← Sure 49

49:11

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِّن قَوْمٍ عَسَىٰٓ أَن يَكُونُوا۟ خَيْرًا مِّنْهُمْ وَلَا نِسَآءٌ مِّن نِّسَآءٍ عَسَىٰٓ أَن يَكُنَّ خَيْرًا مِّنْهُنَّ ۖ وَلَا تَلْمِزُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا۟ بِٱلْأَلْقَـٰبِ ۖ بِئْسَ ٱلِٱسْمُ ٱلْفُسُوقُ بَعْدَ ٱلْإِيمَـٰنِ ۚ وَمَن لَّمْ يَتُبْ فَأُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ

Kelime kelime

يَٰٓأَيُّهَا
ey
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰٓEdatnidâ، ön ek
أَيُّİsimmansûb (akuzatif)
هَاEdatATT، son ek
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَا
alay etmesin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatnehiy (yasaklama)
يَسْخَرْ
alay edeceğiz
Fiil
Kök: سخر
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْخَرْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
قَوْمٌ
bir topluluk
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّن
(başka bir)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
قَوْمٍ
toplulukla
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
عَسَىٰٓ
belki
Fiil
Kök: عسي
Dilbilgisi (i'rab)
عَسَىٰٓFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَن
olurlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَكُونُوا۟
etmiyorlar
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
يَكُونُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
خَيْرًا
daha iyi
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنْهُمْ
kendilerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَلَا
ve ne de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
نِسَآءٌ
kadınlar
İsim
Kök: نسو
Dilbilgisi (i'rab)
نِسَآءٌİsimdişil çoğul، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّن
(başka)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
نِّسَآءٍ
kadınlarla
İsim
Kök: نسو
Dilbilgisi (i'rab)
نِّسَآءٍİsimdişil çoğul، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
عَسَىٰٓ
belki
Fiil
Kök: عسي
Dilbilgisi (i'rab)
عَسَىٰٓFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَن
olurlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَكُنَّ
oldukları
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
يَكُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul dişil
نَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
خَيْرًا
daha iyi
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنْهُنَّ
onlar kendilerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَلْمِزُوٓا۟
kusur aramayın
Fiil
Kök: لمز
Dilbilgisi (i'rab)
تَلْمِزُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَنفُسَكُمْ
birbirinizde
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَنَابَزُوا۟
birbirinizi çağırmayın
Fiil
Kök: نبز
Dilbilgisi (i'rab)
تَنَابَزُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِٱلْأَلْقَٰبِ
kötü lakaplarla
İsim
Kök: لقب
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَلْقَٰبِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
بِئْسَ
ne kötü bir şeydir
Fiil
Kök: بأس
Dilbilgisi (i'rab)
بِئْسَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلِٱسْمُ
adı
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلِEdatmarife (belirli)، ön ek
ٱسْمُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلْفُسُوقُ
fısk
İsim
Kök: فسق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
فُسُوقُİsimeril، merfû (nominatif)
بَعْدَ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدَİsimzaman zarfı، mansûb (akuzatif)
ٱلْإِيمَٰنِ
inandıktan
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
إِيمَٰنِİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
وَمَن
ve kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
لَّمْ
tevbe etmezse
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّمْEdatolumsuzluk
يَتُبْ
tevbe eden
Fiil
Kök: توب
Dilbilgisi (i'rab)
يَتُبْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
فَأُو۟لَٰٓئِكَ
işte
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
هُمُ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمُİsimzamir، 3. çoğul eril
ٱلظَّٰلِمُونَ
zalimdirler
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ظَّٰلِمُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Ey inananlar! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın; inandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü bir addır. Tevbe etmeyenler, işte onlar zalimlerdir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sora fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte bu kimseler zalimlerdir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin! Belki onlar (alay edilenler), kendilerinden (alay edenlerden) daha hayırlıdır. Kadınlar da kadınlarla alay etmesin! Belki onlar (alay edilen kadınlar), kendilerinden (alay eden kadınlardan) daha hayırlıdır. Kendi kendinizi ayıplamayın (aşağılamayın); birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın! İmandan sonra yoldan çıkmak (anlamındaki kelime) ne kötü bir isimdir! Kim tevbe etmezse işte onlar, zalimlerin ta kendileridir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

O ye who believe! Let not some men among you laugh at others: It may be that the (latter) are better than the (former): Nor let some women laugh at others: It may be that the (latter are better than the (former): Nor defame nor be sarcastic to each other, nor call each other by (offensive) nicknames: Ill-seeming is a name connoting wickedness, (to be used of one) after he has believed: And those who do not desist are (indeed) doing wrong.

A. Yusuf Alipublic-domain

Believers, no one group of men should jeer at another, who may after all be better than them; no one group of women should jeer at another, who may after all be better than them; do not speak ill of one another; do not use offensive nicknames for one another. How bad it is to be called a mischief-maker after accepting faith! Those who do not repent of this behaviour are evildoers.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

O ye who believe! Let not a folk deride a folk who may be better than they (are), not let women (deride) women who may be better than they are; neither defame one another, nor insult one another by nicknames. Bad is the name of lewdness after faith. And whoso turneth not in repentance, such are evil-doers.

M. Pickthallpublic-domain

O you who have believed, let not a people ridicule [another] people; perhaps they may be better than them; nor let women ridicule [other] women; perhaps they may be better than them. And do not insult one another and do not call each other by [offensive] nicknames. Wretched is the name [i.e., mention] of disobedience after [one's] faith. And whoever does not repent - then it is those who are the wrongdoers.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

يا أيها الذين صدَّقوا الله ورسوله وعملوا بشريعته لا يهزأ قوم مؤمنون من قوم مؤمنين؛ عسى أن يكون المهزوء به منهم خيرًا من الهازئين، ولا يهزأ نساء مؤمنات من نساء مؤمنات؛ عسى أن يكون المهزوء به منهنَّ خيرًا من الهازئات، ولا يَعِبْ بعضكم بعضًا، ولا يَدْعُ بعضكم بعضًا بما يكره من الألقاب، بئس الصفة والاسم الفسوق، وهو السخرية واللمز والتنابز بالألقاب، بعد ما دخلتم في الإسلام وعقلتموه، ومن لم يتب من هذه السخرية واللمز والتنابز والفسوق فأولئك هم الذين ظلموا أنفسهم بارتكاب هذه المناهي.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?