← Sure 5

5:106

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ شَهَـٰدَةُ بَيْنِكُمْ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ حِينَ ٱلْوَصِيَّةِ ٱثْنَانِ ذَوَا عَدْلٍ مِّنكُمْ أَوْ ءَاخَرَانِ مِنْ غَيْرِكُمْ إِنْ أَنتُمْ ضَرَبْتُمْ فِى ٱلْأَرْضِ فَأَصَـٰبَتْكُم مُّصِيبَةُ ٱلْمَوْتِ ۚ تَحْبِسُونَهُمَا مِنۢ بَعْدِ ٱلصَّلَوٰةِ فَيُقْسِمَانِ بِٱللَّهِ إِنِ ٱرْتَبْتُمْ لَا نَشْتَرِى بِهِۦ ثَمَنًا وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰ ۙ وَلَا نَكْتُمُ شَهَـٰدَةَ ٱللَّهِ إِنَّآ إِذًا لَّمِنَ ٱلْـَٔاثِمِينَ

Kelime kelime

يَٰٓأَيُّهَا
Ey
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰٓEdatnidâ، ön ek
أَيُّİsimmansûb (akuzatif)
هَاEdatATT، son ek
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
inananlar
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
شَهَٰدَةُ
şahidlik etsin
İsim
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
شَهَٰدَةُİsimdişil، merfû (nominatif)
بَيْنِكُمْ
aranızda
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنِİsimmecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
حَضَرَ
geldiği
Fiil
Kök: حضر
Dilbilgisi (i'rab)
حَضَرَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَحَدَكُمُ
birinize
İsim
Kök: أحد
Dilbilgisi (i'rab)
أَحَدَİsimeril، mansûb (akuzatif)
كُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلْمَوْتُ
ölüm
İsim
Kök: موت
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَوْتُİsimeril، merfû (nominatif)
حِينَ
sırasında
İsim
Kök: حين
Dilbilgisi (i'rab)
حِينَİsimzaman zarfı، eril، mansûb (akuzatif)
ٱلْوَصِيَّةِ
vasiyyet
İsim
Kök: وصي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
وَصِيَّةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
ٱثْنَانِ
iki
İsim
Kök: ثني
Dilbilgisi (i'rab)
ٱثْنَانِİsimeril ikil، merfû (nominatif)
ذَوَا
kişi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَوَاİsimeril ikil، merfû (nominatif)
عَدْلٍ
adil
İsim
Kök: عدل
Dilbilgisi (i'rab)
عَدْلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنكُمْ
içinizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَوْ
ya da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
ءَاخَرَانِ
diğer iki kişi (şahidlik etsin)
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاخَرَانِİsimeril ikil، merfû (nominatif)
مِنْ
sizden olmayan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
غَيْرِكُمْ
olmaksızın
İsim
Kök: غير
Dilbilgisi (i'rab)
غَيْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِنْ
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنْEdatşart
أَنتُمْ
siz
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَنتُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
ضَرَبْتُمْ
yolculuk ederken
Fiil
Kök: ضرب
Dilbilgisi (i'rab)
ضَرَبْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فِى
yeryüzünde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
فَأَصَٰبَتْكُم
ve başınıza gelmişse
Fiil
Kök: صوب
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَصَٰبَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مُّصِيبَةُ
musibeti
İsim
Kök: صوب
Dilbilgisi (i'rab)
مُّصِيبَةُİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، merfû (nominatif)
ٱلْمَوْتِ
ölüm
İsim
Kök: موت
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَوْتِİsimeril، mecrûr (genitif)
تَحْبِسُونَهُمَا
onları tutarsınız
Fiil
Kök: حبس
Dilbilgisi (i'rab)
تَحْبِسُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُمَاİsimzamir، son ek، 3. ikil
مِنۢ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنۢEdatharf-i cer (edat)
بَعْدِ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدِİsimmecrûr (genitif)
ٱلصَّلَوٰةِ
namazdan
İsim
Kök: صلو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّلَوٰةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
فَيُقْسِمَانِ
yemin etsinler
Fiil
Kök: قسم
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
يُقْسِمَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. ikil eril
انِİsimzamir، son ek، 3. ikil
بِٱللَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
إِنِ
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنِEdatşart
ٱرْتَبْتُمْ
kuşkulanırsanız
Fiil
Kök: ريب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱرْتَبْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
لَا
satmayacağız
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
نَشْتَرِى
satın alan
Fiil
Kök: شري
Dilbilgisi (i'rab)
نَشْتَرِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
بِهِۦ
onu (yeminimizi)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
ثَمَنًا
hiçbir paraya
İsim
Kök: ثمن
Dilbilgisi (i'rab)
ثَمَنًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَلَوْ
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَوْEdatşart
كَانَ
olsa
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ذَا
akraba da
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَاİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)
قُرْبَىٰ
sonra
İsim
Kök: قرب
Dilbilgisi (i'rab)
قُرْبَىٰİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
نَكْتُمُ
gizlemeyeceğiz
Fiil
Kök: كتم
Dilbilgisi (i'rab)
نَكْتُمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
شَهَٰدَةَ
şahidliğini
İsim
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
شَهَٰدَةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
إِنَّآ
yoksa biz elbette
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
آİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِذًا
o zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِذًاEdatcevap (evet)
لَّمِنَ
kimselerden oluruz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdattekit، ön ek
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْءَاثِمِينَ
günahkar
İsim
Kök: أثم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
ءَاثِمِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Ey İnananlar! Ölüm birinize geldiği zaman vasiyet ederken içinizden iki adil kimseyi; şayet yolculukta olup başınıza da ölüm musibeti gelmişse, namazdan sonra alıkoyacağınız, şüpheleniyorsanız, "Akraba bile olsa yeminle hiçbir değeri değiştirmeyeceğiz, Allah'ın şahidliğini gizlemeyeceğiz, yoksa şüphesiz günahkarlardan oluruz" diye yemin eden sizden olmayan iki kişiyi şahid tutun.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ey iman edenler! İçinizden birine ölüm (emareleri) geldiği zaman, vasiyet sırasında aranızdaki şahitliğin hükmü, kendi içinizden iki adaletli şahit, yahut yeryüzünde yolculuğa çıkmış iseniz, ölüm (emareleri de) size gelip çatmışsa, sizden olmayan diğer iki şahit tutmaktır. Eğer (bunlardan) şüpheye düşerseniz, namazdan sonra onları alıkorsunuz. Onlar da Allah'a şöyle yemin ederler: "Akraba bile olsa, yemini bir çıkar karşılığı satmayacağız, Allah'ın şahitliğini gizlemeyeceğiz. Aksi halde günahkârlardan oluruz".

