← Sure 49

49:12

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱجْتَنِبُوا۟ كَثِيرًا مِّنَ ٱلظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ ٱلظَّنِّ إِثْمٌ ۖ وَلَا تَجَسَّسُوا۟ وَلَا يَغْتَب بَّعْضُكُم بَعْضًا ۚ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَن يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ تَوَّابٌ رَّحِيمٌ

Kelime kelime

يَٰٓأَيُّهَا
ey
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰٓEdatnidâ، ön ek
أَيُّİsimmansûb (akuzatif)
هَاEdatATT، son ek
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱجْتَنِبُوا۟
sakının
Fiil
Kök: جنب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱجْتَنِبُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
كَثِيرًا
çok
İsim
Kök: كثر
Dilbilgisi (i'rab)
كَثِيرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنَ
zandan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلظَّنِّ
zanna
İsim
Kök: ظنن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ظَّنِّİsimeril، mecrûr (genitif)
إِنَّ
zira
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
بَعْضَ
bir kısmı
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلظَّنِّ
zannın
İsim
Kök: ظنن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ظَّنِّİsimeril، mecrûr (genitif)
إِثْمٌ
günahtır
İsim
Kök: أثم
Dilbilgisi (i'rab)
إِثْمٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَجَسَّسُوا۟
merak etmeyin
Fiil
Kök: جسس
Dilbilgisi (i'rab)
تَجَسَّسُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
يَغْتَب
arkasından çekiştirmesin
Fiil
Kök: غيب
Dilbilgisi (i'rab)
يَغْتَبFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
بَّعْضُكُم
biriniz
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَّعْضُİsimeril، merfû (nominatif)
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بَعْضًا
diğerinizi
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَيُحِبُّ
sever mi?
Fiil
Kök: حبب
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
يُحِبُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
أَحَدُكُمْ
biriniz
İsim
Kök: أحد
Dilbilgisi (i'rab)
أَحَدُİsimeril، merfû (nominatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَن
yemeği
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَأْكُلَ
yeyin
Fiil
Kök: أكل
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْكُلَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لَحْمَ
etini
İsim
Kök: لحم
Dilbilgisi (i'rab)
لَحْمَİsimeril، mansûb (akuzatif)
أَخِيهِ
kardeşinin
İsim
Kök: أخو
Dilbilgisi (i'rab)
أَخِيİsimeril tekil، mecrûr (genitif)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مَيْتًا
ölmüş
İsim
Kök: موت
Dilbilgisi (i'rab)
مَيْتًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
فَكَرِهْتُمُوهُ
işte bundan iğrendiniz
Fiil
Kök: كره
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
كَرِهْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمُوİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَٱتَّقُوا۟
o halde korkun
Fiil
Kök: وقي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱتَّقُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱللَّهَ
Allah'tan
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
تَوَّابٌ
tevbeyi çok kabul edendir
İsim
Kök: توب
Dilbilgisi (i'rab)
تَوَّابٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat
رَّحِيمٌ
çok esirgeyendir
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
رَّحِيمٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Ey inananlar! Zannın çoğundan sakının, zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin suçunu araştırmayın; kimse kimseyi çekiştirmesin; hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır? Ondan tiksinirsiniz; Allah'tan sakının, şüphesiz Allah tevbeleri daima kabul edendir, acıyandır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ey iman edenler! Zandan çok kaçının! Şüphesiz ki zannın bir kısmı günahtır. (Birbirinizin) kusurunu araştırmayın! Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin! Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bundan tiksindiniz (değil mi?). Allah’a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Şüphesiz ki Allah tevbeyi çok kabul edendir, çok merhametlidir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

O ye who believe! Avoid suspicion as much (as possible): for suspicion in some cases is a sin: And spy not on each other behind their backs. Would any of you like to eat the flesh of his dead brother? Nay, ye would abhor it... But fear Allah: For Allah is Oft-Returning, Most Merciful.

A. Yusuf Alipublic-domain

Believers, avoid making too many assumptions- some assumptions are sinful- and do not spy on one another or speak ill of people behind their backs: would any of you like to eat the flesh of your dead brother? No, you would hate it. So be mindful of God: God is ever relenting, most merciful.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

O ye who believe! Shun much suspicion; for lo! some suspicion is a crime. And spy not, neither backbite one another. Would one of you love to eat the flesh of his dead brother? Ye abhor that (so abhor the other)! And keep your duty (to Allah). Lo! Allah is Relenting, Merciful.

M. Pickthallpublic-domain

O you who have believed, avoid much [negative] assumption. Indeed, some assumption is sin. And do not spy or backbite each other. Would one of you like to eat the flesh of his brother when dead? You would detest it. And fear Allāh; indeed, Allāh is Accepting of Repentance and Merciful.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

يا أيها الذين صدَّقوا الله ورسوله وعملوا بشرعه اجتنبوا كثيرًا من ظن السوء بالمؤمنين؛ إن بعض ذلك الظن إثم، ولا تُفَتِّشوا عن عورات المسلمين، ولا يقل بعضكم في بعضٍ بظهر الغيب ما يكره. أيحب أحدكم أكل لحم أخيه وهو ميت؟ فأنتم تكرهون ذلك، فاكرهوا اغتيابه. وخافوا الله فيما أمركم به ونهاكم عنه. إن الله تواب على عباده المؤمنين، رحيم بهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?