← Sure 6

6:148

سَيَقُولُ ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ لَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَآ أَشْرَكْنَا وَلَآ ءَابَآؤُنَا وَلَا حَرَّمْنَا مِن شَىْءٍ ۚ كَذَٰلِكَ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ حَتَّىٰ ذَاقُوا۟ بَأْسَنَا ۗ قُلْ هَلْ عِندَكُم مِّنْ عِلْمٍ فَتُخْرِجُوهُ لَنَآ ۖ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنْ أَنتُمْ إِلَّا تَخْرُصُونَ

Kelime kelime

سَيَقُولُ
diyecekler ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
سَEdatgelecek (se/sevfe)، ön ek
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
أَشْرَكُوا۟
ortak koşan(lar)
Fiil
Kök: شرك
Dilbilgisi (i'rab)
أَشْرَكُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَوْ
şayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَوْEdatşart
شَآءَ
isteseydi
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
مَآ
biz ortak koşmazdık
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَآEdatolumsuzluk
أَشْرَكْنَا
onların ortak koştukları
Fiil
Kök: شرك
Dilbilgisi (i'rab)
أَشْرَكْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَلَآ
babalarımız da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَآEdatolumsuzluk
ءَابَآؤُنَا
atalarımızın
İsim
Kök: أبو
Dilbilgisi (i'rab)
ءَابَآؤُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَلَا
haram yapmazdık
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
حَرَّمْنَا
haram ettik
Fiil
Kök: حرم
Dilbilgisi (i'rab)
حَرَّمْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مِن
hiçbir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
شَىْءٍ
şeyi
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَىْءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
كَذَٰلِكَ
öyle (demişlerdi)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
كَذَّبَ
yalanlayanlar
Fiil
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
كَذَّبَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
onlardan önce
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
مِن
hiçbir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلِهِمْ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلِİsimmecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
حَتَّىٰ
nihayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰEdatibtidâ
ذَاقُوا۟
tadmışlardı
Fiil
Kök: ذوق
Dilbilgisi (i'rab)
ذَاقُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بَأْسَنَا
azabımızı
İsim
Kök: بأس
Dilbilgisi (i'rab)
بَأْسَİsimeril، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
قُلْ
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilemir، 2. tekil eril
هَلْ
var mı?
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَلْEdatsoru
عِندَكُم
yanınızda
İsim
Kök: عند
Dilbilgisi (i'rab)
عِندَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِّنْ
hiç
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
عِلْمٍ
bir bilgi
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عِلْمٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَتُخْرِجُوهُ
çıka(rıp gösterece)ğiniz
Fiil
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatsebebiyet، ön ek
تُخْرِجُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
لَنَآ
bize
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَآİsimzamir، 1. çoğul
إِن
siz uyuyorsunuz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatolumsuzluk
تَتَّبِعُونَ
uyan
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
تَتَّبِعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِلَّا
sadece
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdatistisnâ (illâ)
ٱلظَّنَّ
zanna
İsim
Kök: ظنن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ظَّنَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
وَإِنْ
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنْEdatolumsuzluk
أَنتُمْ
siz
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَنتُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
إِلَّا
sadece
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
تَخْرُصُونَ
saçmalıyorsunuz
Fiil
Kök: خرص
Dilbilgisi (i'rab)
تَخْرُصُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Puta tapanlar, "Allah dileseydi babalarımız ve biz puta tapmaz ve hiçbir şeyi haram kılmazdık" diyecekler; onlardan öncekiler de, Bizim şiddetli azabımızı tadana kadar böyle demişlerdi. Onlara "Bize karşı çıkarabileceğiniz bir bilginiz var mı? Siz ancak zanna uyuyorsunuz ve sadece tahminde bulunuyorsunuz" de.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Allah'a ortak koşanlar diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz ortak koşardık, ne de atalarımız ortak koşardı, hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Onlardan önce yalanlayanlar da böyle söylemişlerdi de sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: "Yanınızda bize çıkarabileceğiniz bir bilgi mi var? Siz, sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Müşrikler şöyle diyecekler: “Allah dileseydi biz de ortak koşmazdık; atalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de aynı şekilde (peygamberleri) yalanlamış ve sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Yanınızda bize açıklayacağınız bir bilgi var mı? Doğrusu siz zandan başka bir şeyin peşine düşmüyorsunuz ve sadece yalan söylüyorsunuz.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Those who give partners (to Allah) will say: "If Allah had wished, we should not have given partners to Him nor would our fathers; nor should we have had any taboos." So did their ancestors argue falsely, until they tasted of Our wrath. Say: "Have ye any (certain) knowledge? If so, produce it before us. Ye follow nothing but conjecture: ye do nothing but lie."

A. Yusuf Alipublic-domain

The idolaters will say, ‘If God had willed, we would not have ascribed partners to Him- nor would our fathers- or have declared anything forbidden.’ In the same way, those before them continually denied [the truth] until they tasted Our punishment. Say, ‘Have you any knowledge that you can show us? You follow only supposition and tell only lies.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

They who are idolaters will say: Had Allah willed, we had not ascribed (unto Him) partners neither had our fathers, nor had we forbidden aught. Thus did those who were before them give the lie (to Allah's messengers) till they tasted of the fear of Us. Say: Have ye any knowledge that ye can adduce for Us? Lo! ye follow naught but an opinion, Lo! ye do but guess.

M. Pickthallpublic-domain

Those who associated [others] with Allāh will say, "If Allāh had willed, we would not have associated [anything] and neither would our fathers, nor would we have prohibited anything." Likewise did those before deny until they tasted Our punishment. Say, "Do you have any knowledge that you can produce for us? You follow not except assumption, and you are not but misjudging."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

سيقول الذين أشركوا: لو أراد الله أن لا نشرك -نحن وآباؤنا- وأن لا نحرم شيئًا مِن دونه ما فعلنا ذلك، وردَّ الله عليهم ببيان أن هذه الشبهة قد أثارها الكفار مِن قبلهم، وكذَّبوا بها دعوة رسلهم، واستمَرُّوا على ذلك، حتى نزل بهم عذاب الله. قل لهم -أيها الرسول-: هل عندكم -فيما حرَّمتم من الأنعام والحرث، وفيما زعمتم من أن الله قد شاء لكم الكفر، ورضيه منكم وأحبه لكم- من علم صحيح فتظهروه لنا؟ إن تتبعون في أمور هذا الدين إلا مجرد الظن، وإن أنتم إلا تكذبون.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?