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ey iman edenler! Birinize ölüm gelip çatınca, vasiyet esnasında içinizden adalet sahibi iki kişi aranızda şahitlik etsin! Veya yeryüzünde yolculuktayken başınıza ölüm musibeti gelmişse sizden olmayan başka iki kişi (şahit olsun)! Şüpheye düşerseniz o iki şahidi salâttan (ibadetten) sonra durdurup “Akraba (menfaatine) de olsa bu vasiyet karşılığında hiçbir şeyi satın almayacağız; Allah (için yaptığımız) şahitliği gizlemeyeceğiz; (aksini yaparsak) bu takdirde biz elbette günahkârlardan oluruz.” diye Allah’a (Allah adına) yemin ettirirsiniz.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

O ye who believe! When death approaches any of you, (take) witnesses among yourselves when making bequests,- two just men of your own (brotherhood) or others from outside if ye are journeying through the earth, and the chance of death befalls you (thus). If ye doubt (their truth), detain them both after prayer, and let them both swear by Allah: "We wish not in this for any worldly gain, even though the (beneficiary) be our near relation: we shall hide not the evidence before Allah: if we do, then behold! the sin be upon us!"

A. Yusuf Alipublic-domain

You who believe, when death approaches any of you, let two just men from among you act as witnesses to the making of a bequest, or two men from another people if you are journeying in the land when death approaches. Keep the two witnesses back after prayer, if you have any doubts, and make them both swear by God, ‘We will not sell our testimony for any price, even if a close relative is involved. We will not hide God’s testimony, for then we should be doing wrong.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

O ye who believe! Let there be witnesses between you when death draweth nigh unto one of you, at the time of bequest - two witnesses, just men from among you, or two others from another tribe, in case ye are campaigning in the land and the calamity of death befall you. Ye shall empanel them both after the prayer, and, if ye doubt, they shall be made to swear by Allah (saying): We will not take a bribe, even though it were (on behalf of) a near kinsman nor will we hide the testimony of Allah, for then indeed we should be of the sinful.

M. Pickthallpublic-domain

O you who have believed, testimony [should be taken] among you when death approaches one of you at the time of bequest - [that of] two just men from among you or two others from outside if you are traveling through the land and the disaster of death should strike you. Detain them after the prayer and let them both swear by Allāh if you doubt [their testimony, saying], "We will not exchange it [i.e., our oath] for a price [i.e., worldly gain], even if he should be a near relative, and we will not withhold the testimony of [i.e., ordained by] Allāh. Indeed, we would then be of the sinful."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

يا أيها الذين صدَّقوا الله ورسوله وعملوا بشرعه إذا قرب الموت من أحدكم، فلْيُشْهِد على وصيته اثنين أمينين من المسلمين أو آخرين من غير المسلمين عند الحاجة، وعدم وجود غيرهما من المسلمين، تُشهدونهما إن أنتم سافرتم في الأرض فحلَّ بكم الموت، وإن ارتبتم في شهادتهما فقفوهما من بعد الصلاة -أي صلاة المسلمين، وبخاصة صلاة العصر-، فيقسمان بالله قسمًا خالصًا لا يأخذان به عوضًا من الدنيا، ولا يحابيان به ذا قرابة منهما، ولا يكتمان به شهادة لله عندهما، وأنهما إن فَعَلا ذلك فهما من المذنبين.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?