← Sure 42

42:23

ذَٰلِكَ ٱلَّذِى يُبَشِّرُ ٱللَّهُ عِبَادَهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ ۗ قُل لَّآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِلَّا ٱلْمَوَدَّةَ فِى ٱلْقُرْبَىٰ ۗ وَمَن يَقْتَرِفْ حَسَنَةً نَّزِدْ لَهُۥ فِيهَا حُسْنًا ۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ شَكُورٌ

Kelime kelime

ذَٰلِكَ
bu
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
ٱلَّذِى
müjdelediğidir
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
يُبَشِّرُ
ve müjdele
Fiil
Kök: بشر
Dilbilgisi (i'rab)
يُبَشِّرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
عِبَادَهُ
kullarını
İsim
Kök: عبد
Dilbilgisi (i'rab)
عِبَادَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
inanan
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَعَمِلُوا۟
ve yapan
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
عَمِلُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلصَّٰلِحَٰتِ
iyi işler
İsim
Kök: صلح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّٰلِحَٰتِİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil çoğul، mecrûr (genitif)
قُل
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلFiilemir، 2. tekil eril
لَّآ
ben sizden istemiyorum
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّآEdatolumsuzluk
أَسْـَٔلُكُمْ
ben sizden istemiyorum
Fiil
Kök: سأل
Dilbilgisi (i'rab)
أَسْـَٔلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
عَلَيْهِ
bunu karşılık
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
أَجْرًا
bir ücret
İsim
Kök: أجر
Dilbilgisi (i'rab)
أَجْرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
إِلَّا
ancak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
ٱلْمَوَدَّةَ
arzu ediyorum
İsim
Kök: ودد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَوَدَّةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
فِى
(Allah'a) yaklaşmayı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْقُرْبَىٰ
akraba
İsim
Kök: قرب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قُرْبَىٰİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَمَن
ve kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
يَقْتَرِفْ
yaparsa
Fiil
Kök: قرف
Dilbilgisi (i'rab)
يَقْتَرِفْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
حَسَنَةً
bir iyilik
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
حَسَنَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
نَّزِدْ
artırırız
Fiil
Kök: زيد
Dilbilgisi (i'rab)
نَّزِدْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
لَهُۥ
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
فِيهَا
onun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
حُسْنًا
iyiliğini
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
حُسْنًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
غَفُورٌ
bağışlayandır
İsim
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
غَفُورٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat
شَكُورٌ
karşılık verendir
İsim
Kök: شكر
Dilbilgisi (i'rab)
شَكُورٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Allah, inanıp yararlı işler işleyen kullarını bununla müjdeler. De ki: "Ben sizden buna karşı yakınlara sevgiden (veya Allah'a yaklaşmaktan) başka bir ücret istemem." Kim güzel bir iş işlerse onun güzelliğini arttırırız. Doğrusu Allah bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İşte Allah iman edip salih amel işleyen kullarını bununla müjdeler. Ey Muhammed! De ki: "Ben bu tebliğime karşı sizden akrabalıkta sevgiden başka hiçbir ücret istemiyorum." Her kim bir iyilik yaparsa biz onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, şükrün karşılığını verir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İşte Allah’ın, iman edip iyi işler yapan kullarına müjdelediği (ödül) budur. De ki: “Ben buna karşılık (Allah’a) yakın olmayı sevmenizden başka sizden herhangi bir ücret istemiyorum.” Kim güzel bir davranışta bulunursa onun (sevabını) güzelce artırırız. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, şükrün karşılığını çok verendir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

That is (the Bounty) whereof Allah gives Glad Tidings to His Servants who believe and do righteous deeds. Say: "No reward do I ask of you for this except the love of those near of kin." And if any one earns any good, We shall give him an increase of good in respect thereof: for Allah is Oft-Forgiving, Most Ready to appreciate (service).

A. Yusuf Alipublic-domain

it is of this that God gives good news to His servants who believe and do good deeds. Say [Prophet], ‘I ask no reward from you for this, only the affection due to kin.’ If anyone does good, We shall increase it for him; God is most forgiving and most appreciative.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

This it is which Allah announceth unto His bondmen who believe and do good works. Say (O Muhammad, unto mankind): I ask of you no fee therefor, save lovingkindness among kinsfolk. And whoso scoreth a good deed We add unto its good for him. Lo! Allah is Forgiving, Responsive.

M. Pickthallpublic-domain

It is that of which Allāh gives good tidings to His servants who believe and do righteous deeds. Say, [O Muḥammad], "I do not ask you for it [i.e., this message] any payment [but] only good will through [i.e., due to] kinship." And whoever commits a good deed - We will increase for him good therein. Indeed, Allāh is Forgiving and Appreciative.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ذلك الذي أخبرتكم به- أيها الناس- من النعيم والكرامة في الآخرة هو البشرى التي يبشر الله بها عباده الذين آمنوا به في الدنيا وأطاعوه. قل -أيها الرسول- للذين يشكون في الساعة من مشركي قومك: لا أسألكم على ما أدعوكم إليه من الحق الذي جئتكم به عوضًا من أموالكم، إلا أن تَوَدُّوني في قرابتي منكم، وتَصِلوا الرحم التي بيني وبينكم. ومن يكتسب حسنة نضاعفها له بعشر فصاعدًا. إن الله غفور لذنوب عباده، شكور لحسناتهم وطاعتهم إياه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?