← Sure 48

48:20

وَعَدَكُمُ ٱللَّهُ مَغَانِمَ كَثِيرَةً تَأْخُذُونَهَا فَعَجَّلَ لَكُمْ هَـٰذِهِۦ وَكَفَّ أَيْدِىَ ٱلنَّاسِ عَنكُمْ وَلِتَكُونَ ءَايَةً لِّلْمُؤْمِنِينَ وَيَهْدِيَكُمْ صِرَٰطًا مُّسْتَقِيمًا

Kelime kelime

وَعَدَكُمُ
size va'detti
Fiil
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
وَعَدَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
مَغَانِمَ
ganimetler
İsim
Kök: غنم
Dilbilgisi (i'rab)
مَغَانِمَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
كَثِيرَةً
birçok
İsim
Kök: كثر
Dilbilgisi (i'rab)
كَثِيرَةًİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
تَأْخُذُونَهَا
elde edeceğiniz
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
تَأْخُذُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
فَعَجَّلَ
şimdilik verdi
Fiil
Kök: عجل
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
عَجَّلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
هَٰذِهِۦ
bunu (Hudeybiye Barışı)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذِهِۦİsimism-i işaret، dişil tekil
وَكَفَّ
ve çekti
Fiil
Kök: كفف
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كَفَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَيْدِىَ
ellerini
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
أَيْدِىَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
ٱلنَّاسِ
insanların
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّاسِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
عَنكُمْ
sizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَلِتَكُونَ
olsun diye
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
تَكُونَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
ءَايَةً
bir ibret
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَايَةًİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لِّلْمُؤْمِنِينَ
inananlara
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُؤْمِنِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)
وَيَهْدِيَكُمْ
ve sizi iletsin diye
Fiil
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَهْدِيَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
صِرَٰطًا
yola
İsim
Kök: صرط
Dilbilgisi (i'rab)
صِرَٰطًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مُّسْتَقِيمًا
dosdoğru
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
مُّسْتَقِيمًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Allah size, ele geçireceğiniz bol bol ganimetler vadetmiştir. İnananlar için bir belge olması, sizi doğru yola eriştirmesi için bunları size hemen vermiş ve insanların size uzanan ellerini önlemiştir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Allah size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir ki bu, müminlere bir işaret olsun ve Allah sizi doğru yola iletsin.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah size, elde ede(bil)eceğiniz birçok ganimet vadetmiştir. (Şimdilik) bunları hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir ki bu (imkânlar), müminlere bir delil olsun ve sizi doğru yola ulaştırsın.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Allah has promised you many gains that ye shall acquire, and He has given you these beforehand; and He has restrained the hands of men from you; that it may be a Sign for the Believers, and that He may guide you to a Straight Path;

A. Yusuf Alipublic-domain

He has promised you [people] many future gains: He has hastened this gain for you. He has held back the hands of hostile people from you as a sign for the faithful and He will guide you to a straight path.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Allah promiseth you much booty that ye will capture, and hath given you this in advance, and hath withheld men's hands from you, that it may be a token for the believers, and that He may guide you on a right path.

M. Pickthallpublic-domain

Allāh has promised you much booty that you will take [in the future] and has hastened for you this [victory] and withheld the hands of people from you - that it may be a sign for the believers and [that] He may guide you to a straight path.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وعدكم الله مغانم كثيرة تأخذونها في أوقاتها التي قدَّرها الله لكم فعجَّل لكم غنائم "خيبر"، وكفَّ أيدي الناس عنكم، فلم ينلكم سوء مما كان أعداؤكم أضمروه لكم من المحاربة والقتال، ومن أن ينالوا ممن تركتموهم وراءكم في "المدينة"، ولتكون هزيمتهم وسلامتكم وغنيمتكم علامة تعتبرون بها، وتستدلون على أن الله حافظكم وناصركم، ويرشدكم طريقا مستقيما لا اعوجاج فيه. وقد وعدكم الله غنيمة أخرى لم تقدروا عليها، الله سبحانه وتعالى قادر عليها، وهي تحت تدبيره وملكه، وقد وعدكموها، ولا بد مِن وقوع ما وعد به. وكان الله على كل شيء قديرًا لا يعجزه شيء. ولو قاتلكم كفار قريش بـ "مكة" لانهزموا عنكم وولوكم ظهورهم، كما يفعل المنهزم في القتال، ثم لا يجدون لهم من دون الله وليًا يواليهم على حربكم، ولا نصيرًا يعينهم على قتالكم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?