif)
رَبِّهَا
Rabbinin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَوُضِعَ
ve (ortaya) konur
Fiil
Kök: وضع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
وُضِعَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
ٱلْكِتَٰبُ
Kitap
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كِتَٰبُİsimeril، merfû (nominatif)
وَجِا۟ىٓءَ
ve getirilir
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جِا۟ىٓءَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
بِٱلنَّبِيِّۦنَ
peygamberler
İsim
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّبِيِّۦنَİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
وَٱلشُّهَدَآءِ
ve şahidler
İsim
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
شُّهَدَآءِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
وَقُضِىَ
ve hükmedilir
Fiil
Kök: قضي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قُضِىَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
بَيْنَهُم
aralarında
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱلْحَقِّ
adaletle
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقِّİsimeril، mecrûr (genitif)
وَهُمْ
ve onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
لَا
asla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يُظْلَمُونَ
haksızlık edilmez
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
يُظْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanır, kitap açılır, peygamberler ve şahidler getirilir ve onlara haksızlık yapılmadan, aralarında adaletle hüküm verilir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Yer, Rabbinin nuru ile parlamıştır. Kitap konmuş, peygamberler ve şahitler getirilmiş ve aralarında hak ile hüküm verilmektedir. Hem onlara hiç haksızlık yapılmaz.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Yeryüzü, Rabbinin nuru ile aydınlanacaktır. Kitap (ortaya) konulacak, peygamberler ve şahitler getirilecek, aralarında adaletle hüküm verilecek, kendilerine haksızlık edilmeyecektir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And the Earth will shine with the Glory of its Lord: the Record (of Deeds) will be placed (open); the prophets and the witnesses will be brought forward and a just decision pronounced between them; and they will not be wronged (in the least).

A. Yusuf Alipublic-domain

The earth will shine with the light of its Lord; the Record of Deeds will be laid open; the prophets and witnesses will be brought in. Fair judgement will be given between them: they will not be wronged

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And the earth shineth with the light of her Lord, and the Book is set up, and the prophets and the witnesses are brought, and it is judged between them with truth, and they are not wronged.

M. Pickthallpublic-domain

And the earth will shine with the light of its Lord, and the record [of deeds] will be placed, and the prophets and the witnesses will be brought, and it will be judged between them in truth, and they will not be wronged.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وأضاءت الأرض يوم القيامة إذا تجلى الحق جل وعلا للخلائق لفصل القضاء، ونشرت الملائكة صحيفة كل فرد، وجيء بالنبيين والشهود على الأمم؛ ليسأل الله النبيين عن التبليغ وعما أجابتهم به أممهم، كما تأتي أمة محمد صلى الله عليه وسلم؛ لتشهد بتبليغ الرسل السابقين لأممهم إذا أنكرت هذا التبليغ، فتقوم الحجة على الأمم، وقضى ربُّ العالمين بين العباد بالعدل التام، وهم لا يُظلمون شيئًا بنقص ثواب أو زيادة عقاب.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?