← Sure 6

6:34

وَلَقَدْ كُذِّبَتْ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَ فَصَبَرُوا۟ عَلَىٰ مَا كُذِّبُوا۟ وَأُوذُوا۟ حَتَّىٰٓ أَتَىٰهُمْ نَصْرُنَا ۚ وَلَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَـٰتِ ٱللَّهِ ۚ وَلَقَدْ جَآءَكَ مِن نَّبَإِى۟ ٱلْمُرْسَلِينَ

Kelime kelime

وَلَقَدْ
ve andolsun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَEdattekit، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
كُذِّبَتْ
yalanlanmıştı
Fiil
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
كُذِّبَتْFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil dişil
رُسُلٌ
elçiler
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رُسُلٌİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّن
senden önce de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلِكَ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلِİsimmecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
فَصَبَرُوا۟
sabrettiler
Fiil
Kök: صبر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
صَبَرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَىٰ
karşı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
مَا
yalanlanmalarına
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
كُذِّبُوا۟
yalanlıyorsunuz
Fiil
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
كُذِّبُFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَأُوذُوا۟
ve eziyet edilmelerine
Fiil
Kök: أذي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أُوذُFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
حَتَّىٰٓ
nihayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰٓEdatibtidâ
أَتَىٰهُمْ
onlara yetişti
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
أَتَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
نَصْرُنَا
yardımımız
İsim
Kök: نصر
Dilbilgisi (i'rab)
نَصْرُİsimeril، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَلَا
yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
مُبَدِّلَ
değiştirebilecek
İsim
Kök: بدل
Dilbilgisi (i'rab)
مُبَدِّلَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، mansûb (akuzatif)
لِكَلِمَٰتِ
kelimelerini
İsim
Kök: كلم
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كَلِمَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَلَقَدْ
andolsun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَEdattekit، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
جَآءَكَ
sana da gelmiştir
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
مِن
haberinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
نَّبَإِى۟
haberi
İsim
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
نَّبَإِى۟İsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلْمُرْسَلِينَ
elçilerin
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُرْسَلِينَİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Senden önce nice peygamberler yalanlandı ve kendilerine yardımımız gelene kadar yalanlanmalarına ve sıkıştırılmaya katlandılar. Allah'ın sözlerini değiştirebilecek yoktur; and olsun ki peygamberlerin haberi sana da geldi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Senden önce de peygamberler yalanlanmıştı. Kendilerine yardımımız gelinceye kadar yalanlanmaya ve eziyet olunmaya sabrettiler. Allah'ın sözlerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz ki sana, peygamberlerin haberlerinden bir kısmı gelmiştir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Yemin olsun ki senden önceki elçiler de yalanlanmıştı. Onlar, yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine rağmen sabretmişler, sonunda yardımımız onlara yetişmişti. Allah’ın sözlerini (prensiplerini) değiştirebilecek kimse yoktur. Yemin olsun ki elçilerin haberlerinden bir kısmı sana da gelmiştir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Rejected were the messengers before thee: with patience and constancy they bore their rejection and their wrongs, until Our aid did reach them: there is none that can alter the words (and decrees) of Allah. Already hast thou received some account of those messengers.

A. Yusuf Alipublic-domain

Other messengers were disbelieved before you, and they bore their rejection and persecution steadfastly until Our aid arrived- no one can alter God’s promises. You have already received accounts of these messengers.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Messengers indeed have been denied before thee, and they were patient under the denial and the persecution till Our succour reached them. There is none to alter the decisions of Allah. Already there hath reached thee (somewhat) of the tidings of the messengers (We sent before).

M. Pickthallpublic-domain

And certainly were messengers denied before you, but they were patient over the denial, and they were harmed until Our victory came to them. And none can alter the words [i.e., decrees] of Allāh. And there has certainly come to you some information about the [previous] messengers.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولقد كذَّب الكفارُ رسلا من قبلك أرسلهم الله تعالى إلى أممهم وأوذوا في سبيله، فصبروا على ذلك ومضوا في دعوتهم وجهادهم حتى أتاهم نصر الله. ولا مبدل لكلمات الله، وهي ما أنزل على نبيه محمد صلى الله عليه وسلم مِن وعده إياه بالنصر على مَن عاداه. ولقد جاءك -أيها الرسول- مِن خبر مَن كان قبلك من الرسل، وما تحقق لهم من نصر الله، وما جرى على مكذبيهم من نقمة الله منهم وغضبه عليهم، فلك فيمن تقدم من الرسل أسوة وقدوة. وفي هذا تسلية للرسول صلى الله عليه وسلم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?