← Sure 66

66:3

وَإِذْ أَسَرَّ ٱلنَّبِىُّ إِلَىٰ بَعْضِ أَزْوَٰجِهِۦ حَدِيثًا فَلَمَّا نَبَّأَتْ بِهِۦ وَأَظْهَرَهُ ٱللَّهُ عَلَيْهِ عَرَّفَ بَعْضَهُۥ وَأَعْرَضَ عَنۢ بَعْضٍ ۖ فَلَمَّا نَبَّأَهَا بِهِۦ قَالَتْ مَنْ أَنۢبَأَكَ هَـٰذَا ۖ قَالَ نَبَّأَنِىَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْخَبِيرُ

Kelime kelime

وَإِذْ
ve hani
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِذْİsimzaman zarfı
أَسَرَّ
gizlice söylemişti
Fiil
Kök: سرر
Dilbilgisi (i'rab)
أَسَرَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
İsim
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّبِىُّİsimeril، merfû (nominatif)
إِلَىٰ
birine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
بَعْضِ
biri
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضِİsimeril، mecrûr (genitif)
أَزْوَٰجِهِۦ
eşlerinden
İsim
Kök: زوج
Dilbilgisi (i'rab)
أَزْوَٰجِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
حَدِيثًا
bir söz
İsim
Kök: حدث
Dilbilgisi (i'rab)
حَدِيثًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَلَمَّا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
نَبَّأَتْ
(eşi) haber verdi
Fiil
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
نَبَّأَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
بِهِۦ
onu (sözü)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
وَأَظْهَرَهُ
ve onu muttali kıldı
Fiil
Kök: ظهر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَظْهَرَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
عَلَيْهِ
ona (peypambere)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
عَرَّفَ
bildirmişti
Fiil
Kök: عرف
Dilbilgisi (i'rab)
عَرَّفَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بَعْضَهُۥ
onun bir kısmını
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَأَعْرَضَ
ve vazgeçmişti
Fiil
Kök: عرض
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَعْرَضَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَنۢ
bir kısmından da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنۢEdatharf-i cer (edat)
بَعْضٍ
diğerinin
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَلَمَّا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
نَبَّأَهَا
eşine haber verince
Fiil
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
نَبَّأَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
بِهِۦ
bunu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
قَالَتْ
(eşi) dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
مَنْ
kim?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنْİsimsoru
أَنۢبَأَكَ
sana söyledi
Fiil
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
أَنۢبَأَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
هَٰذَا
bunu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
قَالَ
dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
نَبَّأَنِىَ
bana söyledi
Fiil
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
نَبَّأَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
نِىَİsimzamir، son ek، 1. tekil
ٱلْعَلِيمُ
bilen
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَلِيمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
ٱلْخَبِيرُ
haber alan
İsim
Kök: خبر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
خَبِيرُİsimeril tekil، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. O, bunu Peygamberin diğer bir eşine haber verince, Allah da Peygambere durumu bildirmiş, o da bir kısmını yüzüne vurmuş bir kısmını yüzüne vurmaktan geri durmuştu. Eşine, gizlice söylediği şeyibaşkasına nakletmiş olduğunu bildirince, eşi: "Bunu sana kim haber verdi?" demiş, o da: "Bana, herşeyi bilen ve herşeyden haberdar olan Allah haber verdi" demişti.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber (eşine) bir kısmını bildirmiş bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: "Bunu sana kim söyledi?" dedi. Peygamber "Bilen, her şeyden haberi olan Allah bana söyledi." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Hani Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. (Fakat eşi) o sözü (başkasına) bildirip Allah da bunu (Peygamber’e) açıklayınca, o da (konunun) bir kısmını (eşine) bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. (Peygamber) bunu ona (eşine) bildirince, (eşi) “Bunu sana kim bildirdi?” diye sormuş, o da “Bilen, haberdar olan (Allah) bana bildirdi.” demişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

When the Prophet disclosed a matter in confidence to one of his consorts, and she then divulged it (to another), and Allah made it known to him, he confirmed part thereof and repudiated a part. Then when he told her thereof, she said, "Who told thee this? "He said, "He told me Who knows and is well-acquainted (with all things)."

A. Yusuf Alipublic-domain

The Prophet told something in confidence to one of his wives. When she disclosed it [to another wife] and God made this known to him, he confirmed part of it, keeping the rest to himself. When he confronted her with what she had done, she asked, ‘Who told you about this?’ and he replied, ‘The All Knowing, the All Aware told me.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

When the Prophet confided a fact unto one of his wives and when she afterward divulged it and Allah apprised him thereof, he made known (to her) part thereof and passed over part. And when he told it her she said: Who hath told thee? He said: The Knower, the Aware hath told me.

M. Pickthallpublic-domain

And [remember] when the Prophet confided to one of his wives a statement; and when she informed [another] of it and Allāh showed it to him, he made known part of it and ignored a part. And when he informed her about it, she said, "Who told you this?" He said, "I was informed by the Knowing, the Aware."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وإذ أسرَّ النبي إلى زوجته حفصة - رضي الله عنها- حديثا، فلما أخبرت به عائشة رضي الله عنها، وأطلعه الله على إفشائها سرَّه، أعلم حفصة بعض ما أخبرت به، وأعرض عن إعلامها بعضه تكرما، فلما أخبرها بما أفشت من الحديث، قالت: مَن أخبرك بهذا؟ قال: أخبرني به الله العليم الخبير، الذي لا تخفى عليه خافية.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?