← Sure 5

5:19

يَـٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَـٰبِ قَدْ جَآءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ عَلَىٰ فَتْرَةٍ مِّنَ ٱلرُّسُلِ أَن تَقُولُوا۟ مَا جَآءَنَا مِنۢ بَشِيرٍ وَلَا نَذِيرٍ ۖ فَقَدْ جَآءَكُم بَشِيرٌ وَنَذِيرٌ ۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

Kelime kelime

يَٰٓأَهْلَ
Ey ehli
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰٓEdatnidâ، ön ek
أَهْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلْكِتَٰبِ
Kitap
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كِتَٰبِİsimeril، mecrûr (genitif)
قَدْ
muhakkak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
قَدْEdattahkik (kad)
جَآءَكُمْ
size geldi
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
رَسُولُنَا
Elçimiz
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رَسُولُİsimeril، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
يُبَيِّنُ
gerçekleri açıklıyan
Fiil
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
يُبَيِّنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لَكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
عَلَىٰ
arasının kesildiği sırada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
فَتْرَةٍ
(bir süre) aradan sonra
İsim
Kök: فتر
Dilbilgisi (i'rab)
فَتْرَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنَ
elçilerin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلرُّسُلِ
elçiler
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رُّسُلِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
أَن
demeyesiniz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَقُولُوا۟
demeyesiniz
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
تَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَا
bize gelmedi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatolumsuzluk
جَآءَنَا
bize geldi
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مِنۢ
bir müjdeleyici
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنۢEdatharf-i cer (edat)
بَشِيرٍ
müjdeleyici
İsim
Kök: بشر
Dilbilgisi (i'rab)
بَشِيرٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَلَا
ve ne de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
نَذِيرٍ
bir uyarıcı
İsim
Kök: نذر
Dilbilgisi (i'rab)
نَذِيرٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَقَدْ
işte
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
جَآءَكُم
size geldi
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بَشِيرٌ
müjdeleyici
İsim
Kök: بشر
Dilbilgisi (i'rab)
بَشِيرٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَنَذِيرٌ
ve uyarıcı
İsim
Kök: نذر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نَذِيرٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
عَلَىٰ
her
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
كُلِّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
شَىْءٍ
şeye
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَىْءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
قَدِيرٌ
kadirdir
İsim
Kök: قدر
Dilbilgisi (i'rab)
قَدِيرٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)

Meal

TR

Ey Kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiğinde, "Bize müjdeci ve uyarıcı gelmedi" dersiniz diye, size açıkça anlatacak peygamberimiz geldi. Şüphesiz O, size müjdeci ve uyarıcı olarak gelmiştir. Allah her şeye Kadir'dir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ey kitap ehli! Peygamberlerin arasının kesildiği bir sırada size Resulümüz geldi, gerçekleri açıklıyor ki, (yarın kıyamet gününde): "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demeyiniz. İşte müjdeleyici ve uyarıcı geldi. Allah, her şeye kadirdir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ey kitap ehli! (Kıyamet günü) “Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi.” dersiniz diye elçilerin arası kesildiği sırada (gerçekleri) açıklamakta olan Elçimiz size geldi. Size elbette bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah her şeye gücü yetendir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

O People of the Book! Now hath come unto you, making (things) clear unto you, Our Messenger, after the break in (the series of) our messengers, lest ye should say: "There came unto us no bringer of glad tidings and no warner (from evil)": But now hath come unto you a bringer of glad tidings and a warner (from evil). And Allah hath power over all things.

A. Yusuf Alipublic-domain

People of the Book, Our Messenger comes to you now, after a break in the sequence of messengers, to make things clear for you in case you should say, ‘No one has come to give us good news or to warn us.’ So someone has come to you, to give you good news and warn you: God has the power to do all things.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

O People of the Scripture! Now hath Our messenger come unto you to make things plain unto you after an interval (of cessation) of the messengers, lest ye should say: There came not unto us a messenger of cheer nor any warner. Now hath a messenger of cheer and a warner come unto you. Allah is Able to do all things.

M. Pickthallpublic-domain

O People of the Scripture, there has come to you Our Messenger to make clear to you [the religion] after a period [of suspension] of messengers, lest you say, "There came not to us any bringer of good tidings or a warner." But there has come to you a bringer of good tidings and a warner. And Allāh is over all things competent.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

يا أيها اليهود والنصارى قد جاءكم رسولنا محمد صلى الله عليه وسلم، يُبيِّن لكم الحق والهدى بعد مُدَّة من الزمن بين إرساله بإرسال عيسى ابن مريم؛ لئلا تقولوا: ما جاءنا من بشير ولا نذير، فلا عُذرَ لكم بعد إرساله إليكم، فقد جاءكم من الله رسولٌ يبشِّر مَن آمن به، ويُنذِز مَن عصاه. والله على كل شيء قدير من عقاب العاصي وثواب المطيع.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?