← Sure 65

65:3

وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ ۚ وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُۥٓ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ بَـٰلِغُ أَمْرِهِۦ ۚ قَدْ جَعَلَ ٱللَّهُ لِكُلِّ شَىْءٍ قَدْرًا

Kelime kelime

وَيَرْزُقْهُ
ve onu rızıklandırır
Fiil
Kök: رزق
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَرْزُقْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِنْ
yerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
حَيْثُ
nerede
İsim
Kök: حيث
Dilbilgisi (i'rab)
حَيْثُİsimmekân zarfı، mecrûr (genitif)
لَا
ummadığı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَحْتَسِبُ
sanıyor
Fiil
Kök: حسب
Dilbilgisi (i'rab)
يَحْتَسِبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
وَمَن
ve kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنİsimşart
يَتَوَكَّلْ
dayanırsa
Fiil
Kök: وكل
Dilbilgisi (i'rab)
يَتَوَكَّلْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
عَلَى
Allah'a
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
فَهُوَ
O
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
حَسْبُهُۥٓ
ona yeter
İsim
Kök: حسب
Dilbilgisi (i'rab)
حَسْبُİsimeril، merfû (nominatif)
هُۥٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
بَٰلِغُ
yerine getirendir
İsim
Kök: بلغ
Dilbilgisi (i'rab)
بَٰلِغُİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، merfû (nominatif)
أَمْرِهِۦ
buyruğunu
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
قَدْ
elbette
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
قَدْEdattahkik (kad)
جَعَلَ
koymuştur
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
جَعَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
لِكُلِّ
için
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
شَىْءٍ
herşey
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَىْءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
قَدْرًا
bir ölçü
İsim
Kök: قدر
Dilbilgisi (i'rab)
قَدْرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Kadınların iddet süreleri biteceğinde, onları ya uygun bir şekilde alıkoyun, ya da onlardan ayrılın; içinizden de iki adil şahit getirin; şahidliği Allah için yapın; işte bu, Allah'a ve ahiret gününe inanan kimseye verilen öğüttür. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınan kimseye kurtuluş yolu sağlar, ona beklemediği yerden rızık verir. Allah'a güvenen kimseye O yeter. Allah, buyruğunu yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü var etmiştir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onu hesap edemeyeceği bir yerden rızıklandırır. Kim Allah’a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz ki Allah emrini yerine getirendir. Elbette Allah her şey için bir ölçü koymuştur.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And He provides for him from (sources) he never could imagine. And if any one puts his trust in Allah, sufficient is (Allah) for him. For Allah will surely accomplish his purpose: verily, for all things has Allah appointed a due proportion.

A. Yusuf Alipublic-domain

and will provide for them from an unexpected source; God will be enough for those who put their trust in Him. God achieves His purpose; God has set a due measure for everything.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And will provide for him from (a quarter) whence he hath no expectation. And whosoever putteth his trust in Allah, He will suffice him. Lo! Allah bringeth His command to pass. Allah hath set a measure for all things.

M. Pickthallpublic-domain

And will provide for him from where he does not expect. And whoever relies upon Allāh - then He is sufficient for him. Indeed, Allāh will accomplish His purpose. Allāh has already set for everything a [decreed] extent.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فإذا قاربت المطلقات نهاية عدتهن فراجعوهن مع حسن المعاشرة، والإنفاق عليهن، أو فارقوهن مع إيفاء حقهن، دون المضارَّة لهن، وأشهدوا على الرجعة أو المفارقة رجلين عدلين منكم، وأدُّوا- أيها الشهود- الشهادة خالصة لله لا لشيء آخر، ذلك الذي أمركم الله به يوعظ به مَن كان يؤمن بالله واليوم الآخر. ومن يخف الله فيعمل بما أمره به، ويجتنب ما نهاه عنه، يجعل له مخرجًا من كل ضيق، وييسِّر له أسباب الرزق من حيث لا يخطر على باله، ولا يكون في حسبانه. ومن يتوكل على الله فهو كافيه ما أهمَّه في جميع أموره. إن الله بالغ أمره، لا يفوته شيء، ولا يعجزه مطلوب، قد جعل الله لكل شيء أجلا ينتهي إليه، وتقديرًا لا يجاوزه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?