← Sure 6

6:138

وَقَالُوا۟ هَـٰذِهِۦٓ أَنْعَـٰمٌ وَحَرْثٌ حِجْرٌ لَّا يَطْعَمُهَآ إِلَّا مَن نَّشَآءُ بِزَعْمِهِمْ وَأَنْعَـٰمٌ حُرِّمَتْ ظُهُورُهَا وَأَنْعَـٰمٌ لَّا يَذْكُرُونَ ٱسْمَ ٱللَّهِ عَلَيْهَا ٱفْتِرَآءً عَلَيْهِ ۚ سَيَجْزِيهِم بِمَا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

Kelime kelime

وَقَالُوا۟
dediler ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هَٰذِهِۦٓ
bunlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذِهِۦٓİsimism-i işaret، dişil tekil
أَنْعَٰمٌ
hayvanlardır
İsim
Kök: نعم
Dilbilgisi (i'rab)
أَنْعَٰمٌİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَحَرْثٌ
ve ekinlerdir
İsim
Kök: حرث
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
حَرْثٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
حِجْرٌ
dokunulmaz
İsim
Kök: حجر
Dilbilgisi (i'rab)
حِجْرٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat
لَّا
yiyemez
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّاEdatolumsuzluk
يَطْعَمُهَآ
yediklerinden
Fiil
Kök: طعم
Dilbilgisi (i'rab)
يَطْعَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هَآİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
إِلَّا
başkası
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
مَن
kimseden
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنİsimism-i mevsûl
نَّشَآءُ
bizim dilediğimiz
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
نَّشَآءُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
بِزَعْمِهِمْ
zanlarınca
İsim
Kök: زعم
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
زَعْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَأَنْعَٰمٌ
ve hayvanlar
İsim
Kök: نعم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَنْعَٰمٌİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
حُرِّمَتْ
yasaklanmış
Fiil
Kök: حرم
Dilbilgisi (i'rab)
حُرِّمَتْFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil dişil
ظُهُورُهَا
sırtı(na binilmesi)
İsim
Kök: ظهر
Dilbilgisi (i'rab)
ظُهُورُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَأَنْعَٰمٌ
ve hayvanlar
İsim
Kök: نعم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَنْعَٰمٌİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
لَّا
anılmayan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّاEdatolumsuzluk
يَذْكُرُونَ
anarlar
Fiil
Kök: ذكر
Dilbilgisi (i'rab)
يَذْكُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱسْمَ
adı
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْمَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
عَلَيْهَا
üzerlerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
ٱفْتِرَآءً
iftira ederek
İsim
Kök: فري
Dilbilgisi (i'rab)
ٱفْتِرَآءًİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
عَلَيْهِ
O'na (Allah'a)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
سَيَجْزِيهِم
onları cezalandıracaktır
Fiil
Kök: جزي
Dilbilgisi (i'rab)
سَEdatgelecek (se/sevfe)، ön ek
يَجْزِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِمَا
nedeniyle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
كَانُوا۟
iftira etmeleri
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَفْتَرُونَ
uyduruyor(lar)
Fiil
Kök: فري
Dilbilgisi (i'rab)
يَفْتَرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

"Bu hayvanlar ve ekinleri dilediğimizden başkasının yemesi yasaktır; bir kısım hayvanların sırtlarına yük vurmak da haramdır" iddiasında bulunarak ve bir kısım hayvanları keserken de Allah'ın adını anmamak suretiyle O'na iftira ederler. Allah, yaptıkları iftiralara karşı onları cezalandıracaktır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Zanlarınca dediler ki: "Bunlar dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir. Bunları bizim dilediğimizden başkası yiyemez. Bunlar da sırtına binilmesi yasaklanmış hayvanlar." Bir kısım hayvanları da üzerlerine Allah'ın adını anmadan boğazlarlar. Bütün bunları Allah'a iftira ederek yaparlar. Allah onları iftiralarıyla cezalandıracaktır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlar zanlarına göre dediler ki: “Bu (ilahlar için ayrılan) hayvanlar ve ekinler haramdır. Bunları bizim dilediğimizden başkası yiyemez. Bunlar da binilmesi yasaklanmış hayvanlardır.” Birtakım hayvanlar da vardır ki (Allah böyle emrediyor diye) O’na iftira ederek üzerlerine Allah’ın adını anmazlar. Yapmakta oldukları iftiralar yüzünden Allah onları ileride cezalandıracaktır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And they say that such and such cattle and crops are taboo, and none should eat of them except those whom - so they say - We wish; further, there are cattle forbidden to yoke or burden, and cattle on which, (at slaughter), the name of Allah is not pronounced; - inventions against Allah's name: soon will He requite them for their inventions.

A. Yusuf Alipublic-domain

They also say, ‘These cattle and crops are reserved, and only those we allow may eat them’- so they claim! There are some animals they exempt from labour and some over which they do not pronounce God’s name [during slaughter], falsely attributing these [regulations] to Him: He will repay them for the falsehoods they invent.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And they say: Such cattle and crops are forbidden. No-one is to eat of them save whom we will - in their make-believe - cattle whose backs are forbidden, cattle over which they mention not the name of Allah. (All that is) a lie against Him. He will repay them for that which they invent.

M. Pickthallpublic-domain

And they say, "These animals and crops are forbidden; no one may eat from them except whom we will," by their claim. And there are those [camels] whose backs are forbidden [by them] and those upon which the name of Allāh is not mentioned - [all of this] an invention of untruth about Him. He will punish them for what they were inventing.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وقال المشركون: هذه إبل وزرع حرام، لا يأكلها إلا مَن يأذنون له -حسب ادعائهم- مِن سدنة الأوثان وغيرهم. وهذه إبل حُرِّمت ظهورها، فلا يحل ركوبها والحملُ عليها بحال من الأحوال. وهذه إبل لا يَذكرون اسم الله تعالى عليها في أي شأن من شئونها. فعلوا ذلك كذبًا منهم على الله، سيجزيهم الله بسبب ما كانوا يفترون من كذبٍ عليه سبحانه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?