← Sure 5

5:107

فَإِنْ عُثِرَ عَلَىٰٓ أَنَّهُمَا ٱسْتَحَقَّآ إِثْمًا فَـَٔاخَرَانِ يَقُومَانِ مَقَامَهُمَا مِنَ ٱلَّذِينَ ٱسْتَحَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْأَوْلَيَـٰنِ فَيُقْسِمَانِ بِٱللَّهِ لَشَهَـٰدَتُنَآ أَحَقُّ مِن شَهَـٰدَتِهِمَا وَمَا ٱعْتَدَيْنَآ إِنَّآ إِذًا لَّمِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ

Kelime kelime

فَإِنْ
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنْEdatşart
عُثِرَ
anlaşılırsa
Fiil
Kök: عثر
Dilbilgisi (i'rab)
عُثِرَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
عَلَىٰٓ
onların
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
أَنَّهُمَا
ikisinin de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمَاİsimzamir، son ek، 3. ikil
ٱسْتَحَقَّآ
işledikleri
Fiil
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتَحَقَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. ikil eril
آİsimzamir، son ek، 3. ikil eril
إِثْمًا
bir günah
İsim
Kök: أثم
Dilbilgisi (i'rab)
إِثْمًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَـَٔاخَرَانِ
başka iki kişi
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
ـَٔاخَرَانِİsimeril ikil، merfû (nominatif)
يَقُومَانِ
geçer
Fiil
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَقُومَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. ikil eril
انِİsimzamir، son ek، 3. ikil
مَقَامَهُمَا
onların yerine
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
مَقَامَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُمَاİsimzamir، son ek، 3. ikil
مِنَ
kendisine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ٱسْتَحَقَّ
haksızlık edilenlerden
Fiil
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتَحَقَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَيْهِمُ
onların üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْأَوْلَيَٰنِ
daha layık
İsim
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَوْلَيَٰنِİsimeril ikil، merfû (nominatif)
فَيُقْسِمَانِ
yemin ederler
Fiil
Kök: قسم
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
يُقْسِمَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. ikil eril
انِİsimzamir، son ek، 3. ikil
بِٱللَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
لَشَهَٰدَتُنَآ
mutlaka bizim şahidliğimiz
İsim
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
شَهَٰدَتُİsimdişil، merfû (nominatif)
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
أَحَقُّ
daha doğrudur
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
أَحَقُّİsimeril tekil، merfû (nominatif)
مِن
onların şahidliğinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
شَهَٰدَتِهِمَا
ve görüleni
İsim
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
شَهَٰدَتِİsimdişil، mecrûr (genitif)
هِمَاİsimzamir، son ek، 3. ikil
وَمَا
biz (hakka) tecavüz etmedik
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
ٱعْتَدَيْنَآ
haddi aşarsa
Fiil
Kök: عدو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱعْتَدَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِنَّآ
yoksa biz elbette
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
آİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِذًا
o zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِذًاEdatcevap (evet)
لَّمِنَ
oluruz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdattekit، ön ek
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلظَّٰلِمِينَ
zalimlerden
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ظَّٰلِمِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Eğer bu şahidlerin günah işlemiş oldukları ortaya çıkarsa ölene daha yakın hak sahibi diğer iki kişi bunların yerine geçer ve "Bizim şahidliğimiz ikisininkinden de daha doğrudur, biz aşırı gitmedik, yoksa şüphesiz zulmedenlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Eğer o iki şahidin bir günah işledikleri anlaşılırsa ölene daha yakın olan hak sahiplerinden diğer iki kişi onların yerine geçerler ve: "Bizim şahitliğimiz, önceki iki kişinin şahitliğinden daha doğrudur. Biz kimsenin hakkına tecavüz etmedik. Aksi halde biz de zalimlerden olurduk" diye Allah'a yemin ederler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Bunların (iki şahidin) günah işledikleri anlaşılırsa, haklarına tecavüz edilen (mağdur durumdaki)lerden diğerlerinin yerine geçecek çok daha uygun başka iki kişi onların yerini alır. (Bu iki kişi) “Doğrusu bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha doğrudur; biz (kimsenin hakkına) tecavüz etmedik; aksi takdirde biz de elbette zalimlerden oluruz.” diye Allah’a yemin ederler.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

But if it gets known that these two were guilty of the sin (of perjury), let two others stand forth in their places,- nearest in kin from among those who claim a lawful right: let them swear by Allah: "We affirm that our witness is truer than that of those two, and that we have not trespassed (beyond the truth): if we did, behold! the wrong be upon us!"

A. Yusuf Alipublic-domain

If it is discovered that these two are guilty [of perjury], two of those whose rights have been usurped have a better right to bear witness in their place. Let them swear by God, ‘Our testimony is truer than theirs. We have said nothing but the truth, for that would make us wrongdoers’:

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

But then, if it is afterwards ascertained that both of them merit (the suspicion of) sin, let two others take their place of those nearly concerned, and let them swear by Allah, (saying): Verily our testimony is truer than their testimony and we have not transgressed (the bounds of duty), for then indeed we should be of the evil-doers.

M. Pickthallpublic-domain

But if it is found that those two were guilty of sin [i.e., perjury], let two others stand in their place [who are] foremost [in claim] from those who have a lawful right. And let them swear by Allāh, "Our testimony is truer than their testimony, and we have not transgressed. Indeed, we would then be of the wrongdoers."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فإن اطلع أولياء الميت على أن الشاهدين المذكورين قد أثما بالخيانة في الشهادة أو الوصية فليقم مقامهما في الشهادة اثنان من أولياء الميت فيقسمان بالله: لَشهادتنا الصادقة أولى بالقبول من شهادتهما الكاذبة، وما تجاوزنا الحق في شهادتنا، إنا إن اعتدينا وشهدنا بغير الحق لمن الظالمين المتجاوزين حدود الله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?