← Sure 6

6:35

وَإِن كَانَ كَبُرَ عَلَيْكَ إِعْرَاضُهُمْ فَإِنِ ٱسْتَطَعْتَ أَن تَبْتَغِىَ نَفَقًا فِى ٱلْأَرْضِ أَوْ سُلَّمًا فِى ٱلسَّمَآءِ فَتَأْتِيَهُم بِـَٔايَةٍ ۚ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَمَعَهُمْ عَلَى ٱلْهُدَىٰ ۚ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْجَـٰهِلِينَ

Kelime kelime

وَإِن
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنEdatşart
كَانَ
ağır geldiyse
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كَبُرَ
ağır
Fiil
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
كَبُرَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَيْكَ
sana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
إِعْرَاضُهُمْ
onların yüz çevirmesi
İsim
Kök: عرض
Dilbilgisi (i'rab)
إِعْرَاضُİsimmasdar (isim-fiil)، eril، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَإِنِ
haydi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنِEdatşart
ٱسْتَطَعْتَ
yapabilirsen
Fiil
Kök: طوع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتَطَعْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
أَن
ara ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَبْتَغِىَ
ve arayın
Fiil
Kök: بغي
Dilbilgisi (i'rab)
تَبْتَغِىَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
نَفَقًا
bir delik
İsim
Kök: نفق
Dilbilgisi (i'rab)
نَفَقًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فِى
içine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
أَوْ
ya da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
سُلَّمًا
bir merdiven
İsim
Kök: سلم
Dilbilgisi (i'rab)
سُلَّمًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فِى
göğe
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلسَّمَآءِ
göğün
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمَآءِİsimdişil، mecrûr (genitif)
فَتَأْتِيَهُم
onlara getiresin
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
تَأْتِيَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِـَٔايَةٍ
bir mu'cize
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ـَٔايَةٍİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَلَوْ
şayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَوْEdatşart
شَآءَ
dileseydi
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
لَجَمَعَهُمْ
elbette onları toplardı
Fiil
Kök: جمع
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
جَمَعَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَى
üzerinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْهُدَىٰ
hidayet
İsim
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
هُدَىٰİsimeril، mecrûr (genitif)
فَلَا
o halde olma
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
تَكُونَنَّ
olma
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
تَكُونَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
نَّEdattekit، son ek
مِنَ
cahillerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْجَٰهِلِينَ
cahilleri
İsim
Kök: جهل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
جَٰهِلِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Onların yüz çevirmesi sana ağır gelince, eğer gücün yeri delmeye veya göğe merdiven dayamağa yetmiş olsaydı, onlara bir mucize göstermek isterdin. Allah dileseydi onları doğru yolda toplardı. Sakın bilmeyenlerden olma.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa yerin içine (inebileceğin) bir delik, ya da göğe (çıkabileceğin) bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı. O halde cahillerden olma!

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onların yüz çevirmesi sana ağır geldi ise yerde (inebileceğin) bir tünel veya göğe (çıkabileceğin) bir merdiven edinmeye gücün yetseydi ve onlara bir delil getirseydin (yine de inanmazlardı). Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı; sakın cahillerden olma!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

If their spurning is hard on thy mind, yet if thou wert able to seek a tunnel in the ground or a ladder to the skies and bring them a sign,- (what good?). If it were Allah's will, He could gather them together unto true guidance: so be not thou amongst those who are swayed by ignorance (and impatience)!

A. Yusuf Alipublic-domain

If you find rejection by the disbelievers so hard to bear, then seek a tunnel into the ground or a ladder into the sky, if you can, and bring them a sign: God could bring them all to guidance if it were His will, so do not join the ignorant.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And if their aversion is grievous unto thee, then, if thou canst, seek a way down into the earth or a ladder unto the sky that thou mayst bring unto them a portent (to convince them all)! - If Allah willed, He could have brought them all together to the guidance - So be not thou among the foolish ones.

M. Pickthallpublic-domain

And if their evasion is difficult for you, then if you are able to seek a tunnel into the earth or a stairway into the sky to bring them a sign, [then do so]. But if Allāh had willed, He would have united them upon guidance. So never be of the ignorant.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وإن كان عَظُمَ عليك -أيها الرسول- صدود هؤلاء المشركين وانصرافهم عن الاستجابة لدعوتك، فإن استطعت أن تتخذ نفقًا في الأرض، أو مصعدًا تصعد فيه إلى السماء، فتأتيهم بعلامة وبرهان على صحة قولك غير الذي جئناهم به فافعل. ولو شاء الله لَجَمعهم على الهدى الذي أنتم عليه ووفَّقهم للإيمان، ولكن لم يشأ ذلك لحكمة يعلمها سبحانه، فلا تكونن -أيها الرسول- من الجاهلين الذين اشتد حزنهم، وتحسَّروا حتى أوصلهم ذلك إلى الجزع الشديد.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